Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Haziran '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
2366
 

Terk edilme korkusu

Terk edilme korkusu
 

Aşk kurşun yemektir.

Aşk kurşunlardan kaçmak değil, bedenimizi kurşunlara açmaktır. Bazı kurşunlar bedenimizi deler geçer . Bunlar acı vermediği gibi bize haz da vermez; çünkü hazzın temelinde merak duygusu vardır. Bu merak, yarın ne olacağını öğrenme kaygısı değildir. Bu merak dayanıklılık testidir. Acıya ne kadar dayanıklı olduğumuzu ölçmek yani sınırlarımızı keşfetmek….

Sınırlarımızı ölçüp de ne olacak?

Kendi duvarımızın ne kadar kalın olduğunu test ettiğimizde özgüvenimizin şiddetini de saptamış oluruz. Özgüvenimizin şiddeti , temel korkularımızın en önemlisi olan “ölüm” duygusunu azaltır. Özgüven ölüm korkusundan oluşan güçlü bir alkolü hafifleten sodadır. Özgüven sodadır…Ölüm korkusu ise sek içildiğinde bizi çarpan sert bir viski…

Çok hızlı aşklar yaşayanlar, sık sevgili değiştirenler, aslında tartıya çıkmaktan korkan obezlerdir. Öyle ya tartıya çıksa zaaflarını öğrenecek, duvarının inceliği ortaya çıkacak. Böyleleri aslında ölüm korkusuyla kardeş olan yalnızlık duygusundan kaçmanın yolu olarak bunu bulmuşlardır.

Aşk kurşun yemektir. O kurşunla yaşayıp acının sınırlarını keşfetmek, böylece “güç”e sahip olunduğunu ispatlamaktır. Acıyı hazza dönüştüren, ölüm korkusunu gideren “özgüven”i yakalama başarısını göstermektir.

Özgüven arabanın hava yastığıdır. Bunun çalışıp çalışmadığın kontrol etmek için duvara toslamaktır. Duvara toslamak ise bilgisayara bakım yapmak gibi elzem bir davranıştır.

Aşk eninde sonunda frenleri patlayacak ve duvara toslayacak bir arabadır.

Hani bazen bıçağı bedenimize dokundururuz. Acır bedenimiz. Biraz daha… Acı artar. Biraz daha… Biraz daha… Bedenimizi yaralamadan acıya ne kadar katlanabiliyoruz, bunu ölçeriz.

Aşk bıçağı bedenimize batırıp da acıya dayanma sınırımızı ölçmektir..

İşte bütün bu testleri yapıp da duvarımızın ne kadar sağlam olduğunu fark edip kalemizde güvenli bir şekilde otururken terk edilme korkusu gelir.

Sizin muhkem bir yapıya dönüştürdüğünüz kaleniz hiç ummadığınız ve daha önce test etmediğiniz duvarlardan yara almaya başlar. Hiç karşılaşmadığınız türden toplar kalenizi ateş altına alır.

Bilmediğiniz silahlar karşısında kendiniz çaresiz hissedersiniz.

Aşk tavan yapmış bir borsada , borsacının kağıtları ne zaman elden çıkarırsa kar edeceğini hesaplamak zorunda kalmasıdır. İşte borsa tavan yaptığında terk edilme korkusu bir karabasan gibi çöker.

Terk edilme korkusu kardan zararı hesaplama iki yüzlülüğüne götürür insanı.

Yaşanan güzel günler kar hanesine yazılır, sevgili kaybedildiğinde ise edinilen alışkanlıklardan nasıl kurtulacağı düşünülür. Ona aldığınız hediyelerin akıbetini kurgularsınız. Kimbilir hangi çöplüğe gidecektir ya da ona yazdığınız mektupların, şiirlerin akıbeti… Acaba onları yakacak mı yoksa saklayacak mı soruları özgüven balonunuzu patlatan birer iğne gibi saplanır bedenize. O kurşunlarla test ettiğiniz kaleniz bu iğnelerle yıkılmaya başlar. Dokunduğunuz bedene bir başkasının dokunacağını tahayyül etmeniz sizi kahreder. Bütün paylaşımcı, özgürlükçü kişiliğiniz gider; avını düşman bir ailenin reisine kaptırmış ilkel bir avcının öfkesine sahip olursunuz.

Terk edilme korkusu her canlının ölümü tatması gibidir.

Kendimizi bu korkudan uzaklaştırmak için çoğu zaman tavizler veririz. Bu da bizi daha kötü açmazlara götürür.

İşte o zaman bedenimizdeki kurşunlarla övünme dönemi biter, bir an önce o kurşunlardan kurtulma telaşına kapılır ve bizi kurtaracak bir cerrah ararız.

Maalesef her defasında bu cerrah Kırmızı Şapkalı Kız’daki kurttur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bir zamanlar benim de bir sevgilim vardı küçüklükten beri çıkıyorduk kızla aşkımız çok alevliydi birbirimize her fırsatta yeminler ediyorduk ama hatun sonunda bıraktı gitti.. sonuç hüsran elbette

soner kutay 
 04.01.2009 23:50
 

hayır demek güzeldir. terk eden seni kaybeder sen daha iyisine ulaşırsın. şu aşk çok iyi bişey çok aşırı doz mutluluk verici; bu acı tarafı denilen yanlar komik geliyor. çok kurşun yemekten görünmezlik olabilir mi.. kurşunun marjinal faydası azalmıştır. ya da kaşarlanma.. :)) bu güzel bir yazı olmuş ben şöle desem "küllerimizden yeniden doğarız ölümler de" boşvEr dur de! dur de! sahte aşklara dur de!! gözlerinden öperim sevgi ve saygılarımla..

Salih ERDAGI 
 25.06.2008 14:15
Cevap :
moda deyimle bir ezber bozayım:"Dur de!" sloganı bence çok saçma. Dur deyince kim durmuş ki? Biz durduracağız sevgili Kenan Bey...  25.06.2008 20:57
 

Hoşgörüne sığınarak yazdığın bu güzel bloga bir şey eklemek istiyorum. İlk terkedilme duygusunu anne memesini kaybederek yaşarız. Çünkü, kız olsun, erkek olsun herkesin ilk aşkı annesidir. Eğer ona olan bağımlılığımızdan sağlıklı yollardan kurtulamassak eğer, özgüven duygumıuz da gelişmez ve geç oluşur. İşin en acı yanı ise, bu yıkıntının altından sağlıklı bir şekilde çıkamayan insanların ruhları ömür boyu sakat kalabilir. Tanrı çocuklarımızı bu felaketten korusun. Sevgiler. Selamlar. Ali Nail.

Ahmet Güreşçioğlu 
 25.06.2008 2:34
Cevap :
Değerli katkın için teşekkür ederim.Selamlar sevgiler..  25.06.2008 10:35
 

her şeye rağmen bizler bu cerrahın Kırmızı Şapkalı Kız'daki kurt olmadığına inanıyoruz; çünkü inanmazsak asıl bunalım o zaman başlar.. Bence... Saygılarımla..

zstone 
 24.06.2008 23:38
Cevap :
Zaten onun kurt olduğunu düşünseydik birlikte olur muyduk hiç?Bazen sonunu bildiğimiz bir masalı dinlerken bile sonunun farklı bitmesini bekleriz.Bilmiyorum benim masallarım hep böyle oldu:Kurt..Umarım sizin masallarınızda öyle olmaz..  25.06.2008 10:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 490
Toplam mesaj
: 105
Ort. okunma sayısı
: 1567
Kayıt tarihi
: 01.08.07
 
 

1964'te Ankara'da doğdum. Meslek lisesinin elektrik bölümünü bitirip fabrikada ve şantiyede çalıştım..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster