Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Temmuz '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
689
 

Terörist Kalmadı Bebek Yüzlü Katil Verelim!

Terörist Kalmadı Bebek Yüzlü Katil Verelim!
 

Uzunca bir süre yazmasam da gündemden tamamıyla uzak kalmış değilim. Zaten ülke sınırları içindeyken gündeme bir yerinden yakalanmamanız imkansız. Yurtdışında kısmen kaçma şansınız var. Bu normal şartlar için geçerli elbette.

Bir de olağanüstü durumlar var ki ülke içinde ya da dışında olmanız pek bir şey fark etmez, her halükarda durumdan/olaydan haberdar olursunuz, ıssız bir adada seçtiğiniz üç şey ile birlikte olsanız bile. Olması gereken de budur sanırım.

Bilirsiniz –tatil veya zorunlu ara verme nedeniyle– uzunca bir süre yazmadıktan sonra yazmaya başlamak yazanı ilkin biraz zorlar; yazılara giriş yapmak yazı yazmaktan daha zor bir hale gelir. Zira uzunca bir süre gündeme dair iki kelam etmemişsinizdir. Bu durumda bir çok olay tıpkı maymun iştahıyla alınıp aylarca raflarda sürünen birikmiş kitaplar (bunu birkaç kere yaptım, pişmanım) gibi yığılmış ve öylece size bakmaktadır. Yazmaya hangi olaydan başlayacağınızı bir türlü kestiremezsiniz. Uzun ve sancılı bir süreçten sonra kafanızda kısmen yazacaklarınız şekillenir. Ancak bu defa da konuya neresinden gireceğinizi düşünürsünüz kara kara.

Gündemde bu kadar olay varken en sonunda Norveçli caninin haberi üzerine yazmaya karar verdim vermesine de iyi mi ettim bilmiyorum. Zira ondan daha evvel başlayan ve muhtemelen taraftarı daha çok ilgilendiren ŞİKE operasyonu var ki tam evlere şenlik. Üstelik Emenikenin son dakika golüyle olay daha da ilginçleşti. Kaldı ki “ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim”den girip laik Fenerbahçe Cumhuriyeti hakkında da iki çift laf edecektik. Olsun. Sağ olursak onu da yazarız.

*

Tam da bu satırların yazıldığı sıralarda ülke gündemini işgal eden “balon bir kriz” cereyan ettirildi. Gel de yazma! Gazetelerin İnternet sayfaları kriz çığırtkanlığı moduna geçiş yapıverdi. Bugün kimi gazeteler neredeyse tam sayfa bu olayı verdi. Emekliliği gelmiş memurlarımız emekliliğe ayrıldılar. Bunda bu kadar büyütecek ne vardı? Gelişmiş ülkelerin hiçbirinde birkaç sütun haber değeri bile olmayacak bir şeyi sanki krizmiş gibi veren güzide basınımıza ne demeli? Artık onu da ben söylemeyeyim.. Muhalefet liderleri zaten arayıp bulamadıkları bu ortamı elbette kendi pencerelerinden değerlendirdiler. Evlere şenlik!

*

Esas konumuza gelelim.. Norveç’te ilk olay cereyan ettiğinde yani Oslo’da bombalar patladığında gazeteler hemencecik manşetlerini hazırladılar, televizyonlar zırıl zırıl çalan telefon gürültüsünde haberin ıncığını cıncığını çıkarmaya giriştiler. Ne ki ana başlık yahut manşet belliydi: İslami Terör!

İslamın terörle anılması birçoğumuzu rahatsız ediyordur sanırım (umarım). Acizane bendeniz de bu tanımdan oldum olası hoşlanmamışımdır. Zira kelime manası ile esenlik demek demek olan İslam terörle bu denli özdeşleştirilmemeli, kavram bu derece hoyratlaştırılmamalıydı ama olmuş işte! Modern BATI ve onun ondan da modern ŞAKŞAKÇI tayfası tarafından!

İkinci olay meydana geldikten sonra yani Norveçli bir manyağın adadaki öğrencileri katletmesinden sonra da uzunca süre olay İslami Terör diye lanse edildi. Bu dezenformasyona ne yazık ki bizim basınımız da dahil oldu. Eldeki haber kaynaklarının kısıtlılığından böyle oldu demek isterdim. Ama kazın ayağı öyle değil belli ki.

Zira işin aslı ortaya çıktıktan sonra bu arkadaşların hiçbirisi katilin dinini yahut inancını öne çıkaran manşetler atmadı(doğrusu da buydu). Manşetlerdeki terörist gitmiş az sonra sanki bir filmde rol alacakmış gibi görünen –oysaki o başrolü çoktan oynamış– bebek yüzlü katil gelmişti.

İş birdenbire küresel terörizmden bireysel caniliğe indirgeniverdi. Hatta öyle ki saldırganın Türk düşmanı olması bile haberleştirildi. Ne fark ederdi ki? Türk dostu olsaydı bunu da haber yapacak mıydık? Türk düşmanı olmasının oradaki masum gençleri öldürmesinde bir payı olabilir miydi?

Neresinden bakarsanız bakın tastamam organize bir suç söz konusu.
Bunu bir kişinin planlayıp yapabilmesi biraz uzak ihtimal gibi. Zaten adamın bazı örgütlerle bağlantısı varmış. Herneyse. Orası işin polisiye kısmı.

Demem o ki basınımızın bazı hastalıkları hiç iyileşmemiş, iyileşeceğe de benzemiyor. Bu batı medyası için de geçerli. Hatta aynısı batılı insanlar için de geçerli. En azından makul bir çoğunluğu için.

Bu bireysel saldırı bir Müslüman tarafından yapılsaydı –Hafazanallah– seyreylerdik gümbürtüyü o zaman. “Norveç’in 11 Eylül”ü başlıkları devede kulak kalırdı artık. El Kaideden girer nerelerden çıkardık kim bilir. Müslümanlar pis kaka çocukları olurdu bu sokak oyununun. Bir avuç serserinin bu kutsal ve en yüce dinin ismini lekelemesine göz yummuş olurduk bir kez daha.

Şimdilik dünyanın hakim güçleri bunu istiyor demek ki. Olsun bakalım. Nasıl olsa Allah nurunu tamamlayacak. O zaman esenlik ve barış bizim olacak.

Haberin olsun ki, kâfirler hep hile kuruyorlar. Ben de hilelerine karşılık veririm. Onun için sen kâfirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı.”(Tarık 86/15-17)

Sevgi ve muhabbetle..

Murat HACIOĞLU

İstanbul / 30 Temmuz 2011

Twitter.com/murathacioglu

murathacioglu.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 656
Toplam yorum
: 3284
Toplam mesaj
: 140
Ort. okunma sayısı
: 1680
Kayıt tarihi
: 08.12.08
 
 

Allah kimisine “Yürü ya kulum” demiş. Ben onu “Yürü, yaz kulum” anladım. Yürü anca gidersin manas..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster