Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Haziran '11

 
Kategori
Seçim
Okunma Sayısı
308
 

The Economist neden doğru söylüyor?

The Economist neden doğru söylüyor?
 

Ülkemizin geleneksel vesayetçi rejiminin klasik bir yönetim şekli vardı. Rejimin sahiplerine göre, Türkiye’nin dört bir yanı düşmanlarla çevrilmişti ve emperyalist odaklar tüm güçlerini, hünerlerini Türkiye’yi bölmek, yok etmek için devreye sokmuştu. Bu senaryo, tüm bu sinsi ve kötü niyetli düşmana karşı özel önlemler almanın, korunaklı bir devlet ve toplum modeli geliştirmenin gerekçesini oluşturdu.

Otoriter bir rejim kurmanın ilk adımı dört bir yanın düşmanlarla dolu olduğu, düşmanların hepsinin işbirliği içinde bulunduğu ve bu düşmanların akla hayale gelmeyen planların ve niyetlerin sahibi olduğu inancını yaymaktır.

Bizim kurtulmak istediğimiz ve demokratikleşmesini istediğimiz düzen işte tam da buydu. Askeri vesayet sistemi, iktidarını korumak için, toplumu sürekli saldırı altında olduğu korkusu ile paranoyak bir ruh haline sokuyor, kurulu düzene itiraz etmemesine çalışıyordu.

Bu genel olarak, totaliter rejimlerin varlıklarını koruma yöntemidir.

Türkiye AKP hükümeti ile bu tarz bir ülke olma konumundan uzaklaşmak için ciddi adımlar attı. Bugün, düşman zannettiğimiz çoğu ülkenin, vizesiz giriş çıkış yapabildiğimiz ve iyi ilişkiler kurabildiğimiz ülkeler olduğunu görüyoruz. Yine benzer şekilde, ülkenin yaşadığı sorunların dış güçlerin etkisinden çok, kendi yanlışlarımızdan kaynaklandığını fark ediyoruz. Tüm dünyanın işi gücü bırakıp Türklerle uğraştığını zannettiğimiz paranoyak ruh halinden çıkıp, ülke aktif bir aktör olmaya dönüştüğünde, bölgesinde dengeleri etkileyen bir güç olabildiğine inanmaya başlıyoruz.

Tüm bunlar doğru. Ama bunlar kadar bir başka doğru ise AKP’nin baskı araçları ile girdiği ilişki derinleştikçe ve giderek güç birikimi yaşadıkça, kendisine düşman yaratan bir otoriter çizgiye ilerlemeye başladığı.

Bugünlerde, başbakan dahil hangi AKP ileri gelenini veya AKP taraftarını dinleyecek olursam, hepsinin aynı ruh haline ve söyleme sahip olduğunu görüyorum; “Her yanımız düşmanlarla çevrili, ittifak halindeler ve akla hayale gelmeyen planları devreye sokmuş durumdalar.”

AKP’nin şu an için otoriter bir rejimin sahibi olduğunu iddia etmek haksızlık olabilir. Ama AKP’nin eski rejimin yöntemlerinden vazgeçmek istemediğine dair güçlü emareler var. Ergenekon korkusunu körüklemek ve bu yolla kendisi dışındaki tüm siyasi kanalları Ergenekonculukla suçlamak da bunun yöntemlerinden birisi.

Türkiye’de bir derin devlet gerçeği olduğunu ve bunun özel bir yansıması olan Ergenekon yapılanmasına güç veren etkili bir zihniyet damarı bulunduğunu biliyoruz. Bu zihniyetin sivil siyasete ve demokratik süreçlere olan düşmanlığı da son derece açık bir gerçek.

Ancak AKP de Ergenekon korkusunu ters istikamette ama aynı amaçla kullanma eğilimine girmiş durumda. Yurt dışındaki bir derginin Türkiye seçimlerine dair değerlendirmesini dahi, Ergenekoncu cephenin uğraşıları sonucu gelişen uluslar arası bir komplo olarak değerlendirmek, işte tam da eski rejimin alışkanlığının devam ettiğinin bir göstergesidir. Anlıyoruz ki artık AKP’ye yönelik her muhalefet, Ergenekon zihniyetine dahil olmakla suçlanacak ve ciddi komplo teorilerine meze olacak.

Bu yabancısı olduğumuz bir yöntem değil. Bu ülkenin tarihi, bu yöntemle tüm azınlıkları, ezilmişleri ve muhalefeti yok etmeye çalışmanın örnekleri ile doludur.

Bir önceki yazım, bu yazıdan sonra yayınlanan The Economist dergisindeki makale ile hemen hemen aynı noktalara temas ediyordu.

Bugün CHP ve MHP, bu ülke için hala çok büyük risk içeriyorlar. Her iki partiden birisinin ya da her ikisinin birden iktidar olması vesayetçi rejimin yeniden tesis edilmesi anlamına geliyor. Bu nedenle bu olasılık demokrat kimliğe sahip insanların tercihi değil. Ancak ne yazık ki bunun tam tersi de bir doğruya tekabül etmiyor. Yani %45 ile %50 arasında oy alacağı tahmin edilen AKP’nin güçle ve iktidarla aynı düzeyde teması da bu ülke için pozitif bir seçenek değil. Çünkü AKP güçle temas ettikçe geleneksel sağ bir çizgiye evriliyor ve otoriter bir damarın etkisi altına giriyor.

Hopa’da anlamsız bir pankart yüzünden ve gereksiz bir kolluk kuvveti baskısı üzerine bir insanın ölmesi ve bunun bile komplo teorilerine meze yapılmaya çalışılması bu damarın basit bir örneği. Devletin baskı gücü ile toplumsal gerginliği kaşımak, ardından yükselen tepkilere daha sert bir şiddetle yanıt vermek ve ortaya çıkan tabloyu derin siyasetle açıklamaya çalışmak, vesayetçi rejimde çok karşılaştığımız bir yöntemdi. AKP’de Hopa’da yöntemi uygulamaktan hiç çekinmedi.

Tüm bu tablonun ortaya çıkardığı sonuç şu; Elimizde bu ülkede değişimi kolaydan yapmamamızı sağlayacak bir aktör veya beyaz atlı prens yok. Her partinin kendi içinde pozitif ve negatif potansiyelleri var. AKP hala mevcut alternatifler içinde pozitif potansiyeli en yüksek olan siyasi aktör. Ama bu düzey dahi çok umut verici ve alternatifsiz değil. Bu durumda rekabeti mümkün kılacak bir denge en mantıklı seçenek ve bu durumda hiçbir ankette %42’nin altına inmeyen AKP’ye karşı, BDP kökenli bağımsız adaylara ve değişimine cesaret verecek düzeyde CHP’ye destek vermek en anlamlısı.

The Economist’teki şu cümleyi tekrar hatırlamakta fayda var;

“AKP'nin bir sonraki hükümeti kuracağı kesin. Ama biz Türklere CHP'ye oy vermelerini tavsiye ediyoruz. Kılıçdaroğlu'nun partisinin iyi bir performans göstermesi, anayasayı daha da kötüleştirecek, tek taraflı değişiklik riskini azaltır ve muhalefete gelecekteki seçimleri kazanma adına daha adil bir şans verir. Bu Türkiye'de demokrasiyi garantilemenin açık ara en iyi yöntemi”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Biliyorsunuz Haberal, Cihaner ve Balbay' da Ergenekon, Balyoz, balta, nacak her ne ise onlardan sanıktılar, yargılanıyordular. Hatta ikisi hala tutuklu. Onları da aday gösterdi CHP. Yanlış anlaşılmasın. Ben o adayları niye gösterdi demiyorum. Hatta iyi ettiler göstermekle. Hatta, ancak kamu oyu baskısından sonra aday gösterdikleri Cihaner için CHP' ye çok kızmıştım. Çünkü özellikle Cihaner çok çok değer verdiğim, saygı duyduğum bir isim. Antiparantez belirteyim istedim. bir daha kalın sağlıcakla. Cevap vermeseniz de olur. Yorulmanızı istemem. Sağlıcakla

Ayrıntıda gezinmek 
 16.06.2011 1:29
 

Ama sizin istediğinize değil. Asıl ben sizin adınıza çok üzüldüm. Dün AKP' ye oy verip de bugün Ekonomist istedi diye neden CHP' ye oy vermek ve CHP' ye oy verirken Ekonomist' in ardına sığınmak çok zor bir duygu olsa gerek ki; bu da yazınızda kendini belli ediyor zaten. Fakat bu kadar ıkınmanıza sıkınmanıza gerek yok. Kendi kafanızın içinde oluşturduğunuz şablona göre bana saldırmanızı hoşgörüyor, kendinize iyi bakmanızı temenni ediyorum. İster CHP' ye, ister BDP' ye, ister AKP' ye, ister TKP' ye oy verin. Bu sizin en doğal hakkınız. Benim de. Sizin sağlığınız konusunda bir hayli endişelendim doğrusu. Kendinizi bu kadar üzmeyin, yıpratmayın. Siz bizim için değerli bir insan, değerli bir kalem ve demokratsınız. Daha bize demokratlığı öğreteceksiniz. Ben kendi adıma öğrenmeye açık bir insanım. Yazın, okuyacağım. Sağlıcakla kalın.

Ayrıntıda gezinmek 
 16.06.2011 1:22
 

Hiç öyle düşünmemiştim ama siz kendinizi öyle görüyorsanız ona da bir şey diyemem. 12 Eylül darbesini yapanlar sadece devrimci çocukları değil, askeriyenin içindeki ulusalcı güçleri de harcamışlardır. Sizin o çok beğendiğiniz ama şimdilerde yüz çevirdiğiniz ya da çevirmeye hazırlandığınız AKP'de Özal ile birlikte aynı darbenin çocukları, artıklarıdır. Şimdilerde CHP' ye yönelmenizin nedeni "yeni CHP' nin!" aynı küresel rüzgarların çekim alanına girmiş olması, yeni adı altında, AKP' nin çark ettiği bazı konularda aynı kapıya çıkacak yeni söylemleri, verdiği tavizler, vs. dir. Şu açıkça anlaşılmıştır ki, dünden bugüne verilen tavizler sonrasında eli kolu bağlanan Türkiye' de küresel güçlerin desteği olmadan iktidar koltuğuna oturmak imkansızlaşmıştır. O güçlerin bir yandan terörü, bir yandan iktidardakileri idare ettikleri akl-ı selim olan herkesin görebileceği bir gerçektir. Aynı anda sevgilisini ve karısını, yahut kocasını idare eden çiftler gibi... Ne dersiniz?

Ayrıntıda gezinmek 
 11.06.2011 0:46
Cevap :
Sayın Ayrıntıda Gezinmek, yazımın başında aktarmaya çalıştığım, "dört bir yanımızın düşmanla çevrili olduğuna inandırılarak sürekli korku ve kuşku içinde olması istenen" insan tiplerinden birisi olduğunuza kuşku yok. Bu kadar düşmanla siz baş edemeyeceğinize göre, askerlerin etkin ve yetkin olduğu bir Türkiye istemeniz, sürekli ordu içindeki kahraman insanların önünün kesildiğine inanmanız çok da garip değil. Size göre, bu düşmanlar o kadar etkin ki CHP'yi bile geçirdiler ve size desteklenebilecek bir avuç aday kaldı. Sizin adınıza üzgünüm tabii. Böyle bir ruh hali ile yaşamak istemezdim. Aslında sizin oy vermenizde ilginç. Ne de olsa demokrasi ve seçim de emperyalistlerin ve gericilerin işine yarayan şeyler değil mi? Neden bu oyuna kanıp oyunuzu kullanıyorsunuz bunu da anlamış değilim. Zaten sandıklarla da oynanıyor ve sahte oylar, sahte seçmenler çoktan ayarlandı. Neden oy atıp bu oyunu meşrulaştırıyorsunuz ki. Bu kadar güçlü düşmanlar bunlara yapmaya da muktedir değil midir? saygı..  11.06.2011 18:45
 

Aslında Baykal ve ekibinden kurtulan CHP'nin özünde hiçbir değişiklik olmadı. Ergenekon'un adresini soran bir Kılıçdaroğlu ile Haberal ve Kamer Genç örnekleri bunu gösteriyor. Baraj tehlikesini atlatmanın rahatlığında seçime giren CHP elbette mecliste olmalı. MHP'nin baraj korkusu hâlâ sürüyor bence. Ama bence bu seçimi şimdiye dek yapılan seçimlerden ayıran asıl özellik, bağımsızların alacağı oyun oranı olacak. Başka deyişle seçime damgayı bağımsız adaylar vuracak.(Erdoğan ve Bahçeli'nin son günlerde öfkelerini dizginleyemediğine bakarak şu tahminde bulunacağım: AKP bu seçimde %45'i değil, %'de 40'ı bile tutturamayacak. 35-37 tahmin ediyorum. CHP %20-23 arası, MHP barajı zorlayacak, benim tahminim %16-18 dir.)Seçim aritmetiğini bağımsızların oyu değiştirecek. Tunceli'de K. Genç seçilmezse, Zonguldak'ta Haberal seçilirse benim için sürpriz olmayacak. Hatip Dicle'nin seçime 3 gün kala yarış dışında bırakılmasının bağımsızların oyunu arttıracağını tahmin ediyorum.Hadi hayırlısı.Syglr.

hazandagüzeldir 
 11.06.2011 0:05
Cevap :
Sevgili hazandagüzeldir, öncelikle seçim tahminimle başlayayım (gerçi yorum cevabım büyük olasılıkla seçimden sonra yayınlanacaktır) bence AKP %42-%45 aralığına iner. CHP %25'i geçer ama %28'i aşamaz. MHP tahmini yapmak bence daha zor. Çünkü AKP ile MHP arasında kalan ve duygusal davranacak seçmenin son saniyede ne oy vereceğini tahmin etmek oldukça zor. Ben MHP'nin %11 - %13 aralığında olacağını düşünüyorum. BDP kökenli bağımsızlar zannedersem seçim tarihçelerinin en önemli başarılarından birisini kazanacaklar. Oy oranları belki %7'yi aşmayacak ama 30'un üzerinde milletvekili çıkarabilirler. Umarım ulusalcı bağımsız adayların hiçbiri seçilemez. CHP konusu ilginç. İki kesim var; Ulusalcılar CHP'nin değiştiğini ve emperyalist güçlerin eline geçtiğini söylüyor. Muhafazakar - liberal kanat ise CHP'de hiçbirşeyin değişmediğini sadece vitrin değişikliği yaptığını iddia ediyor. Açıkcası ben iki kesimin de fikrine katılmıyorum. CHP'de bir değişiklik var. Yetersiz ve çok eksik ama var.. selam  11.06.2011 19:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 453
Toplam yorum
: 1886
Toplam mesaj
: 174
Ort. okunma sayısı
: 1791
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster