Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Şubat '09

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
18258
 

The notebook

The notebook
 

The Notebook


Film başladığında, izleyicileri, muhteşem bir doğa görüntüsü ve insanı derinliklere sürükleyen bir müzikle farklı bir dünyaya götürüyor . The Notebook 2004 yapımı, Nick Cassavetes'in yönettiği romantik drama tarzı filmlerin en başarılılıarından birisi.
Film, yanılmıyorsam II.Dünya Savaşı yıllarında başlayan bir aşkın öyküsünü anlatıyor. Allie(Rachel McAdams) ailesiyle beraber yaz tatilini geçirmek için bir kasabaya gider. Kasabada kereste işiyle uğraşan Noah(Ryan Gosling), Allie'ye ilk görüşte aşık olur. Allie ve Noah tamamen farklı dünyaların insanıdırlar. Allie'nin zengin şehirli kızı, Noah'ın ise fakir taşralı delikanlısı olmasının yanında; Allie kararlarını tamamen ailesinin etkisiyle alan ve devamlı planlar yapan biridir. Ama Noah sanki hayattan hiç bir endişesi olmayan, hayatı istediği gibi yaşayan birisidir. Kısa sürede ikilinin birliktelikleri tutkulu bir aşka dönüşür. Allie'nin ailesi bu aşka izin vermez ve kasabadan ayrılırlar. Noah, tam bir yıl boyunca her gün mektup yazar Allie'ye. Annesi, Allie'nin Noah'la mutlu olamayacığını düşünür ve mektupları vermez. Derken Noah ve arkadaşı gönüllü olarak savaşa katılır. Allie de hemşire olarak savaş gazilerinin tedavisine yardım etmektedir. Burada tanıştığı Lon Hammond, Allie'ye aşık olmuştur. Allie de onun bu aşkını karşılıksız bırakmaz. Evlenmeye karar veren Allie ve Lon'un hayatı, Allie'nin Noah'ın fotoğrafını görmesiyle değişir.
Buradan sonra filmle ilgili fazla bir şey yazmak istemiyorum. Çünkü filmi izlememiş olanların, ileride filmden alabilecekleri tada limon sıkmak istemem. Filmin konusu aslında bize oldukça tanıdık gelebilir. Zengin kız-fakir erkek hikayesine Türk sinemaseverler oldukça aşikar. Hatırlamaya çalışsak bu konuda onlarca film bile sayabiliriz. Ama The Notebook, sadece bu değildir, çok daha fazlası vardır. Aşkı, tüm gerçekliğiyle ve doğallıyla anlatmayı başarır. Allie'nin mektuplarını kızına vermeyen anneye despot gözüyle bakarız. İşte orada anneni yaşadığı acıları, kızının yaşamasını istemediğini, bir nevi bir annenin kızına olan sevgisini de görürüz aslında. Lon Hammond'ın, Allie'nin Noah'la birlikte olduktan sonra tekrar ona dönmesine göz yummasını da, sevginin sevileni mutlu görmekle mümkün olacağı düşüncesiyle açıklanabilir.
Filmde anlatılanlar, yaşlı bir adamın yaşlı bir kadına bir kitaptan okudukları olarak aktarılır. Yaşlı kadın, alzheimer hastalığı sonucu geçmişini hatırlamamaktadır ve yaşlı adam ona her gün hikayeyi okur. Anlatılanlar hikaye değildir elbette, gerçeğin ta kendisidir. Beni en çok etkileyen sahnelerden birisi de kadının hafızasının ara ara geri geldiği anlardan birinde, kadının "ne kadar sürecek?" sorusuna, adamın "geçen seferki beş dakikadan azdı." demesi olmuştur. İşte burada, aşkın boyutunun ne denli büyük olduğu izleyicilere verilmek istenen mesajtır. Adam, kadının bir beş dakikası için aynı kitabı defalarca okumaktadır.
The Notebook, her insanın hayatında en az bir kez olsun izlemesi gereken filmlerden birisi. Aşkın, bir tablodan izlermişcesine aktarıldığı filmin başarısında, güçlü oyuncu kadrosunun da büyük payı var. Genç Allie rolünde gördüğümüz Rachel McAdams, rolünün hakkını fazlasıyla vermiş. Sevimli yapısı ve minyon tipi karakterini oynarken büyük artı sağlamış. Rachel McAdams'ın ışığını da başarılı bir şekilde yansıttığını düşünüyorum. Ayrıca oyunculuğu da göz ardı edilemeyek derecede başarılı. Noah rolündeki Ryan Gosling de umursamaz, aşkını tüm gerçekliğiyle yaşayan karakterine büyük katkı sağlamış. Yan rollerdeki güçlü oyuncuların hakkını da yememek lazım. James Garner, Gena Rowlands, Joan Allen ve Sam Shepard filmle uyumları tam not olan oyunculardır.
The Notebook filmi, türüyle birlikte en çok anılan filmlerden biridir. Filmin sıcaklığını ta içinizde hissedeceksiniz. Kiminin kor haline gelmiş aşk anılarını tazeleyecek, kimininse alevini daha da güçlendirecektir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 92
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 2533
Kayıt tarihi
: 28.01.09
 
 

Parliament Sinema Klübü'nde yayınlanan filmleri izlemek için çocuk halimle uykudan feragat ettiği..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster