Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ekim '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
91
 

Tetikçi herküller

Tetikçi herküller
 

Herkül ve Tetikçiler


Daha bebekken iki yılanı alt etmesi gereken, dik başlı ve gücünü ispatlamak için Apollo’nun oğlu olan müzik öğretmeni Linos’un kendisini azarladığında onu öldüren, bundan dolayı da kırlarda sığır gütmek zorunda kalarak ilk kez vahşi hayvan avına çıkan,  Mykene Kralı Elektryan’ın kızı Amphitryon’un  karısı ve kocası kılığına girerek onu hamile bırakan Zeus’tan olan Herakles’in ABD’deki yorgun üst heykeli Başbakan’ın uçağı ile Türkiye’ye bizdeki altıyla birleştirilmek üzere getirildi…

Daha önce “Ucube” diye yıktığımız Kars’taki “İnsanlık Anıtı”na inat bu kez altı ucube görünümlü Herkül’ü sevindirdik! Gelin namı değer Herkül’ü biraz daha yakından tanıyalım;  Kral Thesplai’in bölgesine giren kahramanımız her gece yatağında güzel bir kız bulur ancak her seferinde ise başka kız olduğunu fark etmez. Herakles’ten bolca torun bekleyen Kral, peş peşe elli kızı onun koynuna yollar. Bir gün genç Herkül’ün yanına onu kazanmak isteyen iki kadın gelir, bunlardan birisi bariz süslenen ve adının “Şehvet” olduğunu, diğeri ise, sade ve basit giyinen “Erdem”in kendisi olduğunu söyler. Şehvet Herkül’e zevk dolu ve aylaklıkla geçecek bir hayat vaat ederken Erdem ise gerçek zenginliklerin çaba ve acı çekerek elde edilebileceğini söyler. Bunun üzerine Herkül mükemmelliğe giden “Sarp” Yolu seçer…

Mitoloji tarihinde birçok macera yaşayan, öldürdüğü insan listesi kabarık olan,  güzel yemek ile içkiyi seven, kadın ve seks düşkünü Herakles’in bu özellikleri Sayın Başbakan Erdoğan biliyor muydu? Onun değerinin milyonlarca dolar olmasına rağmen Türkiye’ye dönüşte “Ucube” diye Okyanus’un derinliklerine atmak ister miydi? J  Şaka bir yana sanata sahip çıkanları buradan tebrik ediyorum…

ABD’den yalnızca Herkül’ün yorgun üstü gelmedi.  John Parkings’te ülkemizi ziyaret ederek CNN TÜRK Televizyonu’na konuk oldu… Şimdi,  “O da kim?”  diyebilirsiniz. Kendisi Amerika’nın son zamanlarda ses getiren yazarlarından. Yazar,  “Yırtıcı Kapitalizm”in artık çöktüğünü ve can çekiştirdiğini,  dünyada ülkelerin ve halkların büyük bir borç batağında olduğunu ve dünya ekonomisini elinde bulunduran güçlerin ülkeleri borçlandırarak sisteme bağımlı hale getirdiklerini aynı sistemin vatandaş içinde geçerli olduğunu ve bu sistemi kontrol edenlerin de başarılı olduklarını, bu durumunda etik olmadığını, insanlarında bu sistem içinde köle hale getirildiğini, söylüyor. Biz yazılarımızda daha önce nelerden bahsediyorduk? Yazar devam ediyor; “Ekonomi Tetikçiler” adını verdiği güçlerin tek amaçlarının pazarda karlarını yükseltmek için tek hükümlülük kavramını devreye soktuklarını, gelecek içinde tünelin ucunda ışığın olmadığını hatta karşıdan gelen trenle her an çarpışmanın olabileceğini uyarıyor. Yine bir birimize materyal sattığımızı ve bundan biran önce uzaklaşmak gerektiğini, yani yeni bir şeylerin yaratılması artık şirketlerin kar elde etme politikaları yerine “Dünya Sorunları” ile ilgili çözümler üretmelerinin acilen gerekli olduğunu ve Dünyanın esas sorununun çevre olduğunu önemle vurguluyor. Türkiye’nin İran, Mısır, Libya ve Ortadoğu’da dinamik kararlar aldığını, kalkınmanın olduğunu ancak çevre sorunlarının devam ettiğini ve Türkiye’nin de “Yırtıcı Kapitalizm”e model olduğunu belirtirken, Tetikçilerin ise yeni “Mübarek”ler aradığını, torununun artık daha iyi bir dünya istediğini ve buna da ihtiyaç olduğunu ve toplumun ve çevrenin ihtiyacını karşılamak için çaba sarp edilmesinin gerektiğini söylüyor.

Sufizm üzerine ilginç konuşmaları olan ve Hindistan’ın büyük manevi öğretmenlerinden Osho “Sır” kitabında; “ Batı zengindir ve gitgide daha da zenginleşecektir. Dünyayı güzelleştirmek için çok çalışmıştır. Batı nasıl yaşanacağını bilir ama ruh ihmal edilmiş olduğundan içinde müthiş bir gerginlik barındırır. Batının içi yoksul, dışı zengindir.  Doğu meditasyon yapmaya, dua etmeye, içsel gerçeği aramaya çalışmış fakat dışını ihmal etmiştir. İnsan hem beden, hem de ruhtur ve ikisinin de tatmin edilmesi doyurulması gerekir.” Derken konuya nasıl parmak basıyor değil mi? 

“Tık!  Tık! Tık! “  “Ey Kaybolan RUH” Geldiysen Haber Ver!...

Saygı ve Sevgiler,

Ertuğrul Erdoğan

2 Ekim 2011/ Bursa

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 301
Toplam yorum
: 98
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 452
Kayıt tarihi
: 06.05.08
 
 

Ertuğrul Erdoğan, 1958 yılının sonbaharında Ankara'da doğdu. 1968 -1980 yılları arasında babasını..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster