Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Aralık '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
432
 

Terketmek...

Terketmek...
 

Fazıl Say'ın ülkeyi terketmek ve islamcılar diye nitelendirdiği kesimin ülkede artık ağır bastığına dair açıklamaları , bana göre çok talihsiz ve üzücü bir açıklama oldu. Tabi ki buradan Fazıl Say'a ve onun gibi düşünenlere Ya Sev Ya Terket diye bir slogan atmayacağım. Objektif olarak olaylara bakmak istiyorum ve o şekilde düşünmeye çalışıyorum. Tez antitez ve sentez mantığı ile hareket ettiğimde önüme bir kaç paragraftan oluşan tek bir düşünce çıkmıyor. Ya da konuyu basitize edip tek cümleye indirgemiyorum , indirgeyemiyorum.

a) Tüm hayatı bakımında yaşamının her anında Avrupa kültürü ile M.K. Atatürk'ün Laik , Demokratik anlayışının özümsemiş bir insan , kendini Allah vergisi kabiliyeti doğrultusunda müzik ile en güzel şekilde ifade edebilen bir insan , bana göre T.C 'nin hazinelerinden birisidir.Belki bu kişi , milliyetçilik ve vatanperverlik konularıyla , çocukluğundan bu yana çok fazla haşır neşir olamamış olabilir.Bu onun bazı kesimler tarafından vatan haini olarak ilan edilmesini gerektirmez.Çünkü bu insan , verdiği resitaller ile dünya sanat platformunda , ülkemizden söz ettirmiş birisidir.Birçoğumuz ülkemizi onun yaptığı şekilde dünyaya duyuramadık.Türkiye'den söz ettiremedik.Konuya bu açıdan baktığımızda , Fazıl Say'a yargısız infaz yapılmasının haksızlık olduğunu görebiliriz.
Fazıl Say da kendi çapında , elinden geldiğince ama kişisel psikolojik tatmini için , belki bunu yaparken ülkesinden söz ettirtmenin verdiği hazzı en yüksek düzeyde hissedebilmek için , ülkesine bilerek veya bilmeyerek hizmet vermektedir.

b) Madalyonun diğer bir yüzünü görmek istersek , milletinin gelenek ve görenekleriyle fazla haşır neşir olmayan , daima Avrupa kültürüyle haşır neşir olan ve böyle bir ortamda yetişen bir insan (Fazıl Say böyledir demiyorum , yanlış anlaşılmasın , çünkü Fazıl Say'ı fazla tanımam) , normal olarak , en çok yoğunlaştığı kültüre kendini yakın hisseder ve dolayısıyla , ülkesini terketmek , o kültürün içinde yaşamak ona çok normal gelir.Ve işin en acı yanı , bu konuyu çok normal birşeymiş gibi dile de getirir.O insanı burada suçlamamak gerekir çünkü öyle yetişmiştir.Amacı ülkesine düşmanlık etmek değildir.Tamamen kendisinin normal bir yaşam alternatifi olarak görür.Her insan dilediği yerde yaşamaya hakkı vardır.

c) Terketmek çözüm müdür?Eğer bu fiilde tamamen kişisel özgürlük ve bireysellik mevcut ise çözümdür.Ama...aması var işin.Ülkeden sanatkarların çıkışı , o ülke için tehlikedir.M.K.Atatürk" Sanatsız kalan bir milletin , hayat damarlarından birisi kopmuş demektir "sözü , bu tehlikenin en güzel şekilde ifadesidir.

d)Terketmek , kaçmak demektir diyebilir miyiz?Sen kaç , ben kaçım , o kaçsın.Peki neden bu kadar insan şehit oldu?Onlar ne için canlarını verdiler?Ne için kanlarını akıttılar?Neden yavrusundan , eşinden , annesinden , babasından , sevdiklerinden , bir daha onları görmemek üzere ayrıldılar , kendilerini namlunun ucuna attılar.Çoluk çocuğu alıp Avrupa'ya gitmek , yerleşmek şimdi bir çözüm olarak gözükür ama , bir zamanlar çoluk çocuk için ölmek çözüm olarak gözükmüştü.

e) İslamcılar , kelimesi bana çok ağır geldi.Benim dünya görüşüm , ülkemin yönetilme sistemine ait düşünce tarzım Laik bir yapıya sahiptir.Ama ben kişisel olarak Laik birisi değilim.Çünkü Laik demek dinle ilgili olmayan demektir.Devlet tüzel kişiliktir ve dinle ilişkilendirilmemelidir.Bir şirketin tüzel kişilik olupta ticaret sicilde dinle ilgili bir ibaresi olmadığı gibi.Ama ben tüzel kişilik değilim , gerçek kişiyim.Benim dinim vardır.

f)Neden böyle diye bir soru sorulursa , neden bu hale geldik diye sorulursa , işte nacizane cevabım. Osmanlı'nın son dönemlerindeki kadıların , çiftestandartları ve bir sınıf olarak fetva kısmının millet üzerinde hegemonya kurup , fetvalarını ve nasihatlarını dine göre değil , kendi çıkarlarına göre vermeleri , başka bir deyişle , bir elin parmakları kadar az olan istisnalar haricinde , bu kesimin dejenere olması , yönetimden bu kesimin uzaklaştırlmasına neden olmuştur.Bana göre bunca şeytanın ortalıkta cirit attığı bir ortamda da artık egemenliğin ve yönetimin bu kesime gelmesine müsade edilemez.Egemenlik ve yönetim milletin iradesinde olmalıdır ve bu kesimin emri altına alınamaz , alınamayacak derecede hayati önemdedir.

Laik dönemin , sıkıntısı ise laiklikle alakası yoktur.Maalesef benimsenen kapitalizmin bir yan etkisidir.Kapitalist ve serbest piyasa şartları dahilinde , millet maalesef yeniden , bu seferde ekonomik yönden sınıflara ayrılmıştır.Ultra zengin , zengin , ortanın üstü , ortadirek , direksiz olanlar diye ister istemez , kanunlarla değil ama sosyal yaşantı olarak sınıflanma meydana gelmiştir.İşte bu aşamada , çizginin altında kalanlar çok bunaldıkları için ve çizginin üst kısmından yeterince destek görmedikleri ve üstüne üstlük bilakis köstek yedikleri için , ayrıca sayıca da fazla oldukları için sığınacak liman aramışlar , Stalinin Leninin saçmalıklarını değilde , zenginin fakire yardım ettiği , zekat sistemini , yardımlaşmayı , komşusu aç yatarken , tok yatmanın günah olduğunu bildiren dinimizi kendilerine sığınacak bir liman olarak , samimi bir dost olarak , eski bir dost olarak görmeye başlamışlardır.Aslında bu çok güzeldir.Yönetimde Kapitalizm ile İslamiyetin toplumsal yardımlaşma mekanizmalarını zaten bir araya getirdik mi , tüm sosyal mekanizmaları tıkır tıkır işleyen , toplumsal yardımlaşmanın toplumun en alt çekirdeği olan birey bazına inmesi ile gelir dağılımını homojonize olmasını başardık mı , problem çözüldü demektir.Ama yönetim ve egemenlik kayıtsız şartsız milletin olmak kaydıyla.


Ülkeyi terketmek en kolay yoldur.Önemli olan ülkeyi terkemeden , ülkeye hizmettir.Çünkü , her ne olursanız olun , ülkenizin dışında , devşirme olarak görülürsünüz.Ne kadar hümanist çağrışımlar yapılırsa yapılsın , bu böyledir.Havasını soluduğumuz , suyunu içtiğimiz ülkemiz , bize aittir.Görevimiz ise o ülkeyi terketmek değil , terketmeyi düşündüğümüz ülkemizi daha yakından tanımak , milletimizi öğrenmek , kültürümüze , atalarımızdan bize miras bırakılan güzellikleri keşfetmek , tüm hücrelerimize sindirmektir.Bunların sonunda da bu ülkenin tüm kayanklarından maksimum derecede faydalanmak en doağl hakkımızdır.Ben ülkemi seviyorum.Sevgiyle saygıyla...Sürç-u lisan ettiysek Affola.:)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Melih Togay, insanın sahip olduğu düşünce ve inançlarını bir baskı unsuru olarak kullanması doğru bir insanın, okumuş, oturmuş bir insanın yapacağı bir davranış değildir. Siz de bu yazınızda inciten, eleştiren değil; üzülen insanın duygularını yansıtmışsınız. Yıllar var ki milletçe üzülüyoruz. Şöyle el birliği ile bir şahlanış yaşayamıyoruz. Milletçe gülerek yaşamaktan neredeyse yoksun kaldık. Uçaklarımız yüzlerce kilometre öteye havada yakıt nakli de yaparak, gece şartlarında taarruzda bulunup milletin bağrına sağ salim dönüyorlar. Bunun kıymetini bilmemiz lazım. Asıl yazacağım şudur: Yazının başlığı Mustafa Aslan'a aittir. Yeniçağ'da yazmaktadır. 28.10.2007 tarihli bu yazıyı okursanız hepimizin ne yapması gerektiğini sevgi dolu bir üslupla yazdığını siz de göreceksiniz. Fazıl Say milletin her ferdine konser versin, kimseyi ayırmasın, siyaset üstü olsun. Çalsın, söylesin, anlatsın; görecektir ki bu millet kendisini çok sevecektir, bağrına basacaktır. Selam ve sevgilerimle...

Cemal Hüseyin Çağlar 
 28.12.2007 0:12
Cevap :
Aynen katılıyorum sayın hocam.Sevgiyle kal.  14.01.2008 13:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 116
Toplam yorum
: 139
Toplam mesaj
: 48
Ort. okunma sayısı
: 717
Kayıt tarihi
: 27.07.06
 
 

1994 Uludağ Üniversitesi İ.İ.B.F. İktisat bölümü mezunuyum. Aynı üniversitede Genel İktisat Polit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster