Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Hakan Karaduman (Akdenizli)

http://blog.milliyet.com.tr/akdenizli

07 Haziran '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
820
 

Ter...

Ter...
 

Ter içinde bırakılmış bir gerçekten daha cömert olan nedir ki?

Gerçek asla "tüm çıplaklığı" sevmemiştir. Kimsenin onayını da almaz. "Öz", bir yaprak olup örtecektir parlayan terli tenini. O haldeyken bile asla çırılçıplak olmayacaktır.

Gerçeğin hep bir donu olacaktır. Gerçeğin donu...

'Gerçeğin de geleceği yoktur

Davut heykeline bakan her göz için farklı bir gerçek.

Gerçek ne işimize yarıyor o zaman? Güncel hayatımızda veya birgün içinde kaç gerçekle karşılaşırız? Siz gerçeğin ne kadar içindesiniz?

Bir kelimenin anlamını tanımlarken zıt anlamdaki kelimelere yönelmek iyi bir yöntemdir. Hani "arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyim" önermesinden, "arkadaş olmak istemeyeceklerini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim" çıkarımı gibi.

Akın karşıtı siyah, soğuğun karşıtı sıcak, aydınlığın karşıtı karanlık, aşkın karşıtı hissizilik, sonsuzun karşıtı küçük'tür veya "başlangıçtır" diyebilirim. Peki gerçeğin karşıtı ne olmalıdır?

Gerçek; bize ait olmayan, bizim dışımızda, bizi kendine çeken, zorlayan, kabullenmemizi bekleyen, yaşamımıza zorla giren, bir kesinlik o an için; yaşamdan çok kendi dinamizmi olan bir diretme ise,

gerçeğin tam tersi kavram hangi kelime olmalı?

Hatta eklersem, "gerçeğe en yakın yaşayan hayvanlardır" dersem;

gerçeğin zıt anlamlısı, "unutmaktır" derim önce.

Hayvanların hafızaları olmadığını, rüya görmediklerini, anılarının olamayacağını söyleyen arkadaşlarımın yanılgı içinde olduklarını söylemeliyim.

Evet, unutabilmek, hatta geçmişinizin olmaması gibi. Yanlış anlaşılmasın lütfen, "unutalım herşeyi" önermesinde bulunmuyorum, sadece tanımlıyorum.

Ayrıca onca güzel anılarımı neden unutayım ki?

Gerçek kelimesinin zıt anlamlası başka bir kelime arayışına çıkmış olsaydım karşıma ilk çıkacak olan ne olurdu?

"Hayal" olurdu örneğin. Hayal, sizce gerçek değil midir?

Rüya sizce gerçek midir?

Rüya görürken beyninizde birçok karmaşık biyokimyasal -yani maddesel- reaksiyon olurken nasıl gerçek dışı kabul ederiz? Veya hayal kurduğunuzda gelişen tüm biyokimyasal heraketleri..

Aynı terimin karşıtı yine aynı kelimeyse eğer?

Örneğin, sonsuzun karşıtı yine sonsuz ise eğer? Sonsuz bir uzunluğun sonsuz bir kısa uzunluğa zıt koşulmasından, sonsuzluğun karşıtı da yine sonsuz olacaktır.

Gerçeğin de karşıtı yine gerçek olacaktır.

İşte bu yüzden; gerçeğin de geleceği olmayacaktır.

Hiçbirşey gerçek olmadığı gibi, herşey de "dibine" kadar gerçektir.

"Soyut" kavramı yoktur, herşey somuttur. Rüyalar da hayaller de, hisler de maddesel tepkilerden oluşan somut kavramlardır.

Tanrı tüm bu tanımların içinde nerededir?

Doğum eylemini başaran insan, yaşama sıra geldiğinde tökezler. Sanki birileri onu zorla çağırmıştır ve bazen işler ters gittiğinde bilinmeyen güce yönelerek "ya düzelt bu durumu yada seni sorumlu tutarım!" çaresizliğine -en insani tanımla- veya bencilliğine -meteryalist yaklaşımla- girer. O an için tüm çaba "bir kabustan uyanacağı müjdesini" birisinin gülümseyerek vereceğine duyduğu umut kırıntılı sestedir kulağı. Bir diğer yandan da kırıntların işe yaramayacağı derin bir "kara off'un" ardından sorumluya haykırışın peşi sıra tekrarı ve ardından çaresiz kabullenişidir!

Milyarlarca insan, trilyonlarca canlı, sonsuz olasılıktaki istem ve dilekler... İnanılmaz birbirine bağlanmış ve bütünlenmiş denge. Kabuğunu fark eden insan ve sonuçları.

Sizin Tanrı'ya ne kadar ihtiyacınız var?

Tanrı'nın size ne kadar ihtiyacı var?

Her iki sorunun dışında hiçbirşeyin farkında olmama durumu.

Sorular gerçeği dürter. Gerçek sorularla beslenir ama sevmez.

Dünyadan uzaklaşanlar bencilleşirler, zaman hırsızı olurlar, melankolikleşirler. Korkularından, güvensizliklerinden örerler duvarlarını. Öz'de tanımlanan, yaşamı bir diğeri için çekilir kılmaktır. Diğer insan için yaşamı yaşanabilir yap, zorluğunda yardım et, elini tut. Uzaklaşmış, kendi içindeki aynalara hapsolmuş birinin, olmayan birine hoşgörüsü sınırlı olacaktır. Bu temelden beslenen insan gruplarında; yerleşik düzende yaşamak istemi, kendine has gruplar oluşturmaları, doğruyu sorgulamaya izin ve zaman vermemeleri, çekirdekten bilinçaltı oluşturmaya yönelik çabalar dikkat çeker. Her söz ve tavır dikkatli izlenir. Hataya yer yoktur. Tanrı onları sürekli izlemekte, hatta tüm işi bu insanlarladır onlara göre.

Umursanmıyorsanız?

Umursanıyorsanız?

Farkında değilllik...

Evrenin hiçbir zaman bir tane olabileceğine inanmadım. Öğrenmek insanı büyütmez, küçültür. Okuyup öğrendikçe dünyamız küçülür. Size büyüdüğü söylenir ama siz bakmayın onlara. Dedikleri doğru olsaydı dünyada bunca zulüm, kargaşa, ve iğrençlikler olmazdı. Okursunuz, öğrenirsiniz dünyanın ne kadar büyük olduğunu kavrarsınız. Siz küçücük olmaya başlarsınız. Amaç bir nokta olmak değil midir? Bir cümlenin sonunda "bana ait" dediğiniz, iz bırakmayı istediğiniz ve herşey bittiğinde sonuna koyacağınız "kendiniz", yani; "bir nokta olabilmek" değil midir?

Bir nokta olabilmek isteği değil midir bizi yücelten.

Tüm kozmosun sadece bir nokta olabileceği gibi...

Kötü düşünen kötüdür. Kötü düşünce kötü kokan bir wc nin penceresinden en güzel manzarayı seyretmeye benzer. Kaşınan bir yara gibidir, kaşıdıkça zevklenir ardından başlayan sızıyla irkiliriz. Kötü hissettiğimizde kendimizi, kötü sözcükleri dile getirmek, yansıtmalar yapmak (konversiyon) bizi rahatlatır ama sesimiz ve yaydığımız koku yayıldıkça çoğalır karamsarlık. Uzar gider sözler, karşı dağın kötülük yamaçlarından uzar gelir zehirli sarmaşıklar. Kötü; gerçekle buluşur. "Demiştim" demenin artık kimseye bir yararı olmayacaktır.

Kötü düşünce, kötü olasıkları düşünmektir. Bardağın boş tarafı, kaşınan yara, manzarası güzel wc'inin.

Ne zaman çıkacağınızı bilmelisiniz: Kokular içinde bunalmak mı, yaranızı kanatmak mı, havada boğulmak mı?

denge...

ve

gelecek...

Tüm meraklar toplanır üzerilerinde. Gelecek, olacaksa, bu denge içinde olmalıdır. Geleceği kimse bilemez.

İşte Tanrı burada tanım bulur.

Tanrı geleceği bilendir.

Diğer Yönlerinden hep çalarız.

Yaşananların bir sorumlusu yoktur, sorumluları vardır.

"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşcesine" demez miyiz keyiflendiğimizde?

Yanlı kalma isteği ve kendine dönme, paylaşmama isteği, içindeki aynalara hapsolma, kişiyi en büyük bencil yapar. Kişi, kendi kafasında ve yanlız dünyasında büyüdükçe büyür. Herşey büyür. Tek bir yaşam-o-, tek bir sorumlu arar. Bulduğunu sandığında artık küçülmeye başlamıştır.

İşte o yüzden kötü şeyleri düşünen kendini hep kötü hissedecektir.

Kötü düşünen kötüdür.

Bir bardak su dökün saksıdaki kurumakta olan çiçeğe ve deyin ki; penceremden insanlar ne kadar büyük görünüyorlar.

"Ben bir aynayım" öğretisine Anadoluca bir söylem ekleyin.

Yedi farklı açıdan bakın aynaya; yukarıdan aşağıya yedi kat. Yedinci kattan baktığınızda en altta gördüklerinizi köle sanmamanız için; en alttan baktığınızda en üstte gördüğünüzü Tanrı sanmamanız için;

siz aşağıdan 3. olun. Aynada gördüğünüz siz olsanız da.

Binlerce sayfalık bir kitabın giriş bölümünde yazdığı gibi;

"mutluyum nefes alıyorum".

Bir nefestir tüm bir yaşam, hepsi bu...

ter

soluk soluğasın, ara ver biraz

soluklan

son'a eklerden sonra,

son hep aynıdır

yaşananlardan sonra

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gerçekle hayal birbirinin içinde gizli ... saygı ve sevgiyle

Meral Yağcıoğlu 
 12.06.2007 14:50
Cevap :
Teşekkür ederim değerli yorumunuz için. sağlıcakla kalın.  12.06.2007 15:55
 

Ne kadar doğru, birbirinin zıttı gibi görünse de "gerçek"le "hayal" iç içe, birbirinin peşinden gidiyor gibi. Ne kadar güzel bir yazı. Bazen bir doktoru değil de bir filozofu okuyormuş gibi hissediyorum sizin yazılarınızı okurken. :) Felsefe ile tıp arasında bağlantı kurabiliriz aslında. İnsanı bir doktor kadar kim anlar acaba? Bu yüzden tanıdığım tüm doktorlarda hep humanizm yakalamışımdır. Sevgi, saygı ve dostlukla .

Özlem Akaydın 
 09.06.2007 17:40
Cevap :
Özlem Hanım, meleklerin kalbini taşıdığınızı hissederim herzaman sizin. Yanılmamış olmalıyım ki hekimlerin filozofi yönleri olduğunu söylemişsiniz. Çalıştığım hastanede 70 doktorun kaç tanesinin kitap okuduğunu, dünyayı takip ettiğini, bırakın dünyayı internete girdiklerini size söylesem şok geçirirsiniz. Ama güzel bir önyargı, bırakalım öyle kalsın. Çok teşekkür ederim değerli yorumunuz için. sağlıcakla kalın.  10.06.2007 7:45
 

Biraz daha gerçek ve biraz daha yoktur. Farklıdır senin ve benim gerçegimiz aynaya sen ve ben hep farklı bakacagız. Ki aynı yanlardan bakıyor olsak bile. UNUTMAKTANSA GERÇEK OLMAK GÜZEL. sevgilerimle...

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 09.06.2007 11:45
Cevap :
Unutmak ve gerçek; üzüm çekirdeğini ufalayıp yemekten, balinanın etine kadar yiyen insan için birbirinin panzehiri olacaktır. Ama en uzak; uzağın söyleyebileceği en uzak taraflarda duracaklardır.-bence- Çok teşekkür ederim değerli yorumunuz için. sağlıcakla kalın.  09.06.2007 15:12
 

Herşeyden önce şunu söylemek istiyorum, müthiş bir emeğin ürünü bu yazı. Akademik değeri var benim göümde. Felsefe biliminde bir bitirme tezi taşıyacak değerde. Katılmadığım nokta ise şu: Geleceği aslında Tanrı da bilemez. Bunu iki gerçeklikle açıklamaya çalışacağım 1) Tanrı, yeryüzündeki insanoğullarının açlıktan, savaşlardan, doğal dengesizlıklerden, güçlünün tahakkumunden, eğitimsizlikten vs hallerinden dolayı imha olmasını kabullenemez. Tanrısal tanıma aykırıdır. 2) Tanrı, insanoğluna verdiği akılla ona geleceği planlama ve yaratma şansını tanımıştır. Bu yüzden gelecekle ilgili olark Tanrıyı sadece bir ombudsman olarak algılayabılırız. Ve, ben, Tanrının sadece Tanrı olduğuna inanıyorum...

yeşilsoğan 
 09.06.2007 11:23
Cevap :
Geleceğin gerçeği yoksa eğer, gerçek olmayanları bilmektir asıl mesele...Geleceği bilmek gibi. Abartman hoşuma gitti, ama sadece hoşuma gittiğiyle kalmasını isterim. Çok şeyler bilenler konuşma gereği duymayacak kadar benciller. Hatta bir adım daha ileri gidip şunu da söylemek isterim; bu ülkede yazı yazdığı gazeteyi bile okumayan yazarlar olduğunu görebiliyorum. Yazmak, sanat gibi uğraşlar bir iş değildir; sadece verirsiniz. Alanların ne işi varsa bazıları avuç açmayı maharet sayıyor. Ruh terini hangi mendille sildiğin önemli, gerisi tırriki...sağlıcakla dostum, sağlıcakla kal.  09.06.2007 15:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 470
Toplam yorum
: 1750
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 540
Kayıt tarihi
: 28.08.06
 
 

Ateşten denizleri mumdan gemilerle geçmeye" benzer hayatımız. Mutlaka mavi gökyüzü görünecektir. Gid..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster