Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ocak '11

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
3994
 

Testosteron - Tiyatro Oyunu

Testosteron - Tiyatro Oyunu
 

Testosteron!...


Erkeklerde, testislerde ve böbreküstü bezlerde; kadınlarda yumurtalıklarda kolesterolden üretilen bir hormon. Ses kalınlaşmasına, vücut ve yüz kıllarında artışa neden olarak erkeksi özelliklerin kazanılmasına sebep olur.

Ah be baba, ne zormuş erkek olmak!

Görünümde erkeklerin olduğu bir oyun Testosteron. Güya, kadın oyunda hiç görünmüyor. Ama erkeği görünür kılan asıl öğe olarak başrolü oyuna o oynuyor. Görünür kılınan şey ne acaba? Oyunun afişine dikkatli bakan herkesin çok net bir biçimde göreceği gibi üzerini sarı bantla kapatıp sakladık onu. Oysa yaşama afiş gibi müdahale etmek pek mümkün değil. Orada erkek aşikar bir biçimde gözümüze çarpar. Öncelikle şiddetin kaynağı ve üreteni olmak. Ancak zekası bu insanlık ayıbını (ayıp hafif kaldı değil mi düzeltelim) bu insanlık suçunu sanat yoluyla estetik bir kılığa sokmaya yeter de artar. (bkz. Rezervuar Köpekleri vs) Sonra biyolojik olarak belirlendiğinden dem vurup suçu üstünden atmaya çalıştık. Demek ister ki biz hormonlarımız tarafından belirlenmişiz.

Şu Testosteron denen hormon hem bizim soyumuzu sürdürme dürtümüzün hem de bundan dolayı oluşacak olası rakiplerle mücadele için güç kaynağıdır. (Sıkı savunma değil mi) Dürtülere bu kadar bağlı isek, uygarlık kuran varlık olarak değil de “hayvan” olarak anılmamız gerekmez mi? Oysa herhangi birimize hayvan diye hitap edildiğinde çıkaracağımız arızayı tahmin etmek hiç de güç değil sanıyorum.

Oyunda yer alan tüm roller –ki bilim adamları, müzisyen, hukukçu, magazin gazetecisi, baba ve garson- oyun boyunca birbirleriyle didişme halinde olsalar da bir tek şeyde uzlaşırlar: erkekler dürtülerinin egemenliğinde hareket ederler ve bu onaylanacak bir durumdur. Ancak onlar ne derse desin, biz başka bir oyun izleriz. O da birbirinin kafasını gözünü kırmaktan hiç sakınmayan, şiddeti olağanlaştırmış, küfürü diline pelesenk etmiş, birbiriyle konuşmak yerine kavgayı seçmiş, sürekli bir rekabet halinde, kadınları sadece cinsel nesne olarak gören bir cinsin ürettiği sosyalliktir izlediğimiz. Ve bu fotoğrafa bakıp erkek yok erkeklik var cümlesini kurabiliriz. Yani erkek organı yerine (penis), simgesel erkeklik (fallus) tesis etmiş bir cinsin varlığından söz edebiliriz.

Bu oyunda bir de kadınlar var demiştik. Görünmeyen, ama başrol olan kadınlar. Erkeği görünür kılıp onları fark etmemizi sağlayan kadınlar. Kim sahiden bu kadınlar?

Oyun hakkındaki yorumlar :

“Testosteron”u izlerken kendimi aşağılanmış hissetmek şöyle dursun, basbayağı gülünç hallerimize kahkahalarla güldüm…

Bütün erkekleri kapsayan bir özeleştiriye bilimsel bakış getiren oyun, erkek oyunu gibi gözükse de kadınların gücünü anlatıyor.

Kendi kulvarında tek diyebileceğimiz teksti, rejisi, oyunculuğu, müziği, sahne ve ışık tasarımız ile izlenesi bir komedi, meraklısını bekliyor.

Zekice kotarılmış özenli bir sahneleme ve yaman bir oyunculuk gösterisi izliyoruz.

Oyun, erkeklerin kapalı dünyasını afişe ediyor adeta! Erkek dünyasının tam anlamıyla ‘ipliğini pazara çıkaran’ “Testosteron”da kadın sadece cinsel bir sembol. Gerçek yaşamın parodisi sahnede izlenen…

“Testosteron”a kusursuza yakın düzeyde sahnelenmekte olan bir oyun denilebilir mi, deniliyor. “Testosteron”, hiç kuşkusuz yapım olarak da, yaratıcı kadrosuyla da, oyunculuk olarak da daha sezonun başında öne geçiyor, önde gidiyor.

Özellikle erkeklere tavsiyem bu sezon içinde mutlaka bu oyunu izleyin. İzleyin ki, kadına karşı nasıl çaresiz kaldığınıza bir kez de tiyatro sahnesinden şahitlik edin.

OYUN ŞAHANE… Salondan nasıl ayrılacağınızı bilmiyorsunuz. Eğlenmiş bir ruh haliyle, çene kaslarınız yorgun çıkıyorsunuz oyundan. Az buz değil iki buçuk saatlik bir oyun bu. Dakikaların nasıl geçtiğini anlamadığınız oyunlar arşivine girmeye hak kazanıyor.

Erkeklerin dünyasındaki gerçekleri size sunarken, konunun bu kadar ince bir şekilde işlenmesine şaşıracaksınız.

Oyun salt erkek-kadın ilişkileriyle sınırlı değil, tüketim toplumunun değerleri, insan davranışları, aşk da sorgulanıyor. Yaşadığımız bu sıkıntılı günlerde kendinize biraz zaman ayırmak, doyasıya gülmek isterseniz gidin, “Testosteron”u izleyin. Benden söylemesi.

İzlemeye, dinlemeye, düşünmeye değer bir oyun.

“Testosteron”, erkeklerin gizli dünyasının kapılarını aralıyor. Komik, düşündürücü, sempatik, ironik, akyeli ama çaktırmadan insana fena halde kafa atan bir oyun.

Oyunun tanıtımı böyle, tamamı olmasa da büyük bir bölümünü aktardım size. Geçtiğimiz kurban bayramında izledim ama anca yazabildim. 7 erkeğin rol aldığı bu oyun bugüne kadar izlediğim en keyif aldığım oyunlardan biri oldu. Dekor çok ilginçti, Salvador Dali’nin tiyatro oyunlarında Mae West’in yüzünü kullandığı dekor oyuna çok yakışmıştı. Oyuncuların her birinin performansı müthişti. Özellikle Onur Ünsal ve Tuna Kırlı’ya dikkat çekmek isterim ve erkek – kadın, mutlaka ama mutlaka izleyin derim.

Sevgilerimle…

SALON : OYUN ATÖLYESİ

OYUN : T E S T O S T E R O N

YÖNETMEN . KEMAL AYDOĞAN

SAHNE TASARIMI : BENGİ GÜNAY

STAVROS : METİN COŞKUN

KORNEL : ONUR ÜNSAL

FISTACH : EMRE KARAYEL

TRETYN : MERT FIRAT

YANIS : TİMUR ACAR

TYTUS : TUNA KIRLI

ROBAL : İNAN ULAŞ TORUN

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Her tarafın buram buram kültür kokuyor. Beni de alsana tiyatrona. İyi rol keserim. Hayatımız rol ablacım.

Muzaffer Cellek 
 27.01.2011 16:23
Cevap :
Başımın üzerinde yerin var söylememe gerek yok... Selam ve sevgilerimle...:))  29.01.2011 11:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 203
Toplam yorum
: 2287
Toplam mesaj
: 423
Ort. okunma sayısı
: 2005
Kayıt tarihi
: 23.10.06
 
 

İnsanların yapmaktan mutlu oldukları hobileri vardır. Benim de en severek yaptığım, hayatımda yen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster