Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

güne_bakan(Nazenin yavrusu)

http://blog.milliyet.com.tr/gunebakanlar

06 Kasım '07

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
814
 

The Illusionist

The Illusionist
 

Uzun zamandır beni böyle incelerden etkileyen bir film izlememiştim..Uzun zamandır dünyanın en narin (kimbilir belki de en güçlü) canlısını etrafımda pır pır ederkende görmemiştim.. Geçen akşam digitürkte bu filmi izleyene kadar..
Film Pulitzer ödüllü Steven Millhauser’in kısa öyküsünden uyarlanmış. Filmde 1900’lü yılların Viyana’sında, doğaüstü güçleri sayesinde Avusturya – Macaristan İmparatorluğu’nun güç dengelerini bile tehdit eden bir illizyonistin öyküsü anlatılıyor.

Marangoz bir ailenin oğlu olan Eisenheim (Edward Norton), aristokrat bir ailenin kızı Sophia’ya (Jessica Biel) aşık olur; ancak sosyal statülerindeki uçurum nedeniyle görüşmeleri yasaklanınca Avusturya’yı terk ederek kendi içsel güçlerini geliştirme amacıyla dünyayı dolaşmaya başlar. Eisenheim 15 yıl sonra ünlü bir illüzyonist olarak ülkesine döndüğünde eski sevgilisi Sophie Avusturya-Macaristan veliaht prensi Leopold (Rufus Sewell) ile evlenmek üzeredir. Ünü tüm ülkeye yayılan Eisenheim’in bir gösterisine Prens Leopold ve müstakbel nişanlısı Sophie de katılır.Gösteri esnasında Eisenheim’in bir illizyon oyununa izleyicilerden konuk davet edilir ve bu konuk Sophie olup iki eski aşık yeniden karşılaşınca film hareketlenir. İllizyonistin gösterisindeki küstah tavrı ve kendisine, üstü kapalı meydan okumasına sinirlenen prens , yanındaki emniyet amirine sihirbazın gösteri yapmasının yasaklanmasını emreder. Bir taraftan Prensin emirlerini uygulamak zorunda olan ancak diğer taraftan sihirbazın yeteneklerinden etkilenen Müfettiş Uhl (Paul Giamatti) Eisenheim’i uyarsa da; Eisenheim ve Sophie’nin aşkına kimse engel olabilecek güçte değildir.

Müstakbel nişanlısı tarafından terkedilmeyi kolay kabullenemeyen Prens, Eisenheim’in illizyon gücünü toplum üstünde kullanıp, insanlar üzerinde büyük etki yaratmasını, krallık planları üstünde tehdit olarak görmesi bardağı taşıran son damla olunca, sevdalılar ve prens arasında büyük bir mücadele başlar.

Filmde okadar çok ilüzyon numarası var ki ve birçoğu bildiğimiz illüzyonlardan okadar farklı ki . Zaten anlamıyorsunuz da bu sihir midir, ilüzyon mu yoksa gerçekmi diye epey avallıyorsunuz. Örneğin bir hanım konuğun elinde sımsıkı tutarken yokolan dantelli mendilini, iki minik kelebeğin geri getirmesi muhteşemdi. Burada, yapılan bu gösterileri de anlatmak iyi olmaz elbette diye sizlere bırakıyorum geri kalanını.Umarım izleme fırsatınız olur tüm illizyon gösterilerini ve filmi , birde Eisenheim'ın Sophiye verdiği hediyeyi elbette..
Filmin sonunu da aman dikkatli izleyin.. benden söylemesi..
Ah bir de nasıl yapıldığını anlasaydım o illizyonların, kesinlikle benden mutlusu olmayacaktı. :)
Sevgiyle..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bence filmin mesajı idi asıl en ilgi çekici yanı.. aktör halka "Gördüğünüz yaşadığınız herşey bir illüzyondur,size sevdiklerinizi geri veremem " diyor öte yandan kendisi bizim gerçek sandığımız illüzyonuna gidiyordu..Hoş filmdi,hoş anlatmışsınız..

butterfly efect 
 12.11.2007 0:05
 

Film kalsik aşk filmlerine benziyor gibi, ancak illiüzyon gösterileri görülebilir. Aslında illüzyonlarında realitede bir anlamı yok bence belki bir eğlenceden öte gitmez. İz

Nariçi 
 11.11.2007 12:00
Cevap :
inanın hiç klasik aşk öyküsü değil ,aşkı ortaya hiç dökmemişler hatta, illüzyonlar okadar enteresanki.. umarım izleyebilirsiniz, beni anlayacaksınız :)  11.11.2007 21:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 57
Toplam mesaj
: 42
Ort. okunma sayısı
: 982
Kayıt tarihi
: 05.10.06
 
 

Ata toprağı Karadeniz'den, terbiye ve eğitimi Trakya'dan, günebakan ve İstanbul sevdalısı eski bir m..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster