Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Nisan '16

 
Kategori
Yoga / Meditasyon
Okunma Sayısı
87
 

tesadüf mü?

tesadüf mü?
 

Hani her şey bir şey için olur ya... Bu hafta sizlere derslerimle ilgili değil son haftalarda deneyimlediklerimle ilgili yazmak istedim. İçinde birazcık yoga, birazcık karma, birazcık tesadüf ve birazcık da çekim yasası var.  

Geçen haftalarda bir yoga kursuna katıldım. Kursa gittiğim ilk gün eski öğretmenlerimden biriyle karşılaştım. Meğer dersi o öğretmenim verecekti. Ve meğer ben ne kadar çok özlemişim anlatılanları dinlemeyi... Aklımın bir köşesine yazdım. Sürekli ders anlatırken kendim derslere girmeyi ihmal ediyorum. Sadece yoga olması gerekmez. Başka öğretmenlerin dersine de girip öğrenci olmanın mutluluğunu tatmalıyım. Öğretmen anlatırken bilgilerimi tazeledim. Sanki yıllar hiç geçmemiş, zaman geriye gitmiş, aynı öğretmenle, başka bir grupla ve başka bir salondaydım. Yıllar meğer göz açıp geçmiş. Öğretmenin anlattıklarını dinlerken ilk anlattığı günlerde "ben nasıl yoga öğreteceğim? Ben nasıl tüm bunları aklımda tutacağım ve öğrencilere aktaracağım" diye düşündüğüm günler de geçti gözümün önünden... İmkansız değilmiş, öğretebiliyormuşum. Ya da ben öğrettiğimi sanıyormuşum mesela... 

Birkaç gün sonra yine tesadüfler, karma, yoga, çekim yasası... Artık nasıl adlandırmak isterseniz. Derse başka bir öğretmen geldi. Yeni gelen öğretmen de katıldığım ilk yoga kursunda dönem arkadaşımdı. Tesadüfler zinciri... Çok keyifli bir ders yaptık. Gözlerimi kapattım ve bir buçuk saat boyunca öğretmenin söylediklerini dinleyerek sadece bedenim ve zihnime odaklandım. Dersin sonundaki "savasana"nın (derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu) keyfinin sizlere anlatamam.  

Kursun yoga pratiği ile ilgili kısmı bittikten sonra sıra geldi teorik kısma... Teori de yoga teorisinden çok beden eğitimi teorileri öğretildi. Bir kısmını spor eğitmeni olan arkadaşlarımdan duymuşluğum vardı. Bir kısmı ise yepyeni bilgilerdi. Derslerin sonunda küçük sınavlar olduk. Ve gördüm ki insan çok iyi bildiği bir şeyi bile kaleme almaya çalışırken zorlanıyormuş. "Antrenman nedir, nelere dikkat edilmeli, faydaları nedendir"den tutun da, "spor yönetimi, sporcu psikolojisi, motivasyon, motor becerilere" kadar bir sürü ders aldık. Tabii ki biraz anatomi ve fizyoloji de.  

Gruptaki arkadaşlarımla ilk birkaç gün yakınlaşamamıştık. Öğretmenim, dönem arkadaşım derken onlarla kaynaşmaya vaktim olmamıştı. Sadece bir tanesiyle yakınlaşmıştık. Hatta öyle ki dersten sonra telefonlaşıp birbirimizin sesini duymazsak rahat edemiyorduk.  

Teori dersleri zorunlu olduğu için grup ve özel derslerimi iptal ettim ve derslere katıldım. Beş gün boyunca grup arkadaşlarımla bir arada olduğumda aslında ne kadar şanslı olduğumu fark ettim. Kimi zaman bir gruba katılmak zorundasınızdır, bedenen oradasınızdır ama ruhen bambaşka yerlerde. İnanın bu grupta bizim frekanslar, yoksa elektrik mi demeliyim, tuttu. Hepimiz birbirimizden farklı özelliklerde ama hepimiz birbirimize bu kadar yakın. Siz şimdi nasıl oluyor bu böyle diye sorabilirsiniz? Bence bu insanlar olarak hepimizin bir bütün olduğu ve aslında birbirimizde gördüğümüz ve sinirlendiğimiz özellikleri kendimizde barındırdığımız için sinirlendiğimiz ve gerildiğimiz esasına dayanıyor. Bilmece gibi mi oldu? Bir örnekle açıklamaya çalışayım. Aslında tüm insanlar Tanrı'nın bir parçası. Dolayısıyla hepimiz bir bütünün parçalarıyız. Yani hepimiz tek tek parçalar halinde bir bütün oluşturuyoruz. O yüzden birbirimizden bir farkımız yok. Birisi "hırslı" diye mi sinirleniyoruz ve kızıyoruz. Bir bakmalıyız kendimize acaba biz de "hırslı"yız da o yüzden mi karşımızdaki o insana sinirleniyoruz. Uzun lafın kısası tüm insanlar bir bütünün parçaları ve hepimiz birbirimizin "ayna"sıyız.  

Bir grup olarak bir araya gelmemiz karma, şans, tesadüf, çekim yasasıydı bilemiyorum ama iyi ki bir araya gelmişiz. Dersler boyunca çok eğlendik. Gergin başlayan dersleri bile on dakika içinde yumuşattık ve tabir-i caizse "biraz kaynattık." Öğretmen bir soru sormaya görsün, birimiz başlıyorduk konuşmaya ve laf lafı açıyordu. O bir şey söylüyordu, bu bir şey söylüyordu ve çok güzel sohbetler yapıyorduk. İçimizden biri "homeopati"  uzmanıydı. Hindistan'da eğitim görmüştü. Bizlere burçlarımıza göre yağlar hazırladı. Gözlerimize bakarak bedenimizdeki rahatsızlıkları saydı. Şaşkınlıktan ağzımız açık kaldı. Hani size söyleseler inanmazsınız da yaşarsanız inanırsınız ya öyle işte... Son gün başım çok ağrıyordu. Ağrı kesici aldığım halde bir türlü geçmedi. Uzman arkadaşıma söyledim. Başıma öylesine bir masaj yaptı ki, masajı bitirdiği anda ağrım da geçti. Sihirli bir el dokunmuştu başıma... Son baskısı çok acı verici olsa da, neyi niçin ve nasıl yapmasını bilen uzman biriydi. Emeğini koyuyordu ortaya. Karşılığını ücretle almaya karşıydı. Değiş tokuş yöntemini tercih ediyordu. Hayatını nasıl idame ettirdiğini soruyorsanız inanın ben de bilmiyorum. Ama olabiliyormuş bunu gördüm. 

Diyorum ya değişik bir gruptu diye. Aramızda ayda sadece 200 lira ile yaşayıp kazandığını kenara atıp her yıl iki üç ay yurt dışına yaşamaya giden bir arkadaş vardı. Yine sorabilirsiniz; 200 liraya yaşanabilir mi diye? Evet yaşanabiliyormuş. Lüks harcamalarını kesmiş, dışarda gezmiyormuş, arkadaşlarının evlerinde eğleniyorlarmış, arkadaşlarının evine yemeğe gittiğinde maddi bir katkısı olmuyormuş, bulaşıkları toparlıyormuş ve yardım ediyormuş. Ben bile bu camianın içindeyim şaşırdım kaldım. Ve aslında küresel yaşamın ve ne yazık ki maddiyatın bizleri ne hale getirdiğini gördüm. Arkadaşlarımı takdir ettim. Kendime söylendim. Bu işi yaptığım halde neden ben böyle olamıyorum diye... Ve karar verdim hiç olmazsa yardım için bir şeyler yapacağım. Para ayıramayanlar için yoga dersleri... En azından haftada bir kere... Deneyeceğim. Sözde kalsın istemiyorum. Hem kendim hem de başkaları için... Denemeye değer... 

Diğer tüm arkadaşlarım da kendi şahıslarına münhasır kişilerdi. Yoga eğitmenleri, sağlık personelleri, yurt dışında yoga etkinliklerine katılan kişiler ve beden eğitimi öğrencileri... Öğrenciler teorik derslerden muaf oldukları için onları fazlasıyla tanıyamadık ama mutlaka bir yerlerde yolumuz tekrar kesişecektir. 

Öğretmenlerimize gelince... Yetkin ve uzman kişilerdi. Önce deli ettik. Çok normal, "nev-i şahsına münhasır" bir gruptuk. Sonra alıştılar bize. Komik ve eğlenceli bir grup olduğumuzu görünce onlar da rahatladı. Gergin başlayan dersleri gülerek tamamladık. Bu arada bizlere çok şey öğrettiler.  

Hani her şey bir şey için oluyordu ya. Kaç kez bu kursa gitme şansım vardı ama gitmedim. Belki de bu grubun bir araya gelmesini bekliyordum. Belki tüm grup arkadaşlarım için de böyleydi. Bir güç ya da bir enerji --- nasıl adlandırmak isterseniz --- bizi bir araya getirdi. Tesadüf? Karma? Çekim yasası? Yoga? Hangi gücün bizi bir araya getirdiği değil de kursta kazandığım dostluklar önemli benim için... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 201
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 414
Kayıt tarihi
: 08.05.13
 
 

Uluslararası Yoga Alliance onaylı hatha, vinyasa, yin ve prenatal yoga eğitmeni... Hayata bambaşk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster