Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Aralık '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
3887
 

Teşekkür yazısı

Kasım ayının tamamı ile Aralık ayının ilk yarısı içerisinde yoğun bir mesleki eğitim ve sınav stresini dün itibariyle sonlandırmış olmanın getirdiği hazzı, rahatlığı ve gevşeme duygusunu, ilk defa bu sabah çalışma odamda, gayet tafsilatlı olarak bir gazete okuyarak atlatmış bulunuyorum.

Gazete-kitap okumayı ekmek ve su gibi gören bir tarafımın olduğunu inkâr edercesine, bir buçuk ay boyunca sadece kanun metni okumanın ne derece sıkıcı olduğunu herkes takdir eder umuyorum.

Bu bir buçuk ay içerisinde, gerek İstanbul’da gerekse Ankara’da benim sınavda başarılı olmama sanki yardımcı olmak için can atan “Hızır gibi gelen” yardımcı Meleklerimin birkaç tanesinden söz edeyim.

İlk olay:

İstanbul’ Kadıköy Uzun çayır otobüs durağında beklerken hemen arkamda bir çocuk beliriverdi, otobüsün kalkma saati ile ilgili bir şeyler konuşurken, bir ara çantamdaki ıslak mendillerden birini çıkarmaya çalışırken, iki tane çıkarmışım, birini yanımda bulunan bir çocuğa uzattım.

Havadan sudan konuştuk, derken, vakit geldi, otobüse bindik, ikinci tesadüf yan yana oturduk.

Adının “Muhlise” olduğunu söyledi. Yol boyunca sosyal, sıcak ve güven veren bir kişiliği olduğunu tahmin ettiğim bu çocukla sohbet ede ede geldik.

Elimde tuttuğum notların içeriği ile ilgili açıklayıcı bilgileri ona açıklayınca, O da, hazırlandığım mesleki yükselme sınavı ile ilgili, benim faydalanmamı istediği bir kitabın isminden söz etti. Sonra o kitabı temin etmesi durumunda bana verebileceğini söyledi.

Birkaç dakika bilgi notlarıma göz attı, bu ders notlarımı beğenmedi.

Sonra çantasından dizüstü bilgisayarını çıkararak bir müddet fotoğraflarına baktı. Bana dönerek:

- “Resimdeki kişi, Amerika okuyan kardeşim” dedi.

- “Kaç kardeşsiniz”? Dedim.

- “Üç kardeşiz, ablam evli, resimde gördüğün kardeşim Amerika’da, ben ise özel bir dershanede tarih öğretmeniyim” dedi.

-“Şaşırdım!” dedim.

Milli Eğitim bünyesinde açılan sınavlarda başarılı olamadığını, matematikteki eksiğini telafi ettikten sonra başarılı olmayı umduğundan söz etti.

“iyi akşamlar” dileyerek otobüsten aşağı indim, eve geldim.

Aradan bir hafta geçmeden adresime; Fen Bilimleri Eğitim ve Yayıncık Firmasının çıkarmış olduğu Sekizinci sınıf SBS Hazırlık “T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük” isimli kitabın bırakıldığını anlayınca ikinci bir defa daha şaşırdığımı hissettim ve çok duygulandım.

Kitabın büyük bir kısmını okudum, çok güzel hazırlandığını müşahede ettim. Ayrıca istifade ettim.

İnsanların bencilleştiği, sözün ayağa düştüğü, hatırda kalanların çok çabuk unutulduğu bir dünyada, gerçek bir vefa örneği olarak gördüğüm bu davranıştan ötürü sevgili Muhlise’ye teşekkür ederim.

İkici olay:

Ankara’da eğitim programında olduğumuz sırada, bir Bakanlığın misafirhanesinde kalıyoruz. Sevgili arkadaşım Yunus bey’in akşamdan sonra misafirhaneden ayrılıp arkadaş gezmesine gideceğini söylemesi üzerine, odamdan çıkıp, oturma salonuna geçip güvenlik görevlisiyle ile birkaç hoşbeşten sonra bir iki bardak çay içip tekrar odama çıkıp, kanun kitaplarının kasvetli ortamına dönecektim. Bir bardak çay almak için mutfağa yöneldim.

İçerde bir hanımı aynen benim gibi, ders çalışırken gördüm. Batı illerimizden birinde kamuda çalışan bir Arkeolog, Diğer Bakanlıkların birinde Müdürlük sınavına girecek, Devletin bütün Kurumlarında, yapılmakta olan yükselme sınavlarında, gelen bütün soruların yüzde kırkının ortak konulardan oluşması, bizimde ortak bir nedene bağlı olarak sohbet etme imkânı bulmamıza sebep olmuştu.

Ankara’ya, Kasım ayının ılık bir gecesi hâkim, havada Ay var. Gecenin yarısına doğru süzülürken, dışarıdan güvenlik görevlimizin seyrettiği TV’nin sesi ile Ocakta bizim için kaynayan su kazanının kaynama sesi duyuluyor, zaman zaman üst üste doldurduğumuz sıcak çaylarımızı yudumlarken, o gece güzel bir ünsiyet oluşturduk. Gecenin yarısına dek, ders çalıştık, sonra “iyi geceler” dileyip odalarımıza yöneldik.

İki gün sonra sınava girecekti, sınavdan sonra, gitmeden evvel hazırlamış olduğu ders notlarını bana bırakacağına söz verdi, dediğini yaptı, soruları bıraktı, sınavı iyi geçti ve Müdürlük sınavını kazandı.

Bıraktığı ders notları çok işime yaradı, Sevgili Tenzile’ye teşekkür ederim.

Üçüncü Olay:

Ders görmekte olduğumuz, Eğitim Dairesinin spor salonunda, her sabah, derse önce gelen, kürsüye ve slâytların gayet iyi okunabildiği ön bölümlerde oturmaya da öncelik alır.

Kural bu, bu kuralın istisnası olan durumlarda ise, ben ve benim gibi birkaç arkadaş en arka sıralardan sandalyesini kaptığı gibi doğruca Hoca’nın ders anlattığı masanın hemen yakınına bir yerde, sandalyesini taşıyıp dersini dinleme imkânına da kavuşabilmektedir.

Bir zaman sonra sesin duyulmadığı, slâytların iyi izlenemediği arka sıralarda, memnuniyetsizlikler artınca, arkadaşlar uyanıverdi, hocanın etrafında da boş alan bulma imkânı bu şekilde, artık ortadan kalkmış oldu.

Bir gün, Kambiyo dersimiz var, o sabah geciktim, hocanın derse gelmesinden birkaç dakika sonra derse katılabildim, her zaman oturduğum ön sıralarda boş yer yoktu, dersi arkadan dinlememde mümkün değildi.

Sandalyemi havaya kaldırıp, hocanın masasının bulunduğu yere yakın, duvar diplerine yerleştirmek için hamle yapmakta geç kalmıştım, çünkü boş alanlar tamamen dolmuştu. Durumun o gün için iyi başlamadığını fark ettim, o gün keyifsiz bir gün geçirdim.

Teneffüs vakti geldi, avluda çay içiyoruz, sesin arka sıralarda duyulmadığı, slâytlarında okunamadığını söyleyince, Genel Müdürlükten Nuray kardeş:

-“Hiç merak etme, iyi not tutarım, ben sana tuttuğum notların birer fotokopisini veririm” deyince rahatladım.

O günün notlarını, sevgili Nuray, posta ile İstanbul’daki adresime gönderdi, Sınavda bu notlarda sorulan bütün Kambiyo sorularına yanlışsız cevap verdim.

Sevgili Nuray’a teşekkür ederim.

Ayrıca 2010 yılında yapılacak olan sınavlarda başarısını beklediğim Filiz SELİMLİ; elektronik posta adresime elindeki bütün bilgi ve belgelerin bazılarını gönderdi, bu vesile ile sevgili Filiz’e de teşekkür ederim.

Rıdvan HALİLOĞLU Hocaya

Ersel YÜKSEK Hocaya

Hakan DEMİRTAŞ’A ve başarım için katkı sağlayan şu anda isimlerini yazamadığım tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 135
Toplam yorum
: 133
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 1313
Kayıt tarihi
: 29.09.07
 
 

Ali Emir KARAALİ, 1961 Rize Doğumlu, 1978 Rize Lisesi Mezunu, (1988)T.C. Anodolu Üniversitesi   '..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster