Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ocak '08

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
959
 

The Kingdom-Krallık Saçmalığı

The Kingdom-Krallık Saçmalığı
 

"Riyad’daki terörist saldırının çok sayıda masum Amerikalı sivilin hayatına mal olmasının ardından harekete geçen FBI yetkilileri, bu saldırının sorumlularını ele geçirmek ve rakip istihbarat ajanlarıyla mücadele edebilmek için bu ülkeye özel bir ajanlar ekibi gönderme kararı alırlar.

Seçkin ajanlar grubunu yönetmekle görevli olan Özel Ajan Ronald Fluery hayatının en zor göreviyle karşı karşıyadır. Yanına en güvendiği üç ajan Janet Mayes, Adam Leavitt ve Grant Sykes’i de alan Ronald Fluery, bir haftaya kalmadan terörist hücresinin içine sızarak onu çökerteceğinden emindir.

Ancak Suudi Arabistan’a varınca kendilerini çok farklı bir kültür, olağanüstü hava sıcaklığı ve politikanın kirli labirentlerinde tuzağa düşmüş bulurlar. Muhbirlerinin ve müttefiklerinin verdiği bilgilerin güvenilirliğini de artık sorgulamaya başlamışlardır. Yerel yöneticilerin destek olmaktan çok köstek olduğu bir ortamda Fluery’nin beklediği yardım sempatik kişilikli bir Suudi polis yüzbaşısından gelir. Doğru iz üzerinde ilerlemeye başlayan FBI ajanları artık düşman kuvvetlerini çökertecek darbeyi indirmek üzeredir."

İşte böyle başlıyor "The Kingdom-Krallık" filmi. Ve gerçek bir hikaye olduğunu anladığınız zamana bağlı olarak filme bakış açınız değişiyor. Yani filme başlarken biliyorsanız farklı sonunda öğreniyorsanız farklı bir bakış açısı ile izliyorsunuz.

Ben açıkçası, sanırım birazda dikkatsizce başladım filme ve ne yazıkki sonunda farkettim gerçek bir hikaye olduğunu. Buna rağmen bu izlenip üzerinde düşünülmesi gereken film hakkındaki görüşüm tamamen farklı..

Son dönemlerde özellikle film sektörü ile daha fazla kitleye anlatılmaya çalışılan kötü kaşık İslam ve ak kaşık Hristiyanlık üzerine özene bezene hazırlanmış ve birazda Suudilerin farklılığı işin tuzu olarak eklenmiş bir film. Hele bir sahnede bir şey dikkatimi öyle bir çekti ki söylemeye dilim varmıyor. Kahraman ve çok özel mi özel ajanlarımızdan birisi yayılmış ayıla bayıla bir kitap okuyordu Müslümanları daha iyi anlamak için aklınız durur. Elinde tuttuğu kitabın kapağı şu idi "The Idiot's Guide Koran"

Evet demokrasiyi her bir yerimize kadar getirmiş olmalarını anlamaya çalışıyorum zaman zaman ama artık göstere göstere saçmalamalarına da dayanamıyorum. Yani bir yandan "terörist bunlar aman ha" demek bir yandan da terörist yaratmak için uğraşmak değişik bir yaklaşım tabii..

Neyse işin siyasi yanına fazla dokundurmayacağım ama özgür düşüncelerimi de sineye çekecek halim yok.. Benim gibi demokrat, laik, özgürlükçü ve dini konularda hele tamamen insanın kendi vicdanını ilgilendirdiğini düşünen bir adam için bile Kuran'ı Kerim hakkında bu şekilde aşağılık bir yaklaşımı duymuş olmak acaip rahatsız edici bir durum..

Sanırım yazmadan paylaşmadan bir araya gelmeden konuşmadan bu işleri çözemeyeceğiz. Bizlerin de aklı başında oluşumlarla doğruları dünyaya anlatmamızın zamanı geliyor sanırım. Sadece dini açıdan değil Türkiye'nin doğrularını bile ayaklar altına alan saçmalık dolusu yaklaşımları gördükçe canım sıkılıyor.

Bakın size bir örnekte İtalyan yönetmen Martinelli'den. "September Eleven" diye bir film çekecekmiş/çekiyormuş ve bu filmle dünyaya 11 Eylül 2001 ile 11 Eylül 1683 II. Viyana kuşatması arasındaki benzerlikleri gösterecekmiş. Ayrıca aynı tarihle ilgili bir filmde "Kızıl Elma" adıyla Avusturyalı Rejisör Robert Dornhelm'in projesi olarak geliyor. Konu her ikisinde de Islam terörünün tarihten ders alınarak irdelenmesi ve tekerrürünün normalliği ve kurulması gereken kutsal ittifak ile geri püskürtülmesi imiş... Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın kemikleri sızlamıştır herhalde. Bu adamlar terörün sorumlusu olarak biz Türk'leri görürler yakında benden söylemesi..

Bu sefer bir araya gelip üzerinde düşünme zamanı geliyor ve hatta geçmiş bile olabilir.

Sevgiyle kalın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Teşekkür ederim paylaşımnız için. Kendinize göre bir çığlık olmuş duyabilenlere.Sevgi ve saygılarımla. Önerim olacak yazınız.

Doğa 
 04.01.2008 10:53
Cevap :
Sevgili Doğa teşekkür ederim..  04.01.2008 14:09
 

Sn. Dorian: Batı dünyasının müslümanlara bakışı, hep gördüğünüz gibi olmuştur. Yıllar önce okuduğum bilgilendilendirme amaçlı bazı yazılarda, Amerika'da müslümanlıkla terörün aynı anlamda kullanıldığı söyleniyordu. İzlediğim bazı ortadoğu konulu filmlerde, Amerika'lı hümanist bir ajan, karşısında ise müslüman teröristler vardır. Sonunda Georce dünyayı, Ali'nin tasallutundan kurtarır. Bunları çok önemsemiyorum. Zira bunlar, fanatik kimliklerin birer yansımasıdır. Her ülkede, kendini temiz ve üstte, ötekileri kirli ve altta görme istidadinda olan kimseler vardır. Bu maksatlarını söz, yazı, film vs gibi yollarla ortaya koyarlar. Belki bu, bilinçli bir seçim veya siyaset bile olabilir. Benim önemsediğim ve tahammül edemediğim şey ise, bu ülkenin bazı insanlarının, müslümanlar ve müslümanlık hakkında onlardan daha katı olmalarıdır. Üstelik bunlar okumuş, batı ile yakınlığı olan kimselerdir. Her fırsatta kendi insanlarının inançlarını, batılı dostlarına şikayet ederler. Saygılar.

Hüseyin Atacan 
 04.01.2008 0:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 66
Toplam mesaj
: 18
Ort. okunma sayısı
: 960
Kayıt tarihi
: 07.01.07
 
 

Hayatı her sorguladığımda karşıma çıkan sonuçlara analitik yaklaşımlar sergilemeye devam ediyorum el..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster