Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '09

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
1047
 

Tevfik Fikret'in dramı

Tevfik Fikret'in dramı
 

“Ölmek ve yaşatmak seni…” Tevfik Fikret

Bundan tam yüzyıl öncesi… Osmanlı İmparatorluğu’nun genel durumu şöyle:

-Dışta parçalanma, içte kargaşa,

-Ekonomik ve malî yönden Batı’nın denetimine girmiş,

-Ulusal servet hızla dışarı akarken, halk yoksullaşmış,

-Ordu alaylı ve mektepli diye ikiye ayrılmış, yükselme Saray’ın keyfine kalmış,

-Sultan II.Abdülhamit’in, parçalanmayı önlemek için kurduğu İstibdat Rejimi dolayısıyla Batılılaşma çabaları ve halkın demokratik gelişimi durmuş,

-Alman uzmanlara kurdurtulan Hafiye örgütü ve sansürle basın-yayın kontrol altında olup, birçok eser yasaklanmış,

-Hürriyet, ihtilâl gibi sözcükler lügat kitaplarından çıkartılmış,

-Kuşku duyulanlar imparatorluğun en uzak yerlerine sürgün edilmiş,

-Jurnalcilik başını almış yürümüş, salt aydınlar değil, devletin büyük küçük memurları, bakanları, hatta Sadrazam bile izlenir olmuştu.(1)

İmparatorluğu bu durumdan kurtarmak için, Alman maddeciliği, Fransız Pozitivizmi İtalyan siyasal örgütlenme(Carbinori) anlayışından etkilenen Jön Türk(2) adı verilen dışarıdaki aydınlar; içerdeki aydınlar ve subaylarla çıkış yolları aramakta, ama herkes farklı telden çalmaktaydı:

-Osmanlıcılık, İslâmcılık, Batıcılık ve Türkçülük Akımları devrin aydınlarını birleştireceğine bölmüş, ama dış gelişmeler üzerine Makedonya’daki subayların bastırmasıyla 1908 yılının Temmuz ayına çok sıcak gelişmelerle girilmişti.

Rus Çarı ve Avusturya-Macaristan İmparatoru!nun 1904 Mürzsteg Anlaşmasıyla Balkanları paylaşmalarının ardından, 1908’de Rus Çarı ve İngiltere Kralı’nın Reval’de buluşarak Osmanlı İmp.luğu ve Boğazlar sorununu görüşmeleri kaygıları arttırdı. İngiltere’nin, Osmanlıları Rusya’nın kucağına itmesi üzerine; 3 Temmuz 1908’de Yüzbaşı Niyazi Bey 150 sivil fedai ile Resne’de dağa çıktı ve Anayasa ilan edilmeden inmeyeceğini bildirdi. Makedonya’daki askerî birliklerin sarayı dinlememesi, 20 Temmuz’da Manastır halkı ve Binbaşı Enver Bey’in ayaklanmaları üzerine 23 Temmuz’da İttihat ve terakki Manastır’da Meşrutiyeti ilan etti. Bu gelişmeler karşısında çaresiz kalan II.Abdülhamit Anayasa’yı yürürlüğe koyarak, 24 temmuz 1908’de II.Meşrutiyeti ilan etti.

-“İttihat ve Terakki Fırkası”, “Hürriyet ve İtilaf Fırkası”, “Fedekâran-ı Millet Cemiyeti”, “Osmanlı Ahrar Fırkası”, “Osmanlı Demokrat Fırkası”, “İttihad-ı Muhammedi Fırkası”(3) gibi siyasi partiler geniş hürriyet ortamından yararlanarak kurulmuş, ama Meşrutiyet de imparatorluğun içine düştüğü duruma bir çare olamamış, aksine çöküşü hızlandırmıştı.

Osmanlı İmparatorluğu’nu içine düştüğü sıkıntılı durumdan kurtarmak için, devrin aydınlarının giriştiği siyasî ve hukukî çabaların yanı sıra; toplumu şekillendirecek “ideal kahraman” ve “yeni nesil(kuşak)”lerin nasıl olması gerektiğini de eserlerinde işlemişlerdir. Tevfik Fikret oğlu HALÛK’un, Mehmet Akif ASIM’ın kişiliğinde ideal neslin nasıl olması gerektiğini işlemişlerdir. Bu aydınların arasındaki fark, diğer sosyal ve insanî değerlere verdikleri önemdedir.

-Mehmet Akif, Din + Bilim;

-Ziya Gökalp, Millî Kültür + Bilim sentezine inanırken;

-Tevfik Fikret ise, din ve millî kültürün yerine, bir hayli belirsiz olan hümanizm(insancıl) fikrini koymak istemiştir.(4)

Devrin diğer gençleri gibi Mustafa Kemal’de, Tevfik Fikret’in devrimci ruhundan etkilenerek, (5)vatan ve hürriyet için şiirler yazmıştır. Edebiyat-ı Cedide’cilerin en ünlü şairi Tevfik Fikret'e göre, imparatorluk düştüğü bunalımdan ancak Fen Bilimleri esas alınırsa kurtulacaktır. O’na göre b i l i m çok önemli bir ışıktır, cehaletin üzerine güneş gibi doğacaktır. Yalnız Tevfik Fikret, Mehmet Akif'ten farklı olarak bilimi p u t l a ş t ı r m ı ş t ı r.

Bugün bilim ve teknoloji yüksek bir seviyede olmasına rağmen gelişmiş dünyada huzur yoksa, bu, Fikret'in saptamasının eksik olduğunun bir göstergesidir.

Aslında hayatının bir döneminde tevhitler yazan, Sabah Ezanı, Ramazan vb. şiirlerinde İslâmî esaslara uygun Allah inancını anlatan mısralarıyla dikkatleri çeken, Yasin okuyup, namazlarını kılan; ama daha sonraları "Tarih-i Kadîm", "Tarih-i Kadîme Zeyl" vb. şiirlerinden de anlaşıldığı gibi, bütün ilâhî dinleri inkâr ederek tek kurtuluş kapısı olarak bilimi gören Tevfik Fikret'in esin kaynağı, XIX. asrın müzmin görüşü olan Pozitivist Felsefedir. İleriki yıllarda "kendini on dokuzuncu asrın sığ pozitivizmine kaptıran Fikret, dinin derin mânâsını anlayamamıştır."(6) Aile
ve toplum şairi olarak bütün şairlerin üstünde yer alan Fikret, bu şiirleriyle Dünya Edebiyatı’nın Hugo, Baudelaire, Racine, Sheyley gibi Pozitivist şairleri yanında yer almıştır ki, benzeri henüz Doğu Dünyasında yoktur.(7)

./.

DİP NOTLAR

1-Ergün Aybars : Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I, s.33, İzmir - 1984

2-Hasan Bülent Kahraman : “Yüz yıl önce Yüz Yıl Sonra”, Sabah-2008

3-Aybars : a.e, s.34-44

4-Mehmet Kaplan : Edebiyatımızın İçinden, s.73, Dergâh Yay.

5-Kemal Arı : D.E.Ü. Öğretim üyesi Arı, “Mustafa Kemal Atatürk´ün, Samsun´a Milli Mücade hareketini tek bir ismi ´Sine-i Millettir´.Sırtını millete dayamayan fikir ve liderin uzun süreli yaşama şansı yoktur. Atatürk devrimci ruhunu Tevfik Fikret´in eserlerini okuyarak kazanmıştır.´Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir´ sözünü 1924 yılında Samsun´da söylemiştir.” dedi.

29 Ocak 2006, http://www.haber7.com/7.com

6-A.Osman Dönmez : Haluk’un Son Vedaı, http://www.sizinti.com.tr/
7-Vasfi Mahir Kocatürk : Türk Edebiyatı Tarihi, s.704

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 214
Toplam yorum
: 1200
Toplam mesaj
: 138
Ort. okunma sayısı
: 5356
Kayıt tarihi
: 03.08.08
 
 

Emekli eğitimci, araştırmacı yazar, şairim. Ülkemin cennet ile cehennemi bir arada yaşadığı bir zama..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster