Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
578
 

Tende taze can var hala

Mevsimlerin en güzelidir kimisi için bu aylar. Usul usul düşen kar taneleri kimisi için gizler ayaklar altındakini. Kimisi sadece düşüşünü izler.
Sevmek hava günlük güneşlikken daha kolay gelir insana. Anlık heyecanlara meyil verir yürekler. Ve bedenler gibi açıktır yürekler. Savunmasız ama davetkar. Ve gelişi gibi gidişide ansızın olur. Ardından ' bir yaz aşkıydı' denir sadece. Sorgulanmaz ötesi-berisi.

Zordur kış. Çetin geçer günleri. Ve zordur aşkında bu aylarda olanı. Bedenler buz kesmeye yakınken, yürekler tiril tiril titrerken o yakıcı ateşi ile kapıyı çaldığında aşk; beraberinde getirmiştir aslında gecenin ayazınıda.
Hemen hemen bu zamanlardı seninde bana gelişin. Henüz başımdaydı kavak yelleri ve daha yeni uğurlamıştım günümü güneşimi. Üşüyordum. Üşüyordun. Herşeyim tamdı da, bir sendin eksik kalan. Ve birkaç yıl öncesinin kışına denk geliyor salkım saçak sevdalanmam.

O çılgın sevdaları sarmadan hasret yıktı çoğu kez tahtımı. Lakin tende hala taze can vardı. En umulmadık anda karşıma çıkan şansımdın benim. Üşüyordum. Üşüyordun ya hani. Bir çılgın sevdaydı fitilimizi ateşleyen. Geceleri soğuk olurdu orada. Rüzgar en iyi dansını yapardı camda. Kulaklar işitirdi uğultuları. O anlarda açıp perdeyi derin bir nefesle buğu yapıp cama parmak uçlarımızla işledik baş harflerimizi. Rüzgar esiyordu. Hava soğuktu. Kıştı. Kardı borandı. Umursamadık.

Bir el kadar uzaktı artık o sıcak meltemler. Güneş gözlerinin ardında saklıydı sadece. Dokunduğumda ısınırdım. Baktığımda erir. Günler birbirini kovalayıp durdu. Artık aylar öncesiydi o buğulu cama yazılan. İlk günü son günü yoktu bu aşkın. Her gün ilk gün ki gibi başlıyor onun gibi bitiyordu. Ve o zamanlarda anladım. Her rüyada o'ydu görülen. Ve sabaha onun koynunda uyanılırdı. Sayılı gündü, çabuk bitti. Aşk, güzeldi İzmir'de.

Ardından bir göçtü yaşanan. Eşyalar değildi sadece çekmecelerden çıkan. Her birinde yüreklerin ağırlığı vardı.
Güneş artık telefon mesajlarında saklıydı. Isınmak için dokunmak yerine sesini duymak gerekiyordu. Gel zaman..- Git zaman. O da çabuk geçti.

Meskeni değişmişti artık yüreklerin. Üzerine koyarak artıyordu sevdam. İnanmıyordum artık Roma'da ki aşkın başka olduğuna. Ve aşk benden ibaretti aslında.

Artık yıllar öncesine denk geliyordu ilk öpüşler. Eskiyorduk. Çocuklar büyüyor, bedenler yaşlanıyordu. Bir aşktı taze kalan. Ve yanındayken önemi yoktu gecenin yada gündüzün. Yazın yada kışın. En güzeliydi aşkların. Ve dudaklarımıza mühürleyip seni seviyorum cümlesine imzamızı bıraktın tenlerimizde.

Gel-gitlerimiz başladı bir zaman sonra. Doğrularımız birden fazla oluyordu kimi zaman. Ve kıyaslar başlıyordu. O zamanlar böyle değildi diyerek. İzmir böyle değildi.

Geçiyordu yıllar. Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir cümlesinin haklılığını sorgulamadım o anlarda. Değişiyordum. Değişiyorduk. Uzun uzun susuşlarımız bu anlara denk geliyordu hep. Ne zaman değişimden söz etsek inkar edercesine susuyordum.

Üzdüm. Üzüldüm. Aşktı bu elbet. Bedelleri vardı muhakkak. Ne düşerse payıma çekmeye hazırdım. Bazen kelimelerden yoksun bırakılmış cümlelerdi karşıma çıkan. Bir bakışın anlatabildiği. Bazen uykuya sövmekti o koca yatakta tek başına.

Lakin tende taze can vardı hala. Ödenen bedellerin ardından bir el kadar uzaktı artık ısınmak. Ve güneş gözlerinin ardında saklıydı. Yaz aşkı değildi bizimkisi. Kıştı. Kardı borandı yüreğim yüreğine akarken. Önemli değildi İzmir'i. İstanbul'u. Aşk, sen varsan aşktı.

Şarkı : Serkan - Mühür

30/12/08

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben sende bütün aşklarımı temize çektim. Onu hatırlattı yazın. Gün geliyor temize çektiriyor tüm, her şeyi. Ondan öncesi ve sonrası yok gibi... Aşk! Çok zor be. Çok zor. Allah kimsenin başına vermesin. :)) Hele ki böylesini...

Ayrıntıda gezinmek 
 24.12.2009 3:28
Cevap :
Aşk dediğin iki ucu keskin bıçak değil midir ? Ne yana dokunsan sızar içindeki kan. Kan kaybından ölürüm dersin, ölmek sandığın kadar kolay olmaz, öğrenirsin. Kesiklerimle yaşarım dersin, ne yara bandı bulunur elinin altında, ne de kabuk bağlar yaran zamanla. Aşk dediğin beyaz bir sayfa değil midir aslında ? Başlığı sen olursun, yazarsın sayfa sayfa. Her virgül molan olur kendine kaçtığın, her noktada biter sanırsın kanamaları yaraların. Yalnızlık sadece etrafındaki insanların yokluğu ile tarif edilmiyormuş, anlıyor insan. Aynada kendine tahammül edemediğin zamanlara denk geliyor en büyük muamman. En iyi yazarların afili cümleleri tamamlamıyor kimi zaman boşlukları, aşkın yalın halini yaşadığı zaman anlıyor insan. Şimdi ne bir bıçaktır aslında aradığım, ne de beyaz bir sayfa. Boşver aynaları, onları da kaldırdım tavan arasına. Öylesine kir pas içindeyim ki nasıl temize çekilirim bilmiyorum. Aslında haklısın, zaman onunla başlıyor onunla son buluyor. Şimdi tenime taze can aranıyor..  24.12.2009 22:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 107
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 580
Kayıt tarihi
: 24.03.09
 
 

..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster