Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Temmuz '07

     
    Kategori
    Tenis
    Okunma Sayısı
    460
     

    Tenisin dünya kupası Wimbledon

    Wimbledon... Bu isim sadece tenise gönül verenler, tenisseverler, izleyici olarak tenis sporunu takip edenler, yaşamının bir döneminde eli raket tutanlar değil ama çok sporla haşır neşir olan dünya gündemini gözucuyla takip eden her birey için tanıdık olacaktır. Şu bu gerçek ki, tenis dünyasının en eski ve en ciddi organizasyonu olarak Wimbledon yine bir heyecan katacak günümüze.

    Artık çocukluğumun gelişme evresine özümden gelen istekleri, heyecanları, eğilimleri katmaya başlamıştım. Bir 87 senesini hatırlıyorum. Henüz daha ayva tüyleri yeni çıkmış sapsarı saçlı sapsarı kaşlı gencecik bir alman çocuk wimbledonda final oynuyor; bununla da kalmıyor kupayı ellerinin arasına alıp yukarı kaldırıyordu. İşte o andan itibaren tenis hayatımda yer etmeye başladı. Seneyi 4 dilime kesen grand slamlerin her birini dört gözle bekler şimdilerdeki gibi reyting akıntısına kapılmayıp düzgün ve geniş yelpazeli spor yayınlarıyla beni mutlu eden TRT'nin karşısına geçer saatlerce bıkmadan usanmadan tenis izlerdim.

    Arkadaşlarım zili çalıp beni dışarı çağırır, ben onları bir şekilde bertaraf eder ve tekrar koşa koşa televizyon karşısına geçer seyir zevkimin keyfini çıkarırdım. İşte yıllar böyle birbirini kovaladı, hayat gailesine ruhen ve bedenen kapılınca biraz daha arka planda kaldı benim tenis aşkım. Bu arada elbette birkaç kez de olsa raketi de elime alabilmiş ve o kort denen sihirli havayı solumuştum. Ama seyretmek çok daha tatmin ediyor, çok daha gülümsetiyordu beni.

    Şimdi sene 2007. Wimbledon'la tanışmamın üzerinden tam 20 sene geçmiş. Ama daha bir buruk, görselliğimi besleyemeden, gazeteden, internetten takip ediyorum olan biteni. Özel kanalların olmadığı, sadece 2 kanalıyla 3 kanalıyla milyonlara yetişmeye çalışan TRT'nin yayın politikasını gelin siz sorgulayın. Yüzlerce kanalın ve kat be kat rekabetin alıp gittiği reyting odaklı yayınların içine yazık ki TRT de düşmüş. 4 kanalından sadece birine sadece 2 hafta sürecek ve sadece birkaça değil milyonlara hitap edecek turnuvayı vermeme sebebi ne olabilir? Bu sorumsuzluk, umarsızlık, yetisizlik nasıl yorumlanabilir?

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
     
     

    Wimbledon ile ilgili yazınıza katılmamak mümkün değil. Neyse ki Eurosport gibi bir alternatif var da Fransa Bisiklet Turu, Wimbledon, yüzme yarışları, masa tenisi, voleybol, plaj voleybolu gibi branşları da izleyebiliyoruz. Pink Floyd ile ilgili düşüncelerinizi merak ettim.

    Yüzücü 
     29.07.2007 22:53
    Cevap :
    Merhabalar, Adaşız sanırım benim ismim de Ahmet :) Yorumunuz için teşekkürler.Sayfanızı henüz inceleme fırsatım olmadı şöyle bir bakındım ama gördüğüm kadarıyla siz de bir spor düşkünüsünüz.Ve fakat hayatınıza bunu homojen bir şekilde yaydığınızı hisseder gibiyim.Maalesef iş hayatı koşturma derken artık spora pek vakit ayıramıyorum ben.Yüzme ile ilgili yazılarınızı takip edeceğim.Aslında yüzmeyi hayatımın bir parçası haline getirmek ben de istiyorum bakalım ;) Pink Floyd'a gelince o apayrı bir açılım elbette.Zihnimdeki müzik olgusunu tek başına kaplayacak büyüklükte..Evet yazayım onu da..Yakında.. Sağlıcakla,  30.07.2007 8:49
     
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 1
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 460
    Kayıt tarihi
    : 25.06.07
     
     

    Adım Ahmet. 28 yaşındayım, İstanbul'da yaşıyorum. İ.Ü Elektronik Müh. mezunuyum ve IT sektöründe çal..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster