Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '07

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
658
 

Teşekkürler, Sayın Talip Bölükbaşı

Teşekkürler, Sayın Talip Bölükbaşı
 

2007 yılı kısa bir zaman sonra tarihe karışacak. 2007 yılının Ekim ayı ise çoktan gitti. Ancak 27 ve 28 Ekim'de, Eskişehir'in şirin ilçesi İnönü'de bulunanlar o güzel, yazdan kalma Cumartesi ve Pazar günlerini unutamayacaklar. Bizler, yani İnönü'de buluşan bir avuç mutlu azınlık, mutlu blogcu olarak Sayın Talip Bölükbaşı'na ne kadar teşekkür etsek azdır. Her ne kadar bu etkinliği yazılarında anlatıp, Talip Bölükbaşı'na teşekkür etseler de ben blogumu bitiremediğim için yayına veremedim, bu yüzden Talip Beye teşekkür edemedim.

Teşekkür etmek için blog yazmaya gerek yok, telefon edersin, ben geliyorum dersin, iş biter. Gerisi olayların akışına kalmış bir şey.

Öyle oldu. Bu sabah yani 31.10.2007 Çarşamba günü Talip Beyi (bizlere kartvizitini vermişti, hatırlarsınız) cep telefonumdan arayarak gelmek, görüşmek istediğimi bildirdim. "11.00 de bekliyorum" dedi. (Salı gecesi büyük oğlumda kalmıştım. Sabah birlikte ODTÜ'ye geldik.) Talip Beyle görüştükten sonra kartındaki adrese nasıl gidileceğini öğrendim. ODTÜ'den halk otobüsüne binerek Beşevler'e oradan da yürüye yürüye THK Çankaya Şubesine ulaştım.

Siz siz olun benim yaptığım hataya düşmeyin. Bir elimde tıka basa dolu küçük bir bavul, diğer elimde bavula sığmayan bazı ufak tefek eşyaları koyduğum bir poşet, içinde gözlük, fotoğraf makinası ve ıvır zıvırın olduğu omuzumda asılı bir çanta, yetmezmiş gibi bavula sığmadığı için giymek zorunda kaldığım siyah kazağımın üstünde deri mont ve başımda sarı THK şapkası ile bu güzel havada Ankara'da yürümenin verdiği azap çekilir gibi değildi. Neyse bu bana ders olsun.

Talip Beyin her zamanki güler yüzü ile karşılaşınca bunları unuttum. Birbirimize sarılarak hoş geldin faslını tamamladık. İlk resimde de görüleceği gibi bilgisayarın başında MB özellikle İnönü için yazılanları merak ve ilgi ile izliyordu. Ben de yazdığım ama henüz tamamlayamadığım taslak olan blogumu okudum. Uzun olduğunu ne yapmam gerekeceğini danıştım. "Bir kaç bölüm halinde yayınla" dedi. Öğütünü tutacağım. Tümünü tamamladığımda aynı gün ardarda yayınlayacağım. Ama önce teşekkür blogumu bitirmeliyim.

Talip Beyin bulunduğu THK Çankaya şubesi küçük bir müze sanki. Resimlere bakınca anlayacaksınız. Ben resim çektim, Talip Bey anlattı, ben çektim o anlattı, hep anlattı. Yanımda anlattıklarını yazacak birisi olsaydı iyi olurdu. Bu nedenle "Ben sizin anlattıklarınızı yazamam, karıştırırım, sadece resimleri yayınlarım" dedim. Sağolsun kabul etti yoksa yalan yanlış bir şeyler yazardım, çünki resimlere bakınca göreceksiniz. (oldukça karışık konular, beni aşar.)

Resim çekme işini tamamladıktan sonra hemen arka caddede güzel bir lokantada övdüğü yaprak sarması yedik, sarımsaklı yoğurtlu. Her ne kadar efsanenin yerini tutmasa da Talip Bey ağzının tadını biliyor.

Yemekten sonra tekrar şubeye döndük. Cep telefonuna gelen mesaj ile acı haberi öğrendik. Erdal İnönü'yü kaybetmiştik. Bilgisayarı açarak acı haberi bir kez de Milliyet İnternet'ten okuduk. Talip bey hemen kısa bir blog yazarak yayına verdi ve haberi MB okurlarına duyurdu. Bu arada ikram edilen çay buruk bir tad bıraktı, damaklarımızda.

Bu arada İnönü'ye gelen yakın arkadaşı ve dostu Sayın Erol Özdemir'i arayarak benim yanında olduğunu söyledi. Telefonda ben de kendisine hal ve hatır sorup selamlarımı ilettim. Erol Bey beni Dikmen'deki Polis Evine davet etti. Ankara'da son saatlerim. Bir daha ne zaman gelirim, görüşürüm düşüncesiyle hemen olur dedim. 14:30 - 15:00 arası buluşmak üzere diyerek görüşmemiz tamamlandı. Talip Bey'le bir süre daha konuştuktan sonra vedalaşarak 14:15 sıralarında şubeden ayrıldım.

Talip Beyin başka bir konuğu geleceği için tek başıma gittim. Ankara'lılar bilir. Gideceğim yer biraz uzak ve karışık. Beşevler'den Ankaray ile Kızılay'a, oradan Dikmen Minibüsleri ile 14:45 de Polis Evi'ne ulaştım. Erol Beyle kapıda karşılaştık. Yaklaşık bir saati aşkın bir zaman her konuda konuştuk. Kendisini en kısa zamanda MB yazarları arasında görmek istediğimizi ilettim.

Kendisi ile, özellikle MB, blog yazarlığı, bazı güzel yazıların bir kitapta toplanması, böylece çok iyi yazarlar çıkabileceği düşüncelerini paylaştık. İnönü'de MB yazarlarının çok güzel bir uyum içinde olmasından ötürü mutlu olduğunu, bu nedenle kalma süresini uzatarak Cumartesi gecesi bizimle beraber olup eğlenmekten büyük bir keyif aldığını söyleyince bizlerin de kendisini tanımaktan dolayı büyük bir mutluluk ve onur duyduğumuzu söyledim. 2009 yılında İzmir'de düzenleyecekleri bir etkinlikte kendilerine yardımcı olacağım sözünü verdim. Müzik, CD'ler, İnternet ve benzeri çok daha farklı ve güzel konulardan da konuştuk.

Ayrılık zamanı geldiğinde kendisine teşekkür edip vedalaştım. Geldiğim yolu izleyip AŞTİ'ye ulaştım. İzmir'e gidecek ilk otobüse bindim.03:00 te eve geldim. Taslak olarak kağıtlara yazdığım yazımı saat 04:00 gibi notepad'a yazmaya başladım. Oğlumu uyandırdım, çektiğim resimleri de PC'ye aktardım. Biraz sonra yazım hazır olacak. Ondan sonra uyuyacağım.

İnönü'ye gelip böyle iyi insanlarla da tanıştığım için mutluyum. Sanırım sizler de öylesiniz.

Bir kez daha Sayın Talip Bölükbaşı'na bu güzel buluşmayı düzenlediği için şahsım ve arkadaşlarım adına teşekkür ediyorum.

İyi ki varsınız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnönü'de sizi ve MB'den arkadaşlarınızı tanımaktan onur duydum. Buna vesile olan kadim dostum Talip Bölükbaşı kardeşimize de teşekkür ediyorum. Ülkemizdeki en büyük sorunlardan birisi insanlararası iletişim eksikliğidir. Sizler; neşesiyle, sevinciyle, aleviyle, ateşiyle, meleğiyle, piriyle, asiliğiyle, bölüğüyle, umuduyla, aydınıyla, bayramıyla, ereniyle ve daha bilumum değerlerinizle bu uğurda insanlığa hizmet ediyorsunuz. Sizi kıskanıyorum. Daha güzel ortamlarda paylaşmak dileğiyle.. Erol ÖZDEMİR Polis Başmüfettişi

E. Özdemir 
 17.11.2007 12:56
Cevap :
Hem ben hem de İnönü'ye gelen arkadaşlarımız, sizi tanıdığımız için mutluyuz. Sizi ziyaret ettim, çünki İnönü'de kısa sürede oluşturulan dostluğun sağlam ve kalıcı olmasını en az sizin kadar yürekten istediğim içindir. Yine, yeniden birlikte olma beklenti ve heyecanımız hep sürecektir. Buna inancım tamdır. Tekrar görüşmek üzere, saygılarımla.  17.11.2007 15:24
 

Benim top sakallı, yolda sevgili Melila olsaydı top sakalını severdi, temiz kalpli, babacan, sevecen, insanlıktan anlayan bu sanal dünyadan gerçek dünyaya döndüren, 8 eylül toplantısına katılmadğım halde o toplantının mimarisi İlyas Bayram. 26 Ekim sabahı açtığın telefonla geliyormuşun deyip 2. açısında bana sürpriz yaparak biletimi alıp İnönüye kadar götüren ve oraya kadar gelen blogcukarı bana da tanıştıran sevgili ağabeyim. İyi ki de varsın. Seni çok seviyor bu iyiliğini hiç bir zaman unutmayacağımı iletmek istiyorum. Daha tamamlayamadığım ben de seri olarak 6 blogta oluşan İnönü toplantısını anlatan 4 bloğumu yayına vermiş bulunmaktayım. Her şeyin güzel olmasını diliyorum. Allah senin de kalbini güldürsün.

Ahmet Üstündağ 
 01.11.2007 21:15
Cevap :
Sevgili Ahmet, bu içten gelen ve samimi yazınla beni ne kadar duygulandırdığını anlatamam.Herşeyden önce ben de bir insanım. Herkes gibi gözüm, kulağım, ağzım, dilim var.Her insanda var bunlar. Ancak insanları farklı kılan düşünceleri, hayata bakış açıları, yaşama arzuları, paylaşma duyguları ve buna benzer ögeler.Bunlar da her insanda farklıdır.İyi, güzel, herkes tarafından beğenilen özelliklerin tümüne sahip olmak mümkün değildir.Sahip olan var mıdır dersen, yoktur derim.Herkesin bir kusuru, eksik bir yönü vardır.Şüphesiz benim de vardır, hem de sayamayacağım kadar.Ama her zaman insanları kazanmak istedim. İnsanların iyi yönleriyle hatırlanması güzel bir duygu ve beklentidir.Önemli olan bunlara layık olabilmek.Layık olup olamadığını da insanın kendisi, içindeki sese kulak vererek karar vermelidir. Benim felsefem budur, yıllardır çalışma hayatımda da bunu sürdürmeye çalıştım. Beni sokakta gören, tanıyan insanlar başını başka yöne çevirmiyorsa ne mutlu bana.Herkese selam,sevgiyle kalın  02.11.2007 13:46
 

Yol güzergahı olan Uşak'ta saat 12.00 sıralarında beni aradı ve selamını bıraktı. Bak orasını unutmuşsun, ben tamamladım sevgili İlyas Bayram. Sen sondan başlamışsın anlatmaya. Bu da güzel ve farklı bir yöntem. 27-28 muhteşem İnönü toplantısı üzerine toplantı yapmaya cesaret eden olur mu bilmiyorum ammaaa... Ne zaman toplanıyoz :)) Sevgiler

Neşe İleri 
 01.11.2007 13:57
Cevap :
Evet haklısın ama telefon ilk çaldığında açsaydın en az 8 dakika kazanacaktık. Görüştüğümüzde otobüs hareket etmiş, garajdan çıkıyorduk. 8 dakika deyip geçme Neşe, Ben 8 dakika daha yamaç paraşütü ile havada kalmak için neler vermezdim neler, Sevgilerimle, en yakın 2008 Mart ayında görüşebiliriz. Bu sıralar programım çok yüklü :(((((  01.11.2007 14:29
 

Sayın İlyas Bayram, Şubemizi ziyaretinizle onurlandım. İnönü Buluşması yazı dizinizi merekla bekleyenlerdenim. Saygılarımla..

Talip Bölükbaşı 
 01.11.2007 12:50
Cevap :
Siz bizi İnönü'ye davet etmekle en büyük onuru verdiniz. Dediğinizi yapıyor, blogumu tamamlamaya çalışıyorum. İlettiğiniz notları, ekledim. Sanırım taslağı size okutmakla iyi ettim. Düzeltme ve eklemeleri sonucu yazım daha iyi oldu gibi. Bu kadar reklamdan sonra bakalım n'olacak göreceğim. 3 ya da 4 seri olacak. Tekrar görüşmek üzere, saygılarımla (Erol Bey'e de selamlar, onu artık MB yazarları arasına ekleyelim)  01.11.2007 14:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 240
Toplam yorum
: 1731
Toplam mesaj
: 236
Ort. okunma sayısı
: 2437
Kayıt tarihi
: 13.04.07
 
 

6 Mayıs, bir Hıdırellez günü "Merhaba dünya" demişim. Geçen elli küsur yıl. Bir şarkı vardır Osma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster