Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Nisan '07

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
2492
 

The Red Violin

The Red Violin
 

Keman çalmak bende her zaman bir tutku olmuştur. Aslında kemanım olmasına rağmen benim tembelliğimden ve biraz da derslerimin yoğunluğu yüzünden bu tutku bende bir hayal olarak kalmıştır. Filmi biraz geri sararak neden kemanın bende saplantı olduğunu size anlatmak isterim…

Sanıyorum ki 9-10 yaşlarında idim, televizyonda ‘kırmızı keman’ adlı bir film başlamıştı.Başta cazip gelmese de ilerleyen dakikalarında filmi oldukça beğenmiş ve başından kalkamamıştım.17. Yüzyılın İtalya’sında bir keman atalyösinde başlar film.Ünlü keman yapımıcısı henüz doğmamış oğluna bir keman yapar.Ancak eşini ve oğlunu doğum sırasından yitirir.Ve kemanı eşinin saçı ve kanları ile kırmızıya boyar, böylelikle ‘kırmızı keman’ın öyküsü başlamış olur.

İlk olarak Viyana’da bir manastırda yaşamakta olsan yetim Kaspar’ın olur bu keman.Oldukça başarılı bir şekilde keman çalmayı başaran küçük, yeteneğini göstereceği zengin birinin karşısında kalp krizi geçirerek ölüyor.Ve küçüğü kemanı ile birlikte gömüyorlar.

Bir süre sonra çingeneler çocuğun mezarını açarak kemanı bulurlar, keman bir başka keman dahisi Lord Frederick’in eline geçer.Lord sevgilisinin vücundundan ilham alarak besteler yapar, sevgilisinin bir geziye gitmesi gerektiği sırada da tüm hayatı altüst olur başlarda ona büyük bir özlem duyar ama daha sonralarda buna alışır gibi bir şey olur orasını bende anlamadım, bir çingene kızıyla yatak odasında keman çalarken sevgilisi özleme dayanamayıp geri dönmüştür.Keman sesini duyunca sinirlenerek silahı alır ve yukarıya çıkar.Tüm seyircilerin beklediği gibi kimseyi öldürmez yalnızca baş suçlu olarak gördüğü ‘kırmızı kemana’ ateş eder.20. yüzyıla geldiğimizde ise keman artık Xiang adında birinin olmuştur.Batıdan gelen her şeyin imha edildiği kültür devrimi sırasında olunduğu için kemanı saklamak zorunda kalmıştır.1997’de ise keman Montreal’de Charles Morritz’in tutku ile başladığı kemanı açık attırma için hazırlarken ortaya çıkıyor.Ve açık artırma sonunda yeni hikayesine doğru yola çıkıyor ‘kırmızı keman’.

Filmi izledikten sonra etkisinden kurtulabilmek mümkün değil gibi gözüküyor. İçimdeki çalma duygusunu güçlendiren film sayesinde bu gün elime bir daha aldım kemanımı ve ‘Hatırla Sevgili ‘ adlı parçanın yalnızca üç notasını çalabildim. İnsanlara bir şeyler verebilen filmlerden herkesin izlemesini tavsiye ederim.

Not ; Filmi 10 yaşımda izlediğimle hatırlamıyorum çoktan unutmuş gitmiştim, dün tv8 de yeniden izledim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sarı papatya, hafta sonu Muzafer Cellek'le tanıştım. Sana yorum yazan dünya tatlısı bir ağabey. Resmini bloguma da aldım, görürsün. Laf aramızda çok güzel piyano çalıyor, kimseye söyleme. Hem çaldı, hem söyledi, ısrarlarına :) dayanamadım birlikte söyledik. Aman bu sır aramızda kalsın, hele ki Muzaffer ağabey duymasın :). Görüşmek üzere mutlu kal.

İlyas Bayram 
 04.06.2007 10:59
Cevap :
Sesinizin güzel olduğuna eminim, Muzaffer amcanın da... Sizin tatlı yorumunuz için çokkkk teşekkürler, sevgiyle !  06.06.2007 11:36
 

Ehhh!..Demek ki ''Kırmızı Keman'' ı madem bu yaşta biliyorsun,mesele yok.O zaman, ''Bütün kemanlar senindir'' Veya veya ''Bütün kemanlarda sen varsın'' Nasıl dedim? Şairane oldu ama,sen bakma bana.Piyanodan önce keman çalmayı en çok isteyenlerden biri bendim de ondan söyledim.Anlıyacağın yüreğim öksüz..Hala daha nerede bir keman görsem,''Öksüz buzağı gibi'' bakarım ben o kemanlara.. Kırmızı kemanları unutma! Kırmızı kemanlara sahip çık.Sen istirahatte uyurken bile,ruhunun telleri, kemanın telleri gibi titresin , melodiler çalsın,kendini unuttturmasın..Hele şu sınavlar bir geçsin,dediğin gibi.Sonra da,sarıl kemana..Hasretlik akrabayla ,yıllar sonra karşılaşıvermiş gibi sarıl, sarıl...Fazla sıkı sarılma ha! Arada kemanın kemiklerini kırarsın sonra!..Kal sevgilerle..

Muzaffer Cellek 
 01.05.2007 14:23
Cevap :
Ahh !! Keman çalmayı ne çok özledim.Ama sizinde dediğiniz gibi 'bütün kemanlarda ben var'mışım ya işte buna çok sevindim.Keşke sizde keman çalsaydınız,ama öksüzde sayılmazmışsınız ya.Umarım kırmam kemanımın kemiklerini.  04.05.2007 20:46
 

Senaryo çok güzelmiş, keşke siz de kemanı hiç bırakmasaymışsınız. Mutlaka izlemem lazım bu filmi. Elinize sağlık, sevgiler...

Hasan ARSLAN 
 26.04.2007 11:23
Cevap :
Şu an derslerim çok ağır OKS'ye hazırlanıyorum.Yaz tatilinde yeniden kemanımın tellerine kavuşacağım.Evet senaryo gerçekten çok güzel daha yazıma aktaramadığım nüanslar vardı.Yeniden izlemek istiyorum.Bende takıntı gibidir sevdiğim bir filmi sonsuz sayıda seyredebilirim.Annem eğer cd'yi kırmasaydı "Mumya" filmini 14. kez seyretmeyi düşünüyordum.Sevgilerle !!  27.04.2007 11:48
 

İlginç bir filmmiş, sen de güzel anlatmışsın Sarı Papatya, Kutlarım.

Ümit Culduz  
 22.04.2007 21:59
Cevap :
Film gerçekten de ilgiçti,teşekkürler.  22.04.2007 22:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 68
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 1258
Kayıt tarihi
: 11.02.07
 
 

14 yaşındayım, küçüklüğümden beri yazar olmak istemişimdir. 7 yaşımda okumayı öğrendikten sonra, yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster