Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ocak '07

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
1864
 

Teşekkürler Milliyet Editörlerimiz, Blog dostları..... Teşekkürler Milliyet

Teşekkürler Milliyet Editörlerimiz, Blog dostları..... Teşekkürler Milliyet
 

Bu bir teşekkür yazısı, ''Kimbilir belki bir gün blog yazarları toplantıları da olur'' temennisinin, 28 Eylül 2006, 12:59:44'te gelen destek yorumuyla şekillendiği, zaman zaman tartışma konusu olduğunda heyecanla beklenen, ''peki ama ne zaman'' sorularının 26 Aralık 2006 Salı 11:20:59'da gelen davetiye mailiyle resmi netliği sağlanan.

Bu bir teşekkür yazısı, önceliği ekibiyle blog projesi fikrini hayata geçirerek bizleri bu kurumsal çatı altında buluşturan, uzaklıkları yakınlaştıran, yazarak paylaşmayı, tepkilerimizi, sevinçlerimizi, mutluluklarımızı dile getirmemize vesile olan Milliyet Gazetesi İcra Kurulu Üyesi Sn. Hanzade Doğan, Milliyet Digital Hizmet Geliştirme Direktörü Çiğdem Toraman, editörlerimiz; Başak Hanım, Füsun Karaman, Oylum Çağan, soyadını hatırlayamadığım için özür dilediğim Hüseyin Bey'e ait olan.

Bu bir teşekkür yazısı, yazmaya başladığımdan bugüne yorumlardan,mesajlardan, eleştirilerden aldığım enerjiyi bir araya geldiğimzde de hissettiğim, sürekli yazılarını okuduklarım, yorum yazdıklarım, mesaj gönderdiklerim veya bugüne kadar tanışma fırsatımın olmadığı, yorum gönderemediğim yazarlar olsa da yanlarından geçerken verdiğim selama, tebessüme aynı içtenlikle karşılık bulduğum, kısa süreli hoş beşlerle ayak üstü sohbetler ettiğim herkese selam göndermekten keyif aldığım.

Bu bir teşekkür yazısı, blog'la tanıştığım 2006 Ağustos ayında, ilk yorumu yazdığım kişi olan sevgili Latif Başaran toplantıda da ilk tanıştığım kişi olması, geldi mi? dediğimde ''bak karşıda'' diyerek yanına götürdüğü ve Ferdi deyince adı aklıma ilk gelen dost canlısı Deniz, blog toplantısına dair yazılarla her zaman destek olan, ''görev varsa seve seve üstlenirim'' diyerek samimiyetini gösteren, dört mevsim çıktığı gezilere imrendiğim Pirmete, olumsuzluklara karşı kaleme aldığı, güldüren, düşündüren mizahi yazıların sahibi, duyarlı insan Süleyman Ekim, tuttuğunu koparan, doğruları yazan, yanlışları düzelten Silivri'nin usta gazetecisi Ömer Sebahattin Çetin elemanları, güler yüzlü, sakin görünüşlü Ali Gülcü, romantik insan, gazeteci kimliğinin yanısıra müzisyenlik, şairlik özellikleri bulunan, ''herkesin bir fon müziği olmalı'' diyen Nişantaşı çocuğu Alptekin Yıldız,

adının önündeki ''öğretmen'' ünvanıyla hitap etmekten onur duyduğum, şevk veren, yazma isteğimi artıran yorumları, işi olmasına rağmen birkaç saatini ayırma nezaketini göstererek gelen Cemal Hüseyin Çağlar, adıyla gelen güzelliklerin, sevginin, karakterine yansımasıyla bütün olan, o gece takmadığım için boynundaki Atatürk kolyesini kıskandığım dost Barış, karşılaştığımız anda ki gülümsemesiyle, yıllar öncesinden gelen bir dostluğun sıcaklığını hissettiren, komik anılarıyla sohbetleri renklendiren güçlü kalem Celal Çelik, geldi, gelmedi, geç gelecek duyumlarını anlamak için Osmaniye grubu olarak salonda keşif yaparken karşılaştığımız, gerçek dost, samimi, güvenilir insan Yücel Evren, adının sevdiğim çiçeklerden biri olmasının yanında, yanaklarındaki tebessüm, gösterdiği yakınlıkla hep zihnimde yeri olacak olan Açelya Ülgenay, kısa bir süre öncesine kadar kullandığı ''Biberiye'' rumuzunun nedense salatalarla arasının çok iyi olduğu hissi verdiği, fikri paylaşınca da doğruluğunu anladığım, gözleri ve yanakları ışıl ışıl olan Feyhan, güzel gözleriyle tebessüm ederken yakasında yazan ismine bakıp selam verdiğim, ilk adı Seda'nın yanında Efsun'u görünce aman allahım tanımadım diyerek sarıldığım, restoran işletmecisi Seda Efsun Karamahmutoğlu,

aceleyle farklı yönlere doğru giderken ''Merhaba, sizi gördüğüme sevindim, nasılsınız ?'' dediğinde, bozuk klavyemi hatırlayarak, yanaklarımda oluşan tebessümü paylaştığım Ahmet Aydın, kankası, iş arkadaşı ve tanıştığımız dakikada '' öneriniz için teşekkürler ve o kadar uzaklardan kalkıp buralara geldiğniz için helal olsun Osmaniye grubuna'' diyerek yakınlığını gösteren Mehmet Eren, yazılarını okurken dinlendiğimi hissettiğim Ahmet Yılmaz, uzaklardan gelirken gülümsemesi fark edilen, azimli, dost canlısı Emre Tekin, oğlunun yakışıklılığı sohbetimize güzellik katan Ali Bakmaz, Fulya ve Hoşsada ile sohbet ederken, ''heyy nerdesiniz ''diyerek tüm enerjisini, coşkusunu hissettiren İzmir güzeli Pelin Kalyoncu, hemşerisi güzel ve güçlü ses Melda,

merdivenlerden inerken sayfasındaki fotoğrafından tanıdığım ama bu kez Yunusların olmadığı, en çok yazan çalışkan yazarlardan Savaş Şakar ''kızımı bırakıp geldim''derken ettiğimiz kısa süreli sohbeti, doktor ünvanının yanısıra yaşadığım şehirde yıllar önce görev yapmış olan Sadreddin Apaydın, insanların yavaş yavaş ayrıldığı saatlerde ben farklıyım diyen gelişi, adım atar atmaz güldürmeye başlayan konuşmalarına sonra ki saatlerde de devam eden, sinemacı, tiyatrocu, sanatçı yakıştırmasının yakıştığı sevgili Leyla Önder, ''Direnen Mızıkacılar''ın sahne performansını izlerken selamlaştığım Sevgi Ağacı- İlker, Çukurova sıcaklığıyla Mersin'den gelen şair ruhlu, çevreci Akdenizli, birden bire boşalmaya başlayan toplantı salonunda, etrafa bakarken yanıma gelen ve görmekten çok mutlu olduğum, ''Anadolu benim, ben Anadolu'yum'' diyen Yusuf Aysan, çektiği güzel fotoğraflara yakında yenilerinin katılacağı müjdesini veen Aydın Sevinç, kendini yazmaya verdiğinden bu yana iş başvuruları yapmaya gereksinim hissetmeyen Sema Çürük, sardunya bahçelerinde komşuluk ettiğim tarihin tozlu yapraklarıyla ilgilenmeyi seven, kısa bir sohbetin ardından izin isteyerek ayrılan vakayinüvis, Yücel'in tanıştırdığı özlem.dem, Elif'ce, zarif Esra, Sn. Semra Çetinkaya sohbet ettiğim yazar dostlardı. Toplantının ilk dakikalarından gecenin sonuna kadar güzel zaman geçirdiğimiz, sevgili Guguk Kuşu, Cuma'dan Pazar'a kadar yollarda kaybolmanın güzel taraflarını da eğlenerek paylaşmamaızı sağlayan, uçağı kaçırdığımıza en az bizim kadar üzülen Nosferatu'yu unutmuş değilim, unutmak olur mu hiç? Konuşma, tanışma fırsatına sahip olduğum arkadaşlara teşekkür ediyorum, güzel paylaşımları, geldikleri, gelerek güzel bir başlangıç yapılmasına katkı sağladıkları için.

Gözlerim gelemeyenleri ararken, mazeretlerinin olup olmadığını düşündüm o an. Neden gelmemişlerdi, uzaklık mıydı başka nedenler miydi engel olan ? Neredeydi, Muzaffer Cellek, Serap İnce, Nihal Yetkin, Başak Altın, Hakkani, adını sayamasam da yazılarını keyifle okuduğum diğer dostlar.

Saat 20:15 olmasına rağmen, neredeyse kimsenin kalmadığı salondaki insanlar bir anda nereye gidiyorlardı, nereye gidiyorduk. Amaç, sohbet etmekse başka mekana ne gerek vardı. Program saat:22:00'ye kadar değil miydi, müzik bittiği için mi gidiyorlardı.

Aylar öncesinden temenni olarak dile getirdiğim, blog yetkililerimizin verdiği destek ve hazırladıkları organizasyondan bizler memnun ayrılmış görünüyoruz iki gündür yazılan yazılardan anladığım kadarıyla. Peki Milliyet Blog yetkilileri, editörlerimiz, bu toplantıda emeği olanlar, erken ayrılışımızdan memnun oldular mı?

Başlangıçta da belirttiğim gibi, bu bir teşekkür yazısı...........önceliği blog fikrinin oluşması, glişmesi, paylaşılmasındaki çabalarından dolayı Milliyet ailesi'ne ait olan. Bu bir teşekkür yazısı, ''hoşgeldiniz sevgili yazarlar'' hitabı ile onurlanmamızı sağlayan. Bu bir teşekkür yazısı, bundan sonraki toplantılar için liderlik eden ve yıllarca unutulmayacak olan.

TEŞEKKÜRLER MİLLİYET BLOG YETKİLİLERİMİZ, EDİTÖRLERİMİZ, BLOG DOSTLARI.....TEŞEKKÜRLER MİLLİYET..........

Resim kaynağı:www.milliyet.com.tr sitesidir.

Ferdi Vatansever'in mutlu sona kavuşmasına az kaldı biliyoruz hepimiz değil mi?, o halde bu süreyi daha da çabuklaştırmak için gidilecek adres http://biryardımeli.bz.tc

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Tuğba, ta Osmaniye'den kalkıp geldiniz Fulya ile birlikte. Sizi uzaktan gördüm, tanıdım; sayfanızdaki fotoğrafınız zaten güzelliğinizi tam olarak yansıtıyor; ama o akşamki güzelliğiniz bir başkaydı. Hala gözümün önündesiniz. Allah yazgınızı da güzelliğinizle buluştursun dileğinde bulunuyorum. Yazınızda bana da yer vermişsiniz; hakettim mi diye sordum kendi kendime... Son ana kadar kalamadım. Saat 22.10'da gelenlerin dağılması üzmüş sizi anlaşılan. Sizin çok uzak bir ilimizden gelmeniz büyük fedakarlık. İstanbul'da ocak ayının sıcak geçmesi de bir şanstı. Bu yazıyı 16 ocakta yazmışsınız, bir gün sonra dönmüş olmalısınız. Fulyacığımız devlet memuru, işine geç kalamaz. Sizin de çini sanatı, yazma, okuma derken daha kimbilir ne çok uğraşınız vardır. Kendinize kurduğunuz dünya da güzel; çevresine değer veren, sevgi veren bir dünya, güzelliği de burada sizin dünyanızın... Üzülmeden yaşamanızı diliyorum. Sevgilerimle...

Cemal Hüseyin Çağlar 
 31.01.2007 23:48
Cevap :
Uzaklardan gelip, samimiyetle,dostlukla karşılanmanın sıcaklığı hala yüreklerimizde Cemal Hüseyin Bey. Zorlukları, engelleri aşarak gelmiştik ama değdi tüm güzelliklere, paylaşımlara. Sizinle kısa süreli de olsa sohbet edebilmek çok güzeldi. Programınız olmasına rağmen olabildiğince kalarak ''sizler için geldim'' sözünü duymak onurdu, bizim fedakarlığımız kadar büyüktü. Siz son ana kadar kalamadınız ama zaten pirmete ve editörlerimiz dışında bizler de yoktuk. 20:30'da nasıl olduğunu anlayamadığımız şekilde nedense ''başka bir yerlerde hep birlikte geceye devam etme'' şeklinde oluşan program geceyi bitirmiş oldu. Üzüntüm buydu. Orada kalıp, sohbet ederek devam edecekken ayrılmaktı. Tecrübesizlikten kaynaklandı ama ikinci toplantı için unutulmayacak bir deneyim etkisi yarattı. Yanaklarımı kızartan övgüleriniz ve güzel dilekleriniz, içtenliğiniz için çok teşekkür ederim. Nice toplantılarda görüşmek dileğiyle sevgi ve saygılar.  01.02.2007 22:53
 

Ne güzel.Karadeniz'i seviyoruz.Yukarı başlıktaki üçgen'in içinde iyi ki gezmişiz.Bartin74 sitesine baktın mı?Hakikaten değişmiş çok.Bu son yazımın ''Cici'' lerine bak biyo.Beğeneceksin.Selamlar.

Muzaffer Cellek 
 22.01.2007 12:57
Cevap :
Merhaba Muzaffer Bey. Yazınızı beğeniyle okuduktan sonra ki ilk sözüm''Bartın'ı Muzaffer Bey dışında bu kadar seven insan sayısı ne kadardır''sözü çıktı dudaklarımdan. Çok güzel anlatmışsınız yine. Bu arada bartın74 sitesindeki yenilikleri, görmediğim yerleri fotoğraflarla tanıma ayrıcalığına sahip oldum, bilginiz sayesinde. Çok güzel olmuş. Teşekkür ederim haber verip görmemi sağladığınız için. Sevgi ve Saygılarımla.  22.01.2007 16:56
 

Tuğba Hanım, bu toplantı niye bir tatil sürecinde yapılmadı diye içten içe sorasım geliyor elimde değil…...Yoksa hep unutulmuş gibimiydik biz,ya da hiç hesaba katılmayan bir yok gibi mi? Ne çok isterdim orada olmayı ah! bir bilseniz ne çok isterdim...Çocuklarımın umutlarını taşıyacaktım o sıcak mekana ya da irkilecekti belki bazı yürekleler bu çocuklarımın bir şiirimi oyunlaştırırken gösterdikleri o muhteşem performansla...Her biri harika birer köylü çocuk olduklarını her yürek görecekti ve ben umudumu işleyecektim bütün güzel yüreklere....Ama biliyorum ki olmasını düşlediklerimizi bilincimize çıkardığımızda zamanın ve mekanın önemi kaybolur...Ben gelemedim,ben çocuklarımı öğretmensiz hiç bıkamazdım dünyayı kucaklayacak bir güzellik pahasına da olsa.. Bir dahaki buluşmada aynı mekanda dostluğu paylaşmak umuduyla sevgiyle kalınız…

İbrahim kaya 
 19.01.2007 1:19
Cevap :
Son zamanlarda, blog toplantısı düzenlenmesi taleplerinin yoğunlaşması nedeniyle, Blog yetkililerimizin bu tarihte toplantı organizasyonunu gerçekleştirdiklerini düşünüyorum. Dediğiniz gibi, tatil döneminde olması siz ve sizin gibi önemli nedenleri olan dostların da aramızda olmasını sağlayabilirdi ama inşallah bir sonraki toplantıda daha detaylı bir tarih belirleyerek bu eksikliğin telafisini hep birlikte yaparız. Yazıda isminizin geçmiyor olması sizi unuttuğum, gözlerimin salonda aramadığı anlamına gelmiyor inanın. Ne kadar isterdim, ''bulutların kime ağladığını bilemediğimiz'' köyü, öğrencilerinizi, gözlerindeki pırıltıları, okuma isteklerini anlatmanızı. ''Dünyanın bütün çiçekleriyle'' paylaştığınız güzellikleri dile getirdiğiniz sohbetleri. Dedim ya, inşallah bir daha ki toplantıya. Sevgiler.  20.01.2007 0:18
 

Karadenizimin kıyıları,senin yıldız tepelerinden aşağı eteklerinde bir ışık seli gibi...Lime lime eriyen...Işıl ışıl kıpranan...Gıdım gıdım naz ile salınan bu güzelliklerde her şey birer ''Giz!''..Öyle değil mi?Önümüz yaz.İzmirde bahar fışkırmak üzere.Çitlembikler tomurcuk bile verdi...Kordonda bir çocuk oturmuş,hem sümüğünü çekiyor,hem de simiidini yiyor.Deniz; ,halka halka harelenirken,gözlerin ışıltısına karışıyor.Onun için,İzmirin güzelliğini bir anda bakıp da,içinize sindirmenize olanak yok.Gözleriniz yanar ol sebepten...Gözler,o güzelliklere harelenmiiş..Şunun şurasında ne kaldı.''Cemre'ler'' in hükmü de klalmadı.Sibiryadaki ayı dertli.Kış uykusuna yatamadığı için...Gelelim esas meseleye.Bartin74.net lingine gir.Sol sırada yukardan aşağı ''Link'' ler göreceksinOradan: Fotoğraf albümü Bartından canlı yayın (Bir tıkla ve bekle) Bartın şiir defteri Bu linklere gir. FOTOĞRAFLAR galerisine bayılacaksın.Benden demesi... Seelamlar.

Muzaffer Cellek 
 18.01.2007 8:34
Cevap :
Bu sözlerin üzerine fikir yazmak tekrar etmek olacağı için, paylaşımınız için teşekkür ediyorum. Canım İzmir'ime,selamlar. Mevsim kış olsa da ne kadar güzeldir, denizi izleyerek simit yemek, çay yudumlamak, üzerine bir tane kağıt helva ile tatlı keyfi yapmak. ''Kordonboyu Faytonlar'', Bornova'da rengarenk çiçekler, yazmakla bitmez ki Karşıyaka'da güzellikler. Bartın74.net'i hemen inceliyorum.Son ziyaretimden sonra değişiklik olmuş demek ki. Sevgi ve Saygılarımla.  18.01.2007 17:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 126
Toplam yorum
: 909
Toplam mesaj
: 267
Ort. okunma sayısı
: 2295
Kayıt tarihi
: 01.08.06
 
 

Kompozisyon derslerini biraz daha fazla önemsediğim, uzun cümleler kurmaya başladığımdan bu yana sev..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster