Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ağustos '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
489
 

Terör üzerine analizler-2

Terör üzerine analizler-2
 

Ülkemizde terörü değerlendirenler bilerek ya da bilmeyerek bazı şeyleri görmezden geliyorlar. Gerek kendilerine siyaset bilimci diyen bir takım televizyon yorumcuları, gerekse başta başbakan olmak üzere hükümet ve yandaşları PKK eylemlerini tamamen dış kontrollü olarak tanımlıyorlar. Başbakan açık açık bu örgütün taşeron bir örgüt olduğunu ve malum bir çevrenin ihale ettiği eylemleri gerçekleştirdiğini iddia ediyor. Her ne kadar bu malum güçleri açıklamasa da bazen İsrail’i, bazen ABD’yi ve hatta bazen derin devlet imalarıyla ülke içinde bazı kurumları işaret ediyor. Ama bir şeyi hep kaçırıyorlar.

İmralı’da yatan, ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum terörist başı şu anda örgüte tamamen hakim. Zaten bu ağırlaştırılmış lafının ne manaya geldiğini ben anlayabilmiş değilim. Tamam, müebbet hapis demek, ömür boyu hapis yatacak demektir. Peki ağırlaştırılmış müebbet ne demektir, bilemiyorum.

Belki de ağırlaştırılmasa daha iyi olacaktı. Bir dediği iki edilmiyor. Yakınlarıyla görüşmenin yanı sıra sürekli olarak avukatlarıyla görüşüp başında bulunduğu terör örgütüne talimatlar gönderiyor.

***

Dünün idam mahkumu, Türkiye’de an nefret edilen adam olan Abdullah Öcalan İmralı’dan örgütüne talimat verdiği gibi devleti yönetenlerle de pazarlığa girişiyor. Hükümetten önce kendi açılım planını açıklıyor. Daha sonra da bazı şartlar öne sürüp devlete ültimatom veriyor.

“31 Mart’a kadar bu istekler gerçekleşmezse terör örgütünü kontrol etmekten vazgeçerim…”

Yani bu sözün açılımı; “aslında terörist örgütü ben kontrol ediyorum ve şu anda eylemleri durdurduk. Ama taleplerim karşılanmazsa onları yeniden eylemlere yönlendireceğim ve bu eylemler şimdiye kadar olanlardan daha da ağır olacaktır” şeklinde algılanmalıdır. Nitekim, belirtilen sürenin sonunda düğmeye basılmışçasına terör eylemleri bütün yoğunluğuyla başladı.

***

Türkiye Büyük Millet Meclisinde gurubu bulunan bir parti, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü üzerine yemin etmiş olmalarına rağmen bunca kanın ve acının sorumlusu olan Öcalan’ın muhatap kabul edilmesini uzlaşma için şart olarak ileri sürüyor. Bunlar, bir de iki laflarının biri olarak “demokrasi” sözcüğünü telaffuz ediyorlar. Demokrasi ile terör nasıl bir araya getirilebiliyorsa…

***

Yine sözün başına, yani terör örgütünün bazı devletler tarafından taşeron olarak kullanıldığı ve son eylemlerin de bu devletler tarafından ihale edildiği iddialarına gelecek olursak, eğer terörist başının İmralı’dan yaptığı tehditler ve 31 Mayıs’a kadar süre vermesi söz konusu olmasaydı belki bu iddialara inanabilirdik. Ama belli ki hapisteki lider bu eylemleri şu anda birileri adına değil sırf kendi özgürlüğünü geri kazanabilmek için yaptırıyor. Zaten af istekleri ve uzlaşma için adres gösterilmesi de bu durumu açıklıyor.

***

Son söz; yirmi beş yıldır bu ülke PKK terör örgütüyle mücadele ediyor. Bu mücadeleyi içeride ve dışarıda engellemek, başarısızlığa uğratmak isteyen çevreler var. Yirmi beş yıldır terör örgütüyle devlet karşı karşıya idi. Ama ne yazık ki bu olay özellikle son bir yıldır, asırlardır bu ülkede birlikte yaşayan, birbiriyle adeta et ve tırnak gibi olmuş Kürt ve Türk kökenli yurttaşlarımızın kavgası haline gelmeye başlamıştır. Bunda dışarıdan ve içeriden yapılan yoğun propagandanın yanında hükümetimizin başlattığı ve sonunu da bir türlü getiremediği açılım politikasının etkisi tartışılmaz.

Bu analizlere devam edeceğim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 116
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 537
Kayıt tarihi
: 18.11.09
 
 

Emekli öğretmenim. Üç yıldır Söke Ekspres gazetesinde günlük yazılar yazıyorum. 2008 Yılında röpo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster