Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ağustos '10

 
Kategori
Yurtdışından Bildiriyorum
Okunma Sayısı
857
 

Thilo Sarrazin ve biz

İlk Avrupaya yani daha doğrusu Almanyaya geliş tarihim 1964 senesinin Eylül ayı idi , belki de İstanbulun en güzel mevsiminden kalkıp, Almanyaya gelmiştik.

İlk dikkatimi çeken her yerin yemyeşil olduğu ve herkesin birbirini günün ne saati olursa olsun, yüksek ses ile selamladığı ve her gün birinin ayrı bir selamı olduğu idi.

O zamanlar, Almanya halkı gençti, harb biteli daha 19 sene olmuştu, savaş çocukları büyümüş, olgunlaşmışlar, savaş sonrası ilk nesil gençliği tadıyordu.

Buralara gelen bizlerin nasıl değiştiğine şahit oldum, Avrupalıların bizler sayesinde nasıl değiştiklerini yaşadım. Tabii ki bu süreç, çok güzel tecrübelerin yanında bir takım polemikleri, beraberinde getirdi.

Mesela; Thilo Sarrazin, evet Lettre International, isimli senede sadece 4 adet yayınlanan bir dergiye söylediklerinden ve daha sonraki açıklamalarından dolayı. Biz de son zamanlarda çok ama çok sevilen (!) bir kişi.

Kendisi, 1945, Gera (Dogu Almanya) doğumlu, iktisatçı, Bonn (Federal Almanya) üniversitesi mezunu, asistanlik ve doktora Bonn da, sonra Friedrich-Ebert Vakfinda, araştırmacı bilim adamı olarak çalışıyor ve bu arada SPD (Almanyanın, Sosyal Demokrat Partisi) ye aza oluyor.

1975 senesinden itibaren, çeşitli, eyalet makamlarında, devlet memuru olarak çalışıyor, Maliye Bakanlığı en uzun süre çalıştığı mevkii, Alman Demiryollarında çalışıyor, hakkındaki bir takım iddialara rağmen, 2002 senesinde Berlin Eyaletinin Mali İşlerden sorumlu Senatörü oluyor, burada da hakkında ispatlanamayan veya dava açılmasına yeterli delil bulunamayan iddialar var.

30 Nisan 2009 tarihinde, Alman Merkez Bankasında görev almak üzere, kendi isteği ile Berlin Eyalet hükümetindeki görevinden ayrılıyor.

Yani, politik hedefleri yüksek olmayan, bir bürokrat.

Bu bürokrat kişi bir süredir bizde, bazı yazarlarca ve basın organları tarafından düşman ilan ediliyor.

Sarrazin Bey, ülkesi hakkında fikir üretiyor, herkesin hoşuna gitmeyebilecek yorumlar yapyor, bazı sorunları tartışmaya açıyor, ama bu açıklamalarının, Türkleri, Arapları ve Afrikalı göçmenlerin kapsayan belli bir bölümü, sadece Türkler için söylenmiş gibi yorumlanıyor.

Yalnız, bunları niye, nasıl söylüyor diye sorgulayan yok, nasılsa bazı kişiler ve organlar kararlarını vermişler, bu kişi bize karşı.

İsterseniz, bir göz atalım, Sarrazin Beyin başka neler söylediğine;

- 1933 senesinde, Berlinde, bütün avukat ve doktorların % 30 unun, tiyatro direktörlerinin % 80 inin, tüccar, esnaf kısmının ve bankaların çoğunluğunun Yahudi kökenli olduğundan bahsediyor,

- Berlin eyaletinde, devlet inşaatlarının, diğer eyaletlerden % 30 daha pahalı olduğunu iddia ediyor,

- Duvar yıkılmasından önce, Berlinde, aşağı yukarı, her hali vakti yerinde olan kişinin, saati 8 Marktan, bir Polonyalı hizmetçi veya kapıcı çalıştırdığını söylüyor.

- Sıcak su duş ile yapandan adam olmaz, iş bitiren, başarılı kişi soğuk su ile duş alandır, fikrini ortaya atıyor,

- Evinde oturup, televizyon seyredip, işsizlik parası bekleyeceğine, kaçak da olsa gidip çalışan kişiye saygı duyacağını bildiriyor.

Evet, Sarrazin Bey, bunları da söylüyor, ama kimse ona yahudi düşmanıdır, polonyalıları küçük görüyor, Berlinli mütahhitleri, yolsuzlukla suçluyor, duş takıntısı var veya kacak işçiliği teşvik ediyor, demiyor.

Alman vatandaşlığını alıp, Almanyada yabancı kalmaya devam edenler ile uğraşıyor, kasten iş bulmayarak veya aramayarak, işsizlik sigortasından geçinenler ile milliyeti ne olursa olsun uğraşıyor.

Göçmen politikasınının ve işsizlik mali destek uygulamasının yanlış olduğunu ileri sürüyor ve böylece kendi üyesi olduğu parti SPD yi de, hedef gösteriyor. Hortlayan aşırı sağcılığın nedenlerini burada görüyor. Bu yüzden de, bütün partilerden bilhassa kendi partisinden sert kritik alyor ve partisinden ihraç edilmesi gerektiğini isteyenler oluyor.

Belli bir kısım yabancıların, kız çocuklarının başlarını başörtüsü ile kapatıp, okulda spor dersine katılmalarına müsaade etmemelerini, ama kuran kursuna yollamalarını kabul edemiyor.

Açıkçası kendi dünya görüşüne uymayan, gruplar veya uygulamaları, biraz kendine has bir uslup ile, alman veya yabancı ayrımı yapmadan tenkid ediyor, açıklamalar yapıyor, derdini anlatmak için kitaplar yazıyor.

En son, kendine göre Almanyanın batış senaryosunu anlattığı kitabı (DEUTSCHLAND SCHAFFT SICH AB / Deutsche Verlags-Anstalt) Agustos sonunda piyasaya çıkıyor.

Karşıtları, ırkçı olduğunu iddia etselerde, Sarrazin Bey, teorilerini ırkçılık üzerine değil, kültürel farklılıklar üzerine kuruyor.

Her milletin kendine has bir geni olduğunu iddia ederken de, 19.Yüzyıl, Sosyal Darvincilerine bayağı yaklaşıyor. Açıklamalarında bol olarak sunduğu istatikler ve rakamlar ile dolu teorileri de bazan yanlış çıkıyor.

Saygı duymamiz gereken konu, Sarrazin Beyin fikir hürriyeti olup, onun ülkesinde gördüğü, yaşadığı, hoşuna gitmeyen ve rahatsız olduğu konularda yorumda bulunmasını, en tabii hakkı görüp, onaylamasak da kabul etmemiz gerektiğidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3393
Kayıt tarihi
: 10.08.10
 
 

Gezmis ve hala gezen , görmüs ve yasamis ve hala gören, bunlari baskalari ile paylasmak istiyen b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster