Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Temmuz '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
585
 

Tetikçi

Tetikçi
 

Suratını bizim tarafa döndürmüş bakıyordu suratsız adam... Sağ elinin işaret parmağını da tetik çeker gibi hareketlerle kirli ceket yakasının üzerinde gezdiriyordu. Üç kişiydik baharatçı dükkânında. Hangimize baktığı belli değildi. Dükkân sahibi,

''- Buyur abi, yardımcı olayım.'' dedi.

Adamda ses yok. Parmağı aynı yerde, aynı hareketi yapıyor. Çirkin ve ürkek bakışlarla etrafı kolaçan ediyordu. Müşteri gibi davranmıyordu ki...

Arkadaş, ilk cümlesini yineledi,

''- Buyur abi yardımcı olayım.'' Bu sefer ben mırıldandım ama ürkek bakışlı, suratsız adam suratını sokaktan yana döndüğünde.

''- Arkadaş ceket yakasının tozunu alıyor, işi bitsin buyuracak Nihat, acele etme!''

Söylediklerimi duydu mu, bilmiyorum. Ama çekip gitti. Üçümüz de tedirgin olmuştuk da birbirimize belli mi etmiyorduk, yoksa belli oluyordu da ben mi fark edemiyordum, bilmiyorum. Ben işin gırgırındaydım bu ara.

''- Adamda bir rahatsızlık var, işaret parmağıyla hep aynı hareketi yapıyor. Tiki var galiba. Tikini tiktiğiminin adamı, bizi meraklandırdı yahu!'' diyorum.

Tam bu sırada adamın bedenini yine kapının önünde gördüm. Tabii tüm uzuvlarıyla beraber. Bu sefer sağ işaret parmağıile aynı hareketleri yumulmuş vaziyetteki sol elinin üzerinde yapıyordu.

Baharatlara bakmıyordu. Önce bana baktı, sonra da dükkân sahibi Nihat'a ve işaret parmağıyla aynı hareketleri yapmayı devam ettirdi. Devamlı tetik çeker gibi yapıyordu ama ben daha o zamana kadar elini kaşıyor zannettim. Tiki var ya. Öyle düşünüyorum. Nereden aklıma gelir adamın tetik çekme alışkanlığından dolayı parmaklarını formda tutmak için öyle yaptığı?

''- Buyur abi!'', diyor Nihat.

Ama adamda tıs yok. İşaret parmağı haricinde bedeninin hiçbir uzvu çalışmıyor sanki. Durdu, bakıyor ve parmağını hareket ettiriyor. Tam gıcık bir adam. Sopalık ama kim dövecek? Herifin suratına güneş ışınları değmemiş, nursuz, meymenetsiz bir şey. Bu arada ufak bir hareket yaptı, ceketinin arasından belindeki silahı gördük üçümüz de. Belki de kasıtlı olarak bize göstermek istedi. Ama derdi neydi? Baharat almıyor, konuşmuyor, tetik çekiyormuş gibi parmak oynatıyordu.

Ani bir kararla, yürüdü gitti. Nihat,

''- Dur abi ya, ben bunu tanıdım. Tetikçi bu, tetikçi... Benimle aynı hapishanede yattı. Benimle konuşacaktı galiba. Sen de hasta filân diyorsun.'' diye heyecanlı bir sesle merakımızı giderdi.

Bu arada Nihat da hapishanede yatmış olduğunu ağzından kaçırdı, farkında olmadan.

''Tetikçi abi bu. Parayla adam öldürüyor.''

Ben şimdi onun gittiği istikamete, stüdyoya gidip dijital baskı işlerimi alacağım ama... Hemen arkasından gitmek istemedim. Belki alaylı konuşmamı duydu ve basacak tetiğe. Adam tetikçi... Suratı berbat. İç organlarını teker teker kontrol etsek mutlaka kalp yerinde yoktur. Onun yerinde sert bir cisim olabilir. Mesela taş...

Ölümden korkan bir adam değilim ama bir tetikçinin kurşununa hedef olmak istemem tabii. Hele bir ufak şaka yüzünden. Belli mi olur? Adam,

''- Dur len!'' der,

''- Ne oldu, ne var?'' demeye kalmadan basar tetiğe ve mırıldanır,

''- Kaşının altında gözü vardı, vurdum namussuzu, memleket bir mikroptan kurtuldu.''

Ben ise,

''- "Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resuluhu"'' nidalarıyla giderim artık. Kim kontrol edecek bu sitede imlâ hatalarını, cümle düşüklüklerini filân. Herkes bildiği gibi yazar vallahi.:))

Tetikçi yine bir yolunu bulur, dolaşır ortalarda. Ya ben? Kurtlara, kuşlara yem olmuş vaziyette ahiret sorularına cevap vermeye çalışırım. Her ihtimale karşı bir kopyalık hazırlamalı, cepte bulunsun. Canım Ülkem'de ne zaman öleceğimiz, ne zaman yaşayacağımız belli mi olur?

Hırsızlar, soysuzlar, tetikçiler hep dışarıdalar. İçeridekiler de namuslular mı acaba?

Hepinize sağlıklı ve mutlu günler diliyorum.

Mustafa Mumcu, 31. 07. 2007 / Saat: 10:25

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

gülmekden bayıladım sabah ,sabah sizde hep gülün emi?:))

Sibel Ulusoy 
 01.08.2007 11:37
Cevap :
Sayenizde ZONTA kelimesinin ne anlama geldiğini öğrendim. Benim gibi olanlar da öğrenmişlerdir. Kahrolsun zontalar, niye sağolsunlar?:) Bizlere hayatı zehir etmek için mi? Yaşasın zonta olmayanlar! Siz de hep gülün! Hayat üzülmeye değmeyecek kadar değerlidir değil mi? Her fırsatı değerlendirip gülmeye, mutlu olmaya bakıyorum. Üzüntü kendiliğinden geliyor zaten. Bir de onu arayamam. Saygı ve sevgiler.  01.08.2007 11:43
 

Mustafa bey bu son anlattığınız da öyküleştirilebilecek birşey. Bu ülkede roman yazmaya kalksanız bencede Mayk Hammer tarzı romanlar malzemeye en uygun olanlar. Her taraf zontalarla ve zontellektüellerle dolu. Patlayıcı madde gibi sağa sola çarpa çarpa dolaşıyorlar.Yol üstünde kalmamaya çalışıyoruz.:) sevgilerle

Sibel Ulusoy 
 01.08.2007 11:11
Cevap :
Sibel Hanım beni çok güldürdünüz. ZONTA kelimesinin anlamını pek bilmiyordum. Siz nereden öğrendiniz? yazlığa gidiyor zonta dondurması elinde çorap üstü sandaletler freebagi belinde oturmuş güneşlenmişsin kalkmazsın yaz bitmeden amele yanıkların ha görünür kırk metreden zonta zonta zonta zonta zonta zontasın kıllarını tararsın da bize hava atarsın sen var ya harbi zontasın kıllarını tararsın da bize hava atarsın kafaya koydum bu yaz bronzlaşacağım şamreli aldım belime,denize girerim çimmeye * karılara bakarım, kumlarda yatarım plajdan hatunları kaptım mı gece diskoya atarım henüz yapmadım ama bir gün mutlaka yaparım ulan ozon bile delindi de kızlar hala naz yapıyor koşun kollarıma kızlar erkeğiniz tatil yapıyor plajın orta yerinde yine çadırı kurmuşsun bikini mayo görüp de iyice kudurmuşsun kolibasili ...edersin denizi kirletirsin küçüğünü yaptın bari büyük abdestin kalsın zonta zonta zonta zonta zonta zontasın ... (GRUP VİTAMİN ŞARKISI)  01.08.2007 11:25
 

Mustafa bey, sonuna dek acaba ne olacak diye okudum şükür korktuğumuz olmadı ama o heyecanı verecek şekilde anlatmışsınız ya süper. sevgiler

Sibel Ulusoy 
 31.07.2007 23:00
Cevap :
Sevgili Sibel Hanım, yorumunuz için teşekkür ederim. Gerçekten öyle oldu. Hayatımız pamuk ipliğine bağlı. Ülkemizde deli danalar gibi başıboş dolaşan, etrafa saldırmak için fırsat kollayanlar çok. Sibel Hanım, acaba ben polisiye romanlar mı yazsam? Mayk Hammer romanları. Aslında Türkiye'de polisiye roman yazmak çok kolay. Bir gün de birlikte çalıştığımız grafikerim Funda ile alışverişe gidiyorduk. Katil suratlı biri bana kötü kötü bakıyor. Saçımın uzunluğuna mı, kısa pantolonlu oluşuma mı anlamadım. ''- Funda, adama bak bana katil gibi bakıyor!'' dedim yüksek sesle. Duysun ve gıcık olsun, diye. Adam ''- Ne diyon len sen?'' diye bıçakla üzerime saldırmaz mı. Berket birkaç kişi araya girdi de hafif sıyrıkla kurtuldum. Saygı ve sevgi yüklü selamlar.  01.08.2007 10:49
 

Teşekkürler yani,iyice paronayak olalım diye güzel bir yazı yazmışsınız!!!Zaten herhesi kapkaçcı sanıp,biber gazıyla dolaşıyorum.Bir de tetikçi taktınız peşimize.:)))Şaka bir tarafa ama burası Türkiye,ne olmaz,ne olmaaaz.İyilikle kalın ve dikkatli olun...

Ozlem Ozkulak 
 31.07.2007 19:25
Cevap :
Sevgili september1, Ben de herkes bana düşman diye Urfa acı biberle dolaşıyorum. Bana saldıran olursa ağızların süreceğim. Tedbirli olmak güzel bir şey. Siz biber gazıyla dolaşıyorsunuz ben biberle. Gazı yok yani benim biberin. Ama olsun yine de faydalı. Ağzı yananın da gözü yaşarır. Tetikçiyi ben mi taktım peşimize? Kendi takılmış, Havrasokağında dolaşıyor.:)) Sevimli yorumunuz için teşekkür ederim. Saygı ve sevgilerimle.  31.07.2007 20:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 325
Toplam yorum
: 2858
Toplam mesaj
: 684
Ort. okunma sayısı
: 3106
Kayıt tarihi
: 10.04.07
 
 

06. 06. 1945 İzmir doğumluyum ve İzmirli olmaktan da gurur duyuyorum. 1968 yılında birkaç yıllığın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster