Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Kasım '10

 
Kategori
Trafik
Okunma Sayısı
824
 

Ters yönün yolcuları

Eğer gelir seviyesi yüksek mahallede oturuyor ve toplu taşım kullanıyor iseniz muhakkak rastlamışsınızdır sabah işe gitmek için bindiğiniz EGO otobüsünden Kızılay’da indiğinizde otobüse binenlere…. Ya da akşam indiğiniz evinizin yakınındaki durağın karşısında bekleşenKızılay yönüne giden yolcuları görmüşsünüzdür… Bu kişiler her gün siz işinize giderken mahallenize temizlik, bakıcılık, bekçilik, bahçıvanlık, kasiyerlik vs. hizmetlerin mahallenizde görülmesi için ters yönde sizin mahallenize doğru giden, akşamları da evinize vardığınızı düşünerek bir oh çekerken hala otobüs bekleyen emekçilerdir…. Bu emekçilerin tek geçim kaynaklarına (ya da ev ekonomilerine destek oldukları ek işlerine) varmak amacı ile toplu taşıma ne kadar bağımlı olduklarına her gün şahit oluruz. Kartlarını işlettikten sonra kalanı kontrol ederken ki ve sonrasında da cüzdanlarının ya da çantalarının en iyi yerine kartlarını yerleştirirkenki hallerini, otobüsü beklerkenki telaşlı hallerini ya da bindikten sonra oturacak bir yer bulmak için gösterdikleri çabayı fark etmemek elde değildir…. Evet! bu emekçiler toplu taşımın sunduğu hizmete sıkı sıkıya bağlı, her gün binbir telaş ile en az bir kere otobüs değiştirerek, ortalama yüzlerce metre de yürüyerek işleri ile evleri arasında mekik dokumaktadırlar. Bu harmoni çoğu zaman hafta sonları da devam etmektedir.

Hafif yağmurlu bir akşam üzeri eşim ile yürüyüş yaparken yağmurun şiddetini arttırması üzerine belediye otobüsü ile geri dönmeye karar verdiğimizde durakta bekleşenler arasına sıkıştığımızda bu durumu ilk fark ettiğim zaman olmuştur. Sonrasında şehirler arası yolculuk yapmak amacı ile şehre inerken her geçtiğimiz AVM den birer ikişer çalışanları topladığımızda bu gözlemim hakkındaki düşüncelerim pekişmeye başladı. İlk gözlemim esnasında iki genç arkadaşın hararetle otobüsler hakkında konuşmalarına tanık olmuştum. Durakta ilan edilmemiş olsa da hareket noktasından kalkış, bulunduğumuz durağa varış gibi bilgiler yanında, son zamanlardaki durağa gelişlerdeki gecikmelerden serzenişlere kadar konulara kulak misafiri olduk. Doğrusu bu kadar bilgili olmaları karşısında ulaşım konusunda uzmanlığımın ahkam kesmekten öteye bir şey olmadığını fark ettim. Eşim ile birbirimize şaşkın şaşkın bakarken, birden bire bir hamle ile kartımı çıkararak konuşmakta olan ikiliye kartımı uzattım ve kendileri ile söyleşi yapmak istekliğimi onlara bildirdim. Aslında amacım onların yaşamlarında ulaşımın bu denli önemli bir noktaya varması karşısında neler hissettiklerini bir şekilde tespit ederek bunu bir şekilde duyurabilmekti. İkinci gözlemimde ise EGO kartını yakından inceleyen biri genç diğeri orta yaşı geçkin iki yolcu arasındaki konuşmalara sadece dinleyici oldum. Çalıştıkları AVM de mesaileri bitmiş gece 22 sularında evlerinin yolunu tutmuş bu iki kişi arasında aktarmalarda karşılaşılan zorluklar trajikomik bir anlatım konusu olarak karşıma çıkmış idi. Trafik nedeni ile bazı günler aktarmalarda kaybedilen 100 kuruş bu emekçilerin serzenişlerine sebebiyet veriyor idi.

Her gün yüzbinlerce emekçinin yollara düşüp ite kaka işleri ile evleri arasında mekik dokumaları esnasında yaşadıkları, 2010 yılında Avrupa kapısında sinirli ve sabırsız bekleyişini sürdüren ülkemizin aslında inkar edilemez gerçekliklerinden sadece birisi olarak karşımıza çıktığını hatırlamakta fayda vardır. “Şeklen yapılan” reformlar ya da iyileştirmeler ile gelişmiş ülke olacağımızı zannediyorsak aldandığımızı Filipinler’de de halk arasında “Beyaz Saray” olarak bilinen başkanlık sarayının olmasına rağmen İnsani Gelişme Göstergesi (İGG)’ye göre 13. olan Amerika Birleşik Devletleri’nden 92 sıra geride olduğunu tespit ettiğimizde anlayabiliriz. Ortalama ömür, okur yazarlık ve gelirden türetilen bu İGG’ye göre ülkemiz 79 uncu sırasıya (2006 yılına göre) bir adım gerileyerek konduğunu da not edelim (2007 verisi). Televizyonlardan 17. büyük ekonomi olduğumuzu yere göğe sığdıramayanlara anlamsız ifade ile bakan Ayşe Teyze’nin halini en iyi İGG’deki durumumuz anlatır herhalde. Ekonomisi 25 inci olan Yunanistan’ın İGG’de 28 inci olması arasında farkın bizde, 62 olduğunu gördüğümde Cannes Film Festivali büyük ödülü alan Nuri Bilge Ceylan ödülünü kaldırıp “güzel ve yalnız” ülkemize adaması esnasında hissettiğim ağlamaklı duygu bombardımanı gibi zihnim bir an olsun dış dünyaya karşı kapanır.

Herkes kendine düşen payı çıkarmalıdır bu gerçeklikten. Ulaşım konusunda uzman bir şehirci olarak kendimce çıkardığım sonuç şudur. Kentlerimizde her sabah trafik sıkışıklığı ya da otobüs ve minibüslerde tıka basa, kan ter içinde karşımıza çıkan durumlar 79 uncu sıradaki yerimizi gayet iyi açıklarken her gün artan özel araba sahipliliği ise 17 inci sıradaki yerimizi de (bir nebze olsun) açıklamaktadır. Aradaki farkı kapatmanın yegane çözümü ise (biraz da üzülerek söylüyorum bunu) bizdedir. Çünkü araba, otobüs, makine, teçhizat, hızlı tren, iklimi tamamı ile regüle edilmiş AVM ithal edebiliriz ama şehirciliği ithal edemeyiz. Şehircilik bu ülkenin insanlarınca nasıl bir kent, şehir ya da nasıl bir yaşam istediklerini oturup kendirilerince karar verdiklerinde ortaya çıkar, tersi düşünülemez o zaman hakimiyetimizi de başkalarına vermiş oluruz. Değil mi?

Değişik sosyal göstergelerde kendini yalın bir şekilde gösterecek olan hâl-i pür melalimiz karşısında ters yönün yolcuları nerededir acaba? Toplu taşım denen beledi hizmet fiziki bir hizmet değildir. Her gün taşınan insan ile değil bu insanların nasıl taşındığı ve nerelere taşınabildiği ile yakından ilişkilidir. Bir şehrin yaşayanları arasındaki ayrımı sansürsüz gösterebilmesi yanında (eğer meclis toplantılarını izleyemiyorsanız) o kentin nasıl yönetildiğini de en iyi şekilde ifade eder. Tüm bunların ötesinde bir gösterge istiyorsanız ters yönde yolculuk edenlerle beraber yolculuk yapmaya çalısınız, ve kenti tüm gerçekliği ile yaşayınız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 27
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1095
Kayıt tarihi
: 20.07.08
 
 

Yüksek şehir plancısıyım (ODTÜ-1997), aynı zamanda Mühendislik Doktorası (Kyoto Üniversitesi, İnşaat..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster