Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '07

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
18272
 

Tepenin gözleri ve ilginç hikayesi

Tepenin gözleri ve ilginç hikayesi
 

Film nedir? Sadece 100 dakikalık bir sanat mıdır?

Çoğumuz filmleri seyreder güler, ağlar, korkarız. Kamera arkasına pek bakmayız. Oysa oralarda ne yaşamlar vardır?

Bir film için önce sağlam bir senaryo gerekir. Tarihi, yaşanmış bir olayın filmi yapılacaksa yoğun bir araştırma yapılır. Olayın tanıkları dinlenir. Kütüphaneler taranır. Hikaye sinema için sinema dilinde tekrar yazılır. Senaryo deyip geçmeyin, Lost adlı dizinin tam 25 senaryo yazarı var.

Şimdi size ilginç bulduğum bir film ve filme ilham veren daha da ilginç hikayesini aktaracağım.

Filmimiz korku filmi. Yönetmen, senarist Wes Craven bol bol karanlık, dehşet verici bir müzik, saldırganın görüş açısıyla kamera çekimini kullanarak standart bir korku filmini rahatlıkla yapabilir. Ama o sıradışı bir film yapmaya karar vermiş. İşte o film: 1977 yapımı ve 2006'da tekrar çekildi. Devamı ise bu yaz sinemalarda gösterime girecek. Tepenin Gözleri (The Hills Have Eyes) filmi nükleer bomba patlaması ve duygusal bir müzikle başlıyor. Başka patlamaların ardından bombadan dolayı sakat doğmuş çocuk fotoğrafları araya giriyor. Girişi çok etkileyici.

Filmin konusu ise budur: ABD hükümeti nükleer denemeler yaparken çöldeki bölgeyi boşaltmış ama bir madenci kasabasındaki insanları unutmuştur. Bombadan kurtulmayı başaran insanlar radyoaktif serpintiden etkilenerek birer ucubeye dönmüşlerdir. Bölgede besin kaynağı da kalmadığı için civardan geçen insanlara tuzak kurarak onları yeme şeklinde bir beslenme düzeni geliştirirler. Hükümete de çok kızgınlardır. Çölde kendi kanunlarını koyarlar. Kalabalık bir Amerikan ailesi tatil için bölgeden geçerken benzincideki pompacı onları ucubelerin yaşadığı bölgeye yönlerdirir. Film bu aile ile ucubelerin mücadelesini anlatıyor.

Buraya kadar yazılanlara bakarak sizce bu film savaş karşıtı bir film mi?

Şimdi de filme ilham kaynağı olan olayı anlatalım.

Wes Craven kütüphanede bir İskoçya efsanesini okur. 15. yüzyılda yaşadığı sanılan Sawney Bean tembel birisidir. Dürüst yollardan geçinme kaygısı yoktur. Karısıyla birlikte kasabayı terk ederek yakınlardaki mağaraya yerleşir. Bölgeden geçen insanları öldürüp mallarına elde etmeye yönelik bir yaşam tarzı geliştirir. Derken Bean ailesinin çocukları olur ve onların ensest ilişkilerinden de torunları olur. Yaklaşık 50 kişilik dev bir aile haline gelirler. Bu dev aileye soygunlar yetmez olur karınlarını doyurmak için öldürdükleri insanları yemeye başlarlar. Kasaba sakinleri insanlar kaybolmaya başlayınca suçluyu kendi içlerinden bulmaya çalışırlar. Kuşkulu hareketleri görülen masum insanları öldürürler. Bean ailesinin düzeni ellerinden kaçırdıkları bir kasabalı nedeniyle bozulur. Kasabalı Bean ailesinin yerini gösterir. Aile fertleri diri diri yakılarak öldürülürler.

Korku filmi hayranları filmi çok sevdiler. Ancak ben filmi değil yönetmen, senarist Wes Craven'in araştırmacı ve günümüze uyarlamacı zekasını daha çok sevdim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 150
Toplam yorum
: 850
Toplam mesaj
: 159
Ort. okunma sayısı
: 2870
Kayıt tarihi
: 14.01.07
 
 

1975 Aydın doğumluğum, bir Ege sevdalısıyım. Dostluğa, arkadaşlığa önem veririm...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster