Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '07

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
2106
 

Testis raporu ile ilgili Ertuğrul Özkök' ün özrü

Testis raporu ile ilgili Ertuğrul Özkök' ün özrü
 

Hatırlayacağınız gibi Uğur Dündar’ın Arena programında ve Hürriyet Gazetesinin 17 Aralık 2006 tarihli sayısında, “Tesettür Faciası” başlığı ile verilen haber gündemi oldukça meşgul etmişti olay bir sağlık skandalından daha çok tesettür faciası adı altında siyasi ve dini boyuta çekilmişti isterseniz bu haberi bir hatırlayalım;

“Çoban A. G. testislerinde şiddetli ağrı ve şişlik şikayetiyle Konya Numune Hastanesi’ne gitti. Acilen ültrasona gönderildi. Tesettürlü kadın radyoloji uzmanı geri çevirdi. Ertesi gün yine ültrason çektirmeye gönderildi. Görevli olan ikinci tesettürlü kadın doktor da geri çevirdi. Başhekimlik devreye girdi. Hemen ameliyata alınan genç, bir testisini kaybetti. Bunun üzerine ertesi sabaha kadar beklemek zorunda kalan genç çoban, sabah olduğunda bir şok daha yaşadı. Çünkü nöbeti devralan diğer tesettürlü radyoloji uzmanı Dr. Ayşe Yüce Aktaş da iddiaya göre hastanın ültrasonunu çekmek istemedi. A. G. ’nin durumunun giderek ağırlaşması üzerine, hastanın muayenesinden sorumlu Üroloji Uzmanı Op. Dr. Celal Tütüncü, durumu Başhekim Op. Dr. Rıza Sarıbabıçcı’ya iletti. Olaya müdahale eden Başhekim, talihsiz hasta ile derhal ilgilenilmesi talimatını verdi. Ancak iddiaya göre 17 yaşındaki hastanın ültrasonu, ancak saat 14. 00’te hastaneye çağrılan erkek radyoloji uzmanı tarafından çekilebildi. Testis dönmesi teşhisiyle hemen ameliyata alınan gencin durumunun düzelmesi için bir süre bekleyen Op. Dr. Tütüncü yapılacak bir şey kalmadığını görünce ikinci müdahale ile hastanın sol testisini almak zorunda kaldı. Ameliyatı gerçekleştiren Üroloji Uzmanı Op. Dr. Celal Tütüncü’nün raporu: (13. 11. 2006 saat 17 sıralarında Skrotal kitle, sol orşit, sol testis torsiyonu şüphesi ile acilen yatırıldı. Acil olarak skrotal ultrason istendi. Fakat aşağıda bayan radyolog olması sebebiyle çekilemedi. Ertesi gün sabah erkenden tekrar ultrason için girişimlerde bulunuldu. Yine bayan radyolog olması dolayısıyla yine çekilemedi. Acil olarak başhekimin kendisine haber verildi. Yazılı olarak buna rağmen saat ancak 14 civarında çekilebildi. Torsiyon teşhisi ile acilen operasyona alındı. Testis detorsiyon edildi. Testis son derece ödemli ve hemorojikti. Açılması beklendi, pek açılmadı. Testis detorsiyon edilerek beklenmek üzere skrotuma yerleştirildi. 16. 11. 2006’da hasta tekrar operasyona alındı. Testis dokusunda bir gelişme izlenmedi, testis alındı, patolojiye gönderildi. )

TEFTİŞ KURULU SON NOKTAYI KOYDU

Tüm olan bitene Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu noktayı koydu. Koyulan noktayı, Hürriyet Gazetesinden aktaralım: “Konya Numune Hastanesi’nde yaşanan testis skandalının raporu tamamlandı. Başhekim Dr. Rıza Sarıbabıçcı ile ameliyatı yapan ve raporu yazan Op. Dr. Celal Tütüncü dahil beş doktor için cezai işlem yapılması istendi. Suçlanan kadın radyoloji uzmanları Dr. Kezban Arbağ ve Dr. Ayşe Yüceaktaş’ın ise olayda ihmali olmadığı tespit edildi. Op. Dr. İskender Nesimoğlu için: Hastayı dikkatle muayene edip, gerekli tahlilleri isteyip, kesin teşhisini koyması ve cerrahi müdahalenin bir an önce başlatılmasını sağlaması gerekirdi. Bu işlemleri yapmayarak ve üstelik yeşil kartlı hastayı muayenehanesine davet ederek, gereklerine aykırı hareketle kişinin mağduriyetine neden olduğu belirlendi. İdari ve cezai işlem yapılmalı.

Op. Dr. Celal Tütüncü için: 13. 11. 2006’da hastane dışında muayene ettiği hastayı, torsiyon şüphesi ile yatışını sağlamasına karşın, acil ameliyata alınması için gerekli girişimlerde bulunmadı. Hastanın 14. ve 16. 11. 2006’da yaptığı gecikmiş ameliyatları sonucunda sol testisinin alınmasına ve bu fiili ile hekimlik mesleğinin ve görevinin gereklerini yapmakta ihmal ve gecikme gösterdi. Hastanın mağduriyetine neden oldu, idari ve cezai işlem yapılmalı. Mesai sonrası hastane dışında A. G. ’yi muayene ettiği, 100 YTL para aldığı anlaşıldı. İdari ve cezai işlem yapılmalı. Radyolog Dr. İlham Beyatlı için: Olayda kasti bir eylemi yok. Ancak çekim yapılmamasında kusurlu, hakkında cezai işlem yapılmalı. (kaynak; Mevlüt PEKER-Haberalemi)

Şimdi isterseniz Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sayın Ertuğrul ÖZKÖK'ün 30. 01. 2007 tarihli kendi köşesinde yazdığı yazıyı aynen aktarıyorum şöyle demiş Sayın ÖZKÖK;

Özür ve teşekkür
16 yıllık genel yayın yönetmenliğim süresince, hiç gocunmadığım bir şey, yanlış yaptığımızda "özür dilemek" ve düzeltmek oldu.

İtiraf edeyim, mesleğimizde herkes bu konuda benim kadar bonkör değildir.

Geçen hafta Davos'ta olduğum için, söz verdiğim bir görevi biraz gecikerek yerine getiriyorum.

* * *

Uğur Dündar'ın ekibinin hazırladığı "Testis Raporu" haberi, geçen ay bütün Türkiye'de yoğun tartışmalara neden oldu.

Konya'da bir hastanede, iki kadın radyoloji uzmanının, erkek olduğu için bir gencin testis röntgenini çekmeyi reddettiği iddia ediliyordu.

Haberin kaynağı, genç çobanı ameliyat eden doktordu.

Doktor, ameliyat sonrasında bir rapor yazmış ve bunu hastanın dosyasına koymuştu.

O raporda, iki kadın görevlinin, testis röntgenini çekmeyi reddettiği hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açıkça ifade ediliyordu.

Uğur Dündar'ın ekibi de bu raporu ele geçirmiş, olayı başhekime sormuş, ondan o gün net bir cevap alamamıştı.

* * *

Haber yayınlandıktan sonra ortalık karıştı.

Hastane başhekimi, olayı incelettiğini, ancak kadın radyologların çekim yapmayı reddetmesinin söz konusu olmadığını açıkladı.

Haber, bir anda tıbbi çerçevesini aşarak siyasi nitelik kazandı.

Bu arada Sağlık Bakanı Recep Akdağ'a konu sorulduğunda, o "Müfettiş gönderip inceleme yaptıracağım. Ondan sonra konuşacağım" dedi.

Ben de bakanın bu tavrını destekleyerek, "Size güveniyorum. Yaptırdığınız soruşturmanın sonucu ne olursa olsun gereğini yapacağım" dedim.

Soruşturma geçen hafta tamamlanarak kamuoyuna duyuruldu.

Sonuçlarını Hürriyet'te okudunuz.

Müfettişler, gerçekten iyi bir soruşturma yaptılar ve şu sonuçlara ulaştılar:

İki kadın görevlinin bir kusuru yoktu. Başhekim, iki kadın radyoloğun o gün görevde olmadıklarını söylemişti. Biri görevdeymiş ancak kendisinden çekim istenmemiş. Öteki ise görevde değilmiş.

Bu sonuçtan sonra bize yapılacak tek şey kalıyor.

İki kadın görevliden özür dilemek.

Onu da kamuoyunun önünde açıkça yapıyorum.

* * *

Ancak haberin dayandığı rapora gelince, iş biraz farklı.

Ortada bizim haberimize dayanak oluşturan bir rapor vardı.

Ben de sormuştum:

"Bu rapor var mı, yok mu? Varsa başhekim bir ay boyunca neden bir işlem yapmadı? "

Evet, müfettişlerin raporu bu noktada da bizi haklı çıkaracak bir sonuca ulaşıyor.

Gerçekten de beş doktorun bu olayda ağır sorumluluğu bulunduğu ortaya çıktı.

Biri, olmayan bir olayı rapor haline getirmiş.

Yani, iki kadın görevliye açıkça iftira etmiş.

Başhekim ve yardımcısı, bu kadar vahim bir rapor hakkında bir ay boyunca hiçbir işlem yapmamış.

Ayrıca genç çocuk, gerekli tıbbi müdahaleler zamanında yapılmadığı için testisini kaybetmiş.

Müfettişler, doktorlar hakkında ceza istiyor.

Yani ortada büyük haber olacak ağır bir tıbbi hata var.

* * *

Peki bu sonuç bizim hatamızı örter mi?

Hafifletse de örtmez.

Daha dikkatli davranmamız, sadece rapora güvenmeyip araştırmamız gerekirdi.

O bakımdan hem muhabirin, hem de yazı işleri olarak bizim kusurumuz var.

Ayrıca olayı hemen "Tesettür Faciası" olarak sunmak da açıkça önyargılı bir davranış olmuş.

Bütün bunlar için, haberi yapan arkadaşımızı uyarıyoruz.

Yazı işleri olarak biz de gereken dersi çıkarıyoruz.

Son bir nokta.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ'a ve müfettişlere de bu titiz çalışmaları için teşekkür ediyorum.

31. 01. 2007 tarihli Sayın ÖZKÖK'ün yazısı aynen aktarıyorum;

Uğur DÜNDAR'ın Üzüntüsü

DÜNKÜ yazımı yazmadan önce Uğur Dündar’ı arayıp konuşmamıştım.

Dün beni aradı. Yazıya üzülmüş.

"Keşke benim görüşümü de alsaydın" dedi.

Ben ombudsmanlık yapmıyordum.

Kendi taşıdığım sorumluluk çerçevesinde bir değerlendirme yapıyordum.

O nedenle aramaya gerek duymamıştım.

Uğur çok titiz bir gazetecidir.

Yıllardır onunla gurur duyarak çalışıyorum. Allah kısmet ederse daha da çalışacağız.

Bu haberde ne onun ne de bizlerin en küçük bir kötü niyeti söz konusuydu.

O nedenle üzülecek bir şey yok.

Türkiye Uğur Dündar’ın dürüst gazeteciliğini yeterince biliyor.

Yanılmak da biz insanlara mahsus bir özelliktir demiş yazısında Sayın Özkök, ŞİMDİ Benim cevabını merak ettiğim sorular şunlar;

Uğur Dündar'ın "yazmadan önce keşke benim görüşümü alsaydın" demiş Sayın ÖZKÖK'E görüşü alınsaydı ne diyecekti? Sayın DÜNDAR özür dileyecek mi?
Sayın ÖZKÖK "mesleğimizde herkes benim kadar bonkör değildir" derken ne demek istedi? (benim anladığım şu bundan öncede bir çok benzeri olaylarla alakalı asılsız haber yapıldı ama kimse özür dilmedi) İki bayan doktora atılan iftaranın bedelini bir tek özür dileyerek Ertuğrul ÖZKÖK'mü ödeyecek yoksa araştırmadan bu şekilde haber yapan, köşesine taşıyan diğer araştırmacı! gazeteciler'de özür dileyecekmi? Bu asılsız haberi yapanlar istifa edecekmi? Bir tek özürle bu konu kapanacakmı? En çok güvenilen gazeteci olan Uğur DÜNDAR nasıl güven tazeleyecek. iktidarda AKP olmasaydı yine de bu olay gerçekliğe kavuşurmuydu?
Bu asılsız raporu hazırlayan doktor(lar) görevine devam edecekmi? Uğur Dündar'ı araştırmacı gazeteci olarak tanıdık araştımacı kimliğinin zarar gördüğünü düşünüyormu? Mağdur duruma düşen ve iftaraya uğrayan bayan doktorların mağdureyetleri nasıl giderilecek? Sağlık sendikaları nasıl bir tutum sergileyecek?
töhmet altında kalan konya Numune hastanesinin izleyeceği tutum bundan sonra ne olacak? Uğur Dündar Sayın Özkök'ün yazısına neden üzüldü?

Bu ve benzeri sorularla kafam doluyken aklıma şu geliyor, özür cimrisi olan araştırmacı! gazeteciler Ertuğrul Özkök'ü örnek alacaklar mı? Her şeye rağmen Teşekkürler Ertuğrul Özkök.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu hareketi tebrik etmemek mümkün değil. Peki gazete başlığı neden bu şekilde oldu? Görüş ayrılıkları olabilir. Fakat insan hatalarının ardından karşı görüşe iftira atması ne kadarda acımasızlıktır. Gerçek şu ki, birileri birilerinden hoşlanmıyor ve ilkesinde doğruluk,dürüstlük objektiflik olan işini bile art niyetlerine alet edebiliyor. Keşke saygı,hoşgörü ve önyargısız bir anlayış hayatın her kademesinde etkili olabilseydi.

Tarık Azra 
 31.01.2007 17:26
Cevap :
dileklerinize katılmamak elde değil;kalın sağlıcakla  01.02.2007 12:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 27
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 6359
Kayıt tarihi
: 12.12.06
 
 

İstanbul'da yaşıyorum, iktisat mezunuyum. Evliyim, 1 kızım,1 oğlum  var.... Siyaset, ekonomi ve s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster