Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ekim '15

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
37019
 

Tesadüfler ve Kötü Karakterlere Esir, Kara Sevda!

Tesadüfler ve Kötü Karakterlere Esir, Kara Sevda!
 

Bu sanırım bir çeşit senarist hastalığı, hem de en bulaşıcısından… Nasıl kurtulacağız bundan inanın bilmiyorum. Ve daha da fenası hastalık sanırım bu sene pik noktasında seyir ediyor.


Bu sanırım bir çeşit senarist hastalığı, hem de en bulaşıcısından…

Nasıl kurtulacağız bundan inanın bilmiyorum.

Ve daha da fenası hastalık sanırım bu sene pik noktasında seyir ediyor.

Zira hiçbir sezon bu sezon olduğu kadar zorlama tesadüfe boğulduğumu hatırlamıyorum.

Bir yazar kendine bunu niye yapar, kalemine niye ihanet eder gerçekten anlamakta zorlanıyorum.

Hani sanırım, umarım, dilerim, hayal dünyanız meslek icabı geniştir, öyledir, olmalıdır.

O zaman sorun ne?

Fikir bulmak, olay örgüsü yaratmak bu kadar mı zor, bu kadar mı kolaycısınız?

Ben yapımcı olsam, bana böyle bir proje gelse, ilk bakacağım şey hikayedir, ikincisi de olay örgüsündeki tesadüflerdir.

Hikâyeyi beğendiysem, git kardeşim bu tesadüfleri düzelt bana öyle getir der, gönderirim senaristleri.

Bu kadar basit…

1

Kara Sevda da böyle bir dizi olmuş…

Peş peşe dizmişler tesadüfleri o sayede yürüyor hikâye, “ite kaka”.

Buyurun başlayalım…

Neslihan Atagül’ün canlandırdığı Nihan otobüse biner. İstanbul kartı yoktur, Burak Özçivit’in canlandırdığı Kemal kendi kartını verir. Birbirlerinden etkilenirler ama bu etkilenme uzaktan uzağa bakışma ile kalır. Nihan ressamdır.  Otobüste çaktırmadan Kemal’in resmini yapar. Kemal durağına gelince otobüsten iner.

İlk temas bu…

Sonra?

Ne tesadüftür ki, Kemal bir alışveriş merkezine alışveriş yaparken kendi resmini görür. Şaşırır… Nihan sergi açmıştır ve tanıtımları da Kemal’in resmi ile yapmaktadır.

Ne tesadüftür ki, Kemal sahile iner, Nihan’ın doğum günü partisi o noktadaki bir mekânda yapılmaktadır. Kemal Nihan’ı görür.

Ne tesadüftür ki, Nihan Emir’den rahatsız olur, doğum gününden ayrılır, mekânın yanındaki teknelerine geçer, ayağı takılır, suya düşer, Kemal suya atlar kurtarır.

Ne tesadüftür ki, Kemal Nihan’ı Leyla’nın evine davet eder. Tanıştırmak istiyordur ikisini. Nihan gelir. Leyla Nihan’ı, fi tarihinden kalma bir bebeklik resminden anımsar. Sonra evinin üst katında bir resme bakıp, “sen o musun” diye kendi kendine konuşur.

Ne tesadüftür ki, Nihan ve Kemal sahilde otururlarken, Nihan’ın annesi onları görür, arabadan iner, peş peşe laf geçirir.

Ne tesadüftür ki, Zonguldak'taki Kemal’in şirketi, Emir’in şirket ile iş yapmaya başlar.

Ne tesadüftür ki, bölüm sonunda Nihan tekrar denize düşer ve Kemal yine orada olmayı başarır, yine denize atlayıp Nihan'ı kurtarır.

Bir çırpıda yakalayabildiğim ve saydığım yedi adet tesadüfü haklı çıkarmak isteyen senaristlerde,

Leyla karakterine “tesadüf diye bir şey yoktur, her şeyin nedeni vardır” diye diyalog yazıp dedirtiler. :)

Cevaba gel diyorum ve susuyorum.

Ben açıkçası daha özenli bir dizi bekliyordum.

Zira Ay Yapım işin sahibi.

Ezel, Yaprak Dökümü, Kuzey Güney, Medcezir, Aşk-ı Memnu gibi birçok başarılı işe imza atmış bir yapım şirketinden bahsediyoruz.

Sanki bir şeyler gözden kaçmış, üzerine çok çalışılmamış gibi, Kara Sevda.

Sorun sadece tesadüfler de değil…

Bir diğer senarist hastalığı olan “kötü karakter” sorunsalı, bütün bölüm boyunca kütük gibi karşımızda durdu.

12

Emir…

Zengin, yakışıklı, havalı ama kötü…

Salt kötü…

Bu kadar…

Başka hiçbir özelliği yok.

Kendisini ezikleyen, her fırsatta aşağılayan Nihan’a, kafayı takmış durumda.

Niye?

Bilen yok…

Hani daha önceden bir aşk yaşamış olsalar, terk edilmeyi yediremiyor diyeceğiz, o da yok…

Eylem var derinlik yok.

Bu kadar yavan kötü karakterler izlerken aklıma hep rahmetli Meral Okay gelir.

Bir Bulut Olsam’ın Narin’e âşık Mustafa’sını öyle güzel kurmuştur ki...

Mustafa kötü bir karakterdi. Narin’i seviyordu, ona sahipti ama o kalbinin de sahibi olmak istiyordu.

Her türlü kötülüğü yaptı ama Narin söz konusu olduğunda hep bir duru vardı.

Aslında Mustafa kötü değildi, kendine yenik bir karakterdi.

O yüzden de Doktor Serdar kadar sevildi.

3

Tekrar Kara Sevda’ya dönersek;

Hikâye 2010 yılında başladı.  Kısa bir otobüs anı ile iki gencin birbirine bu kadar âşık olması, bir ay boyunca birbirlerini hiç görmeden etraflarına birbirlerini anlatmaları, Nihan’ın resimlere dökmesi falan açıkçası beni ikna etmedi.

Hani Kemal ve Nihan; 1970, 1980 Kadıköy Sirkeci vapuruna her gün binen karakterler olsa, belki olabilir, böyle şehir efsaneleri var ama yıl 2010, iki tane fıstık gibi genç, bir otobüs çarpışması ile aşka gelir mi?

Gelmez…

Kara Sevda'da geldi...

Lakin başrol oyuncuları bir şekilde izlettirdi kendilerini.

Burak Özçivit’in oyunculuğunu, temiz çocuk hallerini sevdim. Değişimi de denildiği kadar vardı. Göz doldurdu.

Neslihan Atagül sevdiğim oyunculardandır. Lakin oynadığı role, okuduğu senaryoya, çeken yönetmene mi bilmiyorum ama sanki bir şeye inanmıyor gibiydi. Kendini role bir türlü bırakamadı.

15

İşin yönetmen kısmına gelince,

Detay görüntülerle, boş planlarla, duran sahnelerle baya baya boğuldu bölüm.

Bazı önemsiz gibi görünen ayrıntılarla dikkat de dağıtıldı.

Mesela Kemal Zonguldak’ta… Evine geliyor. Artık banyomu, yatak odası mı bir odaya giriyor ve odanın kapısını kapatıyor. Biz dışarıda kalıyoruz.

Soru şu, bu adam evde yalnız yaşıyorsa, neden kapısını kapatıyor?

Bizi mi görüyor da utanıyor?

Cevap sessizlik...

Evet, ufak bir ayrıntı ama bu ayrıntılar birleşince kocaman oluyor.

Sonra üşenmemişsiniz bir soruna parmak basmışsınız, madene inmişsiniz de, o sıkışmışlık, çaresizlik hissiyatı daha fazla hissettirilemez miydi?

Az biraz dizi izliyoruz kafasından bizi koparıp, o endişeye bizi gark ettiremez miydiniz?

9

Ve Işık…

Yahu şu gece çekimlerinde oyuncuların yüzüne ışıkları dayamayın arkadaş. Dilimizde tüy bitti…  İlla dayayacaksınız da gece planı yazmayın, çekmeyin…

Bıktık patlamış surat izlemekten…

Yani…

Tesadüflere, yaptım oldu karakterlere, dünyanın tam kurulamamasına rağmen, Kara Sevda izlenir.

Her ne kadar çok iyi bir karne gelmese de izlendi.

Yapımcılar artık bu kafada iş yapıyorlar…

İzleyiciye düşen de; kötünün iyisini takip etmek, işe göre değil, sevdiği oyuncuya göre dizi seçmek kalıyor.

Kara Sevda Total’de 4,59 rating ile 3. sırada, AB’de de 3,52 rating ile 6.sırada yer aldı.

Şu aşağıdaki iki resim de benim için sözün bittiği yerdir. Yorumu size bırakıyorum...

uçurtma

Televizyon, sinema, yaşam ve sokaktaki hayat üzerine diğer yazılarımı okumak istiyorsanız, blogum bibaksana 'ya uğramayı unutmayın. :)

 

 

 

abdurrahman balcilar bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ayrıca her başbaşa kaldıkların da yagan yagmuruda unutmamak lazım

murad tas 
 16.10.2015 15:38
 

Ayrıca; otobüse binen insanları vebalı gibi göstermek çok ayıp. Bu dizileri zaten o otobüse binen insanlar izliyor, Yalılarda yaşayanlar değil.

Kazım ŞAHİN 
 16.10.2015 14:04
 

Mustafa karakterinin sevilmesinin bir diğer sebebi de Engin Akyürek oyunculuğundan kaynaklanıyor olmasıdır. Engin Akyürek Mustafa'yı öyle bir canlandırdı ki psikopat birinden hoşlanır olduk :)

berna uzun 
 16.10.2015 11:35
 

Bibaksana, Sayın Bloger arkadaşım. Kara Sevda hakkındaki yazınızı okudum. Tesbitlerinizi bire bir katılıyorum. Ben de diziyi aynı akşam canlı seyrettim. Bir şeylerin bana da çok abartılı, biraz fazla tesadüfi geldiğini anlamıştım. Sizin yazıyı okuyunca aynen dedim. Bu dizyi Ay Yapım çok reklam yaptı ama, arkası nasıl gelecek ben de merak ediyorum. Dilerim Burak Özçivit ve Neslihan Atagül'ün gülen gözleri bu diziyi kurtarır. Elinize, yüreğinize sağlık. Savgi ve selamlar. Abdurrahman Balcılar

abdurrahman balcilar 
 16.10.2015 11:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1834
Kayıt tarihi
: 08.06.06
 
 

Okur, gezer, izler ve yazar...                 ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster