Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ağustos '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
739
 

Tezek koktuğumu sanmayın

Tezek koktuğumu sanmayın
 

Ufacık çocuktum, vücudum kabar-kabar olmuş kaşınıyorum. Danalar gibi kendimi duvarlara sürtüyor, bir türlü kaşıntımı gideremiyordum. Babam köyümüzden uzaklara çalışmaya gittiği için beni doktora götürecek kimseler de yoktu. Annem çaresiz ne yapacağını şaşırmış vaziyette bir şeyler yapmaya çalışıyor ama nafile. Derken yakın köyde bir OCAK (ermişler ocağı) olduğunu söylediler oraya gidersem beni iyileştirebileceğini söylediler. Annem de yaşlı dedemle birlikte beni o köye gönderdi.

Gittiğimiz köy evinde; benim gibi şifa bulmaya gelmiş bir kaç insan daha vardı. Onlara bir şeyler yapıp gönderdiler bana o akşam orada kalmam gerektiği söylendi.

Akşam yemeğinden sonra; bildiğimiz hayvan dışkısından yapılan ve Anadolulun bir çok bölgesinde yakacak olarak kullanılan “TEZEK” külünü oradaki bu işi yapan şahıs su ile çamur-hamur haline getirerek boynumdan aşağı her yerime sıvadı. Benim sabaha kadar bununla yatmam gerektiği söylendi. Evin büyükçe olan holünde bir köşeye keçi kılından yapılma bir sergiye sararak yatırdılar.Herkes uyumuştu ancak benim hala uykum gelmiyordu. Bir yandan tezek kokusu, bir yandan kuruyan çamurun vücudumu sıkması beni hayli rahatsız ediyordu.Bir türlü uykuya dalamıyordum. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar sıkıntıdan patlayacak duruma geldim. Herkesin iyice uykuya daldığından emin olduktan sonra yavaşça kalkıp dışarı çıktım ve misafir olduğumuz evin aşağısından geçmekte olan derenin içine girip iyice yıkandıktan sonra, sessizce eve döndüm. Evin holünün bir kenarında gözüme çarpan beyaz bir tülbentle sıkıca sarılarak, aynı kıl serginin üzerine uzandım. Uykusuzluk ve yaşadığım sıkıntı, derin bir uykuya dalmama yol açmıştı. Etrafta konuşmalar ve uğultulara uyandım ki ev halkı ve dedem sabah uyanıp beni beyaz bir tülbentle sarılı görünce “işte bu ilahi bir işaret “ bak biz tezek külüne buladığımız çocuk yıkanmış temizlenmiş ve de üstelik temiz bir beze sarılmış olarak aynı yerde yatıyor”. Diye konuşuyorlardı. Kafamı kaldırır kaldırmaz dedem koşup boynuma sarılıp beni öpmeye sevmeye başladı “ bak yavrum sen ne kadar “Allahın sevimli kulusun” çamurlu yatıp ter-temiz uyandın. Bu söylemin karşısında ben hiç bir şey söyleyemedim zaten söyleyemezdim de. Çünkü beni buraya şifa için getirmişlerdi ben kendim yıkandım nasıl derdim. Gayet tabiidir ki, bu dedikodu bütün köye yayılmış , köylüler beni görmek hatta biraz da dokunabilmek için deyim yerindeyse neredeyse yarışıyorlardı. Ben de gayet masum bir şekilde etrafa bön-bön bakıyordum. Gelenler “bak –bak çocuğun yüzü nasılda nurlu, elbette evliyalar gelip yıkamışlar ” Yollu değerlendirmeler yapanlar bile vardı.

Önleye doğru ancak o kalabalığın arasından sıyrılıp kendi köyümüze doğru yola koyulduk. İçim –içimi yiyordu, olanları dedeme anlatmam gerekiyordu ben hiç dedeme yalan söylememiştim, bir de dedem bizim köyde de bunları anlatacak bu defada bizim köyde de aynı seremoniyi yaşamak da istemiyordum. Yolu yarılamıştık ki; "Dede sana bir şey söylemek istiyorum" dedim. Dedem gayet sevecen bir ses tonuyla “söyle yavrum” dedi.

-Dede beni kimse yıkamadı, gecenin bir saatinde rahatsız olunca ben gidip derede yıkandım” dedim.

Dedem birden bire şaşırarak benim yüzüme baktı, sanki büyük bir suç işlemiş ya da çok büyük bir şeyini kaybetmiş olmanın getirdiği bir hüzünle yüzüme baktı. Aslında söylediklerime inanmak istemiyor, benim şaka yaptığımı söylememi bekliyordu. Öylece kala kalmıştı. Yüzüme hayret, nefret, şiddet belki de derin bir üzüntüyle baka kaldı. Benim bir şeyler söylememi bekliyordu. Bense –“dede doğruyu söylüyorum ; kendim yıkandım” diyerek ısrar edince uykudan uyanmış birinin hırçınlığıyla kulağımı öyle kuvvetli bir şekilde çekti ki kopacak sandım. Köye gidene kadar benimle konuşmadı. Çünkü onun hayallerini yıkmış, inancını boşa çıkarmıştım. Ama dedem ölene kadar bir daha da bu konuyu hiç konuşmadık.

Hala tezek kokusu burnuma geldikçe bu hikayeyi ve rahmetli dedemi anımsarım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok güzel bir yazı olmuş elinize sağlık. Hiç keşke söylemeseydim diye düşündüğünüz oluyormu ?

kartal0634 
 19.08.2007 12:46
Cevap :
hiç söylemesim diye düşünmedim,çünkü hiç bu tür sırları içimde tutamam ,endimi hep suçluymuş gibi hissederim .  20.08.2007 20:01
 

Efendim, siz yine mamül maddeye denk gelmişsiniz. Taşrada inançlar ve olanaksızlıklar ardısıra koşar. Benim memleketimde de saçları seyrek çıkan çocukların saçlarının gürleşmesi için yapılanlar dikkatimi çekerdi. Elbette de çok komik geliyordu: Size kullanılan hammadde, bizde hiçbir katkı olmadan, hatta sıcak sıcak taze iken ilgilinin kafasına iyice sürülürdü ki; saçlar gübrelenmiş ve gür çıksın...Sizinkinde inançlar öne çıkmışken, bizim örnekte günün koşulları ışığında tedavi amacı (nam-ı diğer; kocakarı ilacı)...Hoş bir anı olmuş.Selamlarımla,H.Hüseyin Dulun

Hasan Hüseyin Dulun 
 18.08.2007 14:50
Cevap :
sizin ki biraz fazla sürrealist bir anı ,benimkisi hiç olmazsa kimyasal değişime uğramış ,ama bu bizim gerçekliğimiz.Hoşça kalın  18.08.2007 18:16
 

Paylaşımınız için teşekkürler bende köyde yetiştim neler neler hatırlattınız bana bilseniz....

Ayse Line ESER 
 18.08.2007 14:25
Cevap :
yaşamda en güzel şeyler anılarımızdır.Köy anıları elbette daha değerli çünkü yapnacık bir yaşam tarzı yok.Size bir şeyler çeğrıştıra bildiyse ne mutlu,sevindim.  18.08.2007 18:15
 

siz ne mübarek adamsınız,lütfen size bir kez dokunabilirmiyim?Gerçekten yıkmışsınız dedenizin inancını.Ama söylememekte olmazdı.Çok güzel bir anıydı,bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim,ellerinize sağlık.Dedenizde nur içinde yatsın.Sevgiler...

emel dedeoglu 
 18.08.2007 14:17
Cevap :
bütün insanların mübarekliğine inanırım.değerlendirmeniz için teşekkürler .hoşça kalın  18.08.2007 18:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 45
Toplam yorum
: 49
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1288
Kayıt tarihi
: 04.11.06
 
 

Düşünmeyi ve yazmayı çok severim. Yaşama ilişkin çelişkileri görmekte ısrarlıyımdır. Muhalif olmaya ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster