Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Aralık '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1131
 

Terör ve Reşadiye katliamı

Terör ve Reşadiye katliamı
 

Hainler Döktükleri Kanda Boğulacaklar Mı?

Tokat’ın Reşadiye ilçesinde terörist saldırı sonucu 7 vatan evladımızı şehit verdik. 7 kardeşimizi daha Cennete yolcu ettik. Allah rahmet eylesin. Onlar Cennete ulaştı. Ya onları şehit edenler, bu olayların böyle gelişmesine katkı sağlayanlar, onları şehit edenleri yetiştirenler nereye gidecekler acaba? Elbette Allah’ın zıttını yarattığı Cehennem’e. Onlar orada ebedi kalıcı olacaklar.

Türkiye’nin bu hale gelmesinde en küçük pay sahibi olandan en büyük pay sahibi olan yönetici, siyasetçi, ilim adamı, anne-baba; kim varsa onlar bu hesabı mutlaka verecekler. 20 yaşında yedi yavruyu 2 metrelik bir odaya hapsettiniz. Eyyy ahkâm kesen birkaç zavallı. 11 metrekareyi az gören zevat. Siz de girin 2 metrelik bir alana bakıyım nasıl oluyor. 30 bin evladımızı 2 metrekareye mahkûm eden zevat utanmadan bu milletten saray(!) isteyebiliyor.

Reşadiye’deki hain saldırı ne ilktir ne de son olacak. Bu, kalleşçe yürütülen bir savaştır ve kendiliğinden durmayacaktır. Çünkü Einstein atom bombasını yapmak için ne kadar uğraştıysa vatan hainleri de bu belayı başımıza sarmak için en az o düzeyde bilimsel(!) çalışma yapmışlar, her türlü denklemi göz önüne aldılar. Bu millet milli değerlerine uygun daha üstün bir denklem üretmediği sürece bu hadise bitmeyecek.

Evet, bu bir iç savaş provasıdır. Anadolu insanını birbirine düşürme savaşıdır. Bu işin taşörenleri 7 yıldır mecliste, üstelik bu milletin vergileriyle bu millete savaş açtılar. Bu millet onları besledikçe onlar daha da azıyorlar, yemek yedikleri çanağa …… Ülkeyi alenen tehdit ediyorlar ve söylediklerini de yapıyorlar. Evet, bu literatürde olmayan “demokratik terör” olayıdır resmen.

Şöyle gerilere gidecek olursak. Amerikanın Irak halkına (Müslümanlara) yaptıkları, Sırpların Boşnaklara yaptıkları, Anadolu’da Yunan ve Ermenilerin Müslüman halka yaptıklarından ne farkı var bunların? Hem de mecliste demokrasi ve insan hakları adına bütün bunları yaptığını söylüyorlar. Ağzınızdaki bakla ne? “Bağımsız bir ülke ihdas etmek.” Üç beş çapulcu milyonlarca kürt kardeşimizi bu ucube beklenti doğrultusunda kullanmaya çalışıyor.

Milyonlarca Kürt kardeşimiz bu oyuna gelmeyecek, onları kimse ana vatanına ihanet ettiremeyecek. Aklı selim doğu insanımız bu oyunu bozmalı, bozacaktır da. Kürt aydınlarımız, Kürt sanatçılarımız, Kürt anne babalarımız artık susma zamanı bitmiştir. Amerika’nın Irak’ı işgal etmesinden çok daha tehlikeli bir durumla karşı karşıyayız. Tek milleten birbirine düşman iki millet çıkarılmaya çalışılıyor. Bu toplum mitoz bölünmeye tabi tutulmaya çalışılıyor.

Eyyy akli selim insanlar!

Eyyy siyasetciler!

Eyyy bilim adamları!

Eyyy yazar, çizerler. Kalemşörler!

Eyyy basın patronları!

Eyyy anne-babalar!

Kısaca aklı eren herkes. Olayı öncelikle kavrayın. Yangına körükle gitmeyin. Bu milli davada yekvücut olun. Bu dava rant kavgası olmamalı. Bu dava oy devşirme kavgası değil. Bu dava dolu dolu haber yapma, görüntü zengini oma kavgası değil. Yangın var ortalıkta. İşimiz yangını söndürme işidir. Yangından mal kaçırma işi hırsızların işidir. “Demokratik açılımın” ne olduğunu bilmiyoruz. Bir faaliyetin mutlaka bir ismi olacak. O yüzden “demokratik açılımı” bozmak için uğraşmayalım. Adı ne olursa olsun el birliğiyle onu millileştirmenin yollarını arayalım.

İktidar sahipleri; bu davanın içini doldurmalısınız. Bu davayı millete anlatmalısınız. Bu davayı bu ülkeyi sevenlere anlatmalısınız. Bu açılım mevzuunu muhalefet partileriyle oturup müzakere etmelisiniz.

Muhalefet partileri: Bu olayı milli hale getirmelisiniz. İsmi ne olursa olsun bu sorunu çözmenin tek yolu milli iradenin barışık olmasıdır. Siz yukarıda kavga ettikçe milletin kolu kanadı kırılıyor. Düşman da bunu çok iyi kullanıyor. Bunun farkında mısınız?

Medya mensupları. Bu olay milli bir meseledir. Sizler (farkında olmadan diyemeyeceğim, çünkü siz bizden daha akıllısınız!) bunun reklâmı peşindesiniz. Türkiye’de ana haber bültenlerinin neredeyse hiçbirinde olumlu bir haber izleyemiyoruz. Haberlerin çoğu olumsuzluk, aldatma, kan ve gözyaşı üzerine bina edilmiş. İnsanları umutsuzluğa, inançsızlığa, nefrete yönelten bir haber anlayışımız var. Bir küçük habere ona benzer birkaç yıllık haber görüntülerini de katarak göstermenin basın ahlakıyla bağdaşır tarafı var mı? Bunu ne amaçla yapıyorsunuz. Bu ülkeyi bölmek isteyenlerin, ülkeyi zayıf düşürmek isteyenlerin, PKK’nın ekmeğine yağ sürmüyor musunuz? Evde çoluk çocukla haber seyredemez olduk. Henüz buluğ çağına ulaşmamış çocuklarımız bu haberler karşısında hangi psikolojiyle yetişiyorlar? Niye haberlerin içerisinde “düzgün haber” başlığı altında insanları teşvik eden bir haber türünüz yok. Yoksa bu tür haberler pirim yapmıyor mu?

Anne babalar. Bir sonraki kuşağı çok kötü günler bekliyor. İnşallah yanılırız. Çocuklarınız size Allah’ın bir emanetidir. Onlardan mesulsünüz. Onları düzgün yetiştirin. Onları bu zor hayatla başa çıkabilecek şekilde yetiştirin. Onlara sahip çıkın, onlarla arkadaş olun. Çocuklarınızı sokağın kucağına atmayın.

Evet, bir kez daha terörü lanetliyoruz. Teröre zemin hazırlayan zavallıları kınıyoruz. Allah emanet sahiplerine ufuklarını ve beyinlerini açmayı nasip etsin. Emanet sahipleri ateşten gömleği giydiklerinin farkında olsunlar ve ülkeyi yakmasınlar.

İsmet Yalçınkaya

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 137
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 1472
Kayıt tarihi
: 23.06.08
 
 

1963 yılı Trabzon Of doğumluyu. Emekli Öğretmenim Eğitimle ilgili konulara ilgim uzun yıllar önce..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster