Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Aralık '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
68
 

Terk etmedi hüznün beni

Terk etmedi hüznün beni
 

Şık bir yaka iğnesi gibi taktım hüznü yakama. Baktım; kıyafetler değişiyor, gösterdiğim yüzler değişiyor, oynadığım roller değişiyor, olmaz bu böyle ya kaybedersem geçişlerde deyip derime taktım iğnemi. Biraz kanadı ama güzel oturdu, yerleşti yerine. Şimdi hep benimle, her yerde... İyi ve kötü günde, kalabalıkta ve yalnızlıkta. Herkes, her şehir ve her durum terk etti beni, bir hüznü kaldı hayatın bende. Hüzün terk etmedi beni.

Sanırım taşımayı sevdiğimden. Zaten en başta onu seçtiğimden, varlığında dinlendiğimden. Biraz keyif aldığımdan. Anomali midir? Elbette.. İnsan mutlu olmayı seçer, gülmeyi, dünyanın keyfine varmayı, eğlenmeyi, gününü gün etmeyi. Ama bazen bizim gibiler de olur. Genetik kodlama hatası olmasa da karakter kodlama hatası olanlar, hayatı hüzünle sevenler. Biraz bundan beslenenler, biraz da hayat buna destek çıkmışsa onu daha da besleyenler.

Ben onlardanım.. Karakter kodlaması hatalı yapılananlardan.

En keyifli anlarda, en güzel paylaşımlarda bir hüzün oturur içime. Sadece benim yaşadığım hikayelerden değil, dinlediklerimden de. Cımbızla seçer alır, duruma oturturum. Kendimi o anların, o kişilerin yerine koyarım. Eksikliklerini paylaşırım içimde, sonra sahip olduklarıma ve olmadıklarıma bakar inceden bir gülümserim varlığıma. Aileme ve sevdiklerime. Herkes ve her yer, her dört duvar, her kavga ve barış, her kayıp ve kazanım olurum. Her durumdaki iki uç arasında salınırım inceden inceye.

Aslında sadece kişisel seçim demek de elbette işin biraz ironisi ama biraz insansan zaten o noktaya geliyorsun. Başını çevirip gidemiyorsun, susmamış gibi davranamıyorsun ya da görmemiş gibi. Ama benim gibi abartabiliyorsun. Bugünlerde abartıyorum. Bugünlerde abartılı çünkü hayat yine.

İnsanlar ölüyor, kısa zamanlara sıkıştırılmış büyük umut ve büyük çabalarda ama küçük zamanlarda, tüm sevgi ve emeğe rağmen ölüyorlar. Her ölenle ölünmüyor ama her ölenle büyüyor insan. İsyan etmemek, kabullenmek, devam edebilmek ve yine de gülümseyebilmek için acıyla pişiyor insan. Demirin ateşle dövülmesi gibi, kayıplarıyla dövülüp şekilleniyor. İstemeden büyüyoruz.. Eğleniyormuş gibi yapıp, düşünmüyormuş gibi davranmakla geçiştiremiyorum gerçekleri. O gerçekler, saklanmak istediğim bütün limanlardan kopartıyor beni. Bütün gemiler yanıyor, dönemiyorum. Büyük dalgalarda savruluyorum, rüzgarlar ruhumu üşütüyor, derim acıyor acı dolu tanelerden. Siliyorum yazdıklarımı. O yüzden yazmıyorum artık. Blog dostum  ''Yeni yıl gele hoş gele, sen de gel'' demiş. Gelişim hüzünlü... Bugünlerde kayıplarım var, dostlarımın kayıplarından kaynaklanan ve dikenli tel gibi tenimi ve ruhumu kanatan kayıplarım.

Türkiye'de 40'lara yaklaşmak zaten sıkıntılı. Büyümek istemesende büyütüyorlar insanı. Heryerde, her ortamda ve her kişide bir emeklilik sohbeti. İnanlar bu yaşlara gelince nedense dinlenmek zamanına, el çekmek zamanına geldiklerini düşünüyorlar. Hep bir gitmek, bırakmak sevdası. Anlatamayacağımı artık bildiğim ve deneyimlediğim için anlatmaya çabalamıyorum. Henüz çok erken olduğunu söylemiyorum. Dünyanın her yerinde olmasa bile pek çok yerinde insanların bu yaşlarda yola daha yeni koyulduğunu bildiğimi anlatmıyorum. Ama görüyorum, ettiğim seyehatlerde görüyorum.. O Araf hem yorucu hem iyi ki var. Bilmeseydim ve görmeseydim o diğer insanları, bizim kültürümüzün dayattıkları ile yetinebilir, belki mutlu bile olabilirdim. Kendi yalanlarımızda, kendi küçük sınırlarımızda yuvarlanır giderdim herkes gibi. Onu da beceremem Çünkü biliyorum ki dışarıda bizim yaşımızdaki inanlar için koskoca bir dünya var, keşfedilmeyi bekleyen. Gerekli olan sadece biraz enerji. 

Diziler ve filmler izliyorum, 7. sanatta kayboluyorum şevkle.. Umut veren, sevgi dolu, süprizlerle dolu, neşeyle dolu diziler izliyorum. Kimseye söylemiyorum ama.. Diyemiyorum o beyaz perdedeki masallar kadar umut doluyum, hala ihtimal veriyorum diye.. O dizilerde kurdukları naif ve gökkuşağı kıvamındaki rengarenk gerçekliği ,aslında bende kendi dünyamda gerçek kılabilirim diyemiyorum. Ben daha çok genç, çok hayat dolu, üselik artık daha da farkındayım diyemiyorum. O yüzden susuyorum. Suskunluğu hüznümle buluşturup, yaka iğnemi güzelleştiriyorum. Daha bir parlıyor sanki, umuda inat.

Sonra topyekün hüzne teslim oluyorum. Beni terk etmeyen hüzne. Baktım ki etrafımdaki herkes onu yapmış zaten, bende yapıyorum. Herkes birşeylere giydirip,söyleniyor mütemadiyen. Gönlünüzün hangi teline hangi umudu, hangi düşünceyi ya da ideali bağladınız diye soramıyorum. Biliyorum bağlamadılar.. Çalgılı çengili bir yılbaşı eğlencesi, içe giyilen bir kırmızı iç çamaşırına sığdırıyorlar tüm bir hayat felsefesini. Yetişmeye çalışıyorum. 

Hüzne bulanmadan yaşayamıyoruz  bu bir gerçek. Yine de emekli olup gitme hayallerinde demlenmeyeceğim. Onun yerine bu günlerde kozamı ördüm, uykudayım, kelebek olma sevdası adına. Kısa ömürlü kelebeğin, renkli kanatların alında rüzgar gibi geçecek renkli günlerinin sevdası adına.. Ömür dediğin, bir varmışız bir yokmuşuz.. Yeni yıl gele hoş gele, sevdiklerimiz ile gele, sağlık ile gele, umut ile ele, Tülay Hanım ile gele ve süprizlerle gele. Varsın bizden çalsın da. İnsanoğlunun mayası değil midir eksilmek? Eksilelim ve çoğalalım hep birlikte. Yeni yılınız kutlu olsun. Ben hüzün iğnemi parlattım, umudu taktım koluma, paramı attım İtalyan'ların müthiş aşk havuzuna, yelkenlerimi doldurdum ve koyuldum yola. Hoşgeldin 2014. Şiirlerle gel, masallarını anlat, en güzel plağını koy pikapına. Sil kulaklarımızın pasını, aç gözümüzü, şenlendir gönlümüzü.

gülsen tunçkal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Okurken gülümsedim kah tebessüm ettim sanki kendimi dinledim , hüzün olmasaydı, bu ince çizgimiz duyarlılık olmasaydı biz olamazdık ve yazamazdık. Her duygu olacak yeri geldikçe, eksildikçe büyeyeceğiz dediğin gibi pişip olgunlaşacağız. Vakit daha erken yolumuz ise çok uzun canım. Her gelen yıl geçen yılı aratmasın inş. sevgimle nice seneler diliyorum hep gülümse :)

Tülay EKER 
 30.12.2013 15:38
Cevap :
Tülay Hanım, Yeni yıla çalışarak ve üstelik çok zor bir gün ile girdim. Sizin gibi insanlar mükafat. Teşekkür ederim, Benim için biten son yılın son gününün ve başlayan yeni ilk günün en güzel hediyesi, yorumunuz. Yalnız değiliz değil mi? Bakın ulaştınız.. Sağolun, sevgiler..  01.01.2014 1:13
 
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 922
Kayıt tarihi
: 18.03.12
 
 

Edebiyatı, okumayı ve yazmayı çok seviyorum... Günlük hayata ve kavramlara dair söyleyecek sözüm ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster