Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mart '07

 
Kategori
Havacılık
Okunma Sayısı
10128
 

THK Etimesgut uçak fabrikası ve THK Gazi motor fabrikası

THK Etimesgut uçak fabrikası ve THK Gazi motor fabrikası
 

Türk Hava Kurumu önceki başkanlarından, rahmetli Prof. Dr. Atilla Taçoy’ dan dinlediğim bir olayı anlatarak başlamak istiyorum, bu günkü yazıma...

1950 yılında Dünya Kardiyoloji Kongresi ABD’nin New York şehrinde toplanıyor. Kongreye sunulan birkaç farklı tebliğde, kalp damar hastalıklarına dikkat çekilerek, en yaygın ölüm nedeninin, damarlarda meydana gelen daralmalardan kaynaklanan kalp hastalıkları olduğu belirtiliyor. Birbirlerinden bağımsız olarak yapılan klinik araştırmaların ortaya koyduğu sonuca göre; damar daralmalarına etki eden en önemli faktörün hidrojenize edilmiş bitkisel yağlar olduğu da bu tebliğlerde açıklanıyor. Tebliğ sahibi bilim adamlarının ortak görüşü ise, bu hastalıklardan korunmak için hidrojenize edilmiş bitkisel yağların yerine ‘zeytin yağının’ kullanılması gerektiği şeklinde oluyor. Bu gün margarin olarak adlandırdığımız hidrozenize edilmiş yağların kullanımına devem edilmesi halinde damar daralmalarına bağlı kalp hastalıklarından ölüm olaylarının ciddi bir halk sağlığı sorunu olacağına da işaret ediliyor.

1951 ve 1952 yıllarında İspanya Hükümeti Türkiye’den çok yüksek miktarda odun kömürü satın almak istediğini belirtiyor. O güne kadar İspanya’ya yapılan ihracat kalemleri içinde hiç yer almamış olan bu talebin bir de özel şartı var. İstenilen bu yüz binlerce tonluk odun kömürünün, İskenderun Körfezi’nden, Saroz Körfezi’ne kadar olan tüm Akdeniz, Ege ve Marmara Denizi kıyılarında doğada kendiliğinden yetişen ‘delice’ ağacı odunundan yapılması. Konu dönemin hükümeti tarafından sevinçle karşılanıyor ve ülkemizde bol miktarda bulunan delice ağaçlarından yapılan odun kömürü İspanya’ya ihraç edilmeye başlanıyor. Görgü tanıklarının anlattıklarına göre bu ihracatın yapıldığı limanlarda, odun kömürlerinden yayılan kömür tozları nedeniyle, gemi yüklemeleri sırasında liman çevresinde denizin üzeri simsiyah bir tabakayla kaplanıyor..

O yıllarda Ankara’da görev yapan ABD ticaret Ataşesi dönemin Dışişleri Bakanı’na, İhraç edilen bu odun kömürünün İspanya tarafından nasıl değerlendirildiğini, yada nerelerde kullanıldığını araştırıp araştırmadıklarını soruyor. Aldığı cevap, yüksek bir girdi sağlayan bu odun kömürü ihracatının Türk Dış Ticaretinde önemli bir yer tuttuğu ve satın alan ülkenin bu maddeyi kullanma amacının Türkiye’yi ilgilendirmediği şeklinde oluyor. Bunun üzerine ataşe bu konuyu kendisinin araştırdığını, İspanya Hükümetinin verdiği bu odun kömürlerini otoyol yapımında dolgu maddesi olarak kullanıldığı bilgisini, ABD’de otoyol yapımında uzmanlaşmış mühendislere sorduğunu, onlarında, kömürlerin yapıldığı ağaç cinsi her ne olursa olsun odun kömürünün otoyol yapımında dolgu maddesi olarak kullanılmasının sağlayacağı hiçbir yarar olamayacağı görüşünde olduklarını da bu konuşmasında Sayın Bakan’a aktarıyor. Bakan Beyin yanıtı, bu konuda Türkiye’nin bir rahatsızlığı olmadığını, yapılan ihracatın da ülkeye önemli miktarda gelir sağladığı şeklinde oluyor ve konu burada kapanıyor...

Bilmeyenler için açıklamakta yarar olduğunu düşünüyorum. Zeytin ağacı yetiştirilmesi çok uzun yıllar alan ve ekiminden çok uzun süre sonra optimal verimlilik düzeyine ulaşan bir ağaç çeşididir. Oysa ‘delice’ de denilen yabani zeytin ağacı, aşılanmasını takip eden birkaç yıl içinde optimal zeytin alınabilecek bir ağaç çeşididir. Ayrıca doğal olarak yetişen bu ağaçlar, tarımsal amaçlı olarak ekilen zeytin ağaçlarını tehdit eden hastalıklara da dayanıklılıkları ile tanınıyor.

İşte, bir günü kurtarma politikası örneği ve ülkemizde bol miktarda bulunan ‘delice’ yani ‘yabani zeytin’ ağaçları’nın yok ediliş hikayesi. Sonra ne mi oldu? Sonunu hepimiz biliyoruz. Zeytin bir Akdeniz bitkisi, bu gün Dünyada en büyük zeytin yağı ihracatçısı ülke de İspanya. Ülkemize ilk margarinin girmesi ve kullanılmaya başlanması da 1952 yılına rastlıyor.

1940 yılında kurulan THK Etimesgut Uçak fabrikası, 1944 yılında üretime geçmek üzere planlandı. 1943 yılında 5.840 metre karelik bir alana sahip olan fabrika, sonraki yıllarda 13.790 metre karelik bir alan üzerine yayılmıştır.. Kuruluşta fabrikada 300 kişi çalışırken, 1945 yılında; 129 mühendis, 143 memur ve 606 işçi olmak üzere toplam 878 kişinin çalıştığı dev bir yatırım haline gelmiştir.

Yapılan planlamada hiçbir aksaklık yaşanmamış ve planlandığı gibi, 1944 yılında 30 adet ‘magister’ okul ve eğitim uçağı üretilerek THK’na teslim edilmiştir. Söz konusu uçaklardan 30 adeti de 1945 yılında üretilmiş ve THK’na teslim edilmiştir. Gazi Orman Çiftliği’nde kurulu bulunan Gazi Uçak Motoru Fabrikası da, Üretilen uçakların motor aksamından sorumluydu. Motor fabrikasında 1949 yılında, tek sıra üzerine dizilmiş, hava ile soğuyan 4 silindirli ve 145 beygir gücünde 30 adet ‘Gipsi ( Majör )’ motor üretilmiştir.

Etimesgut Uçak Fabrikası Türk tipi yeni uçaklar yaratmak için; 6 yüksek mühendis, 4 mühendis ve 11 teknik ressam olmak üzere toplam 21 kişiden oluşan bir ‘etüd bürosu’ kurarak çalışmaları bilimsel bir temele oturttu ve bu gün ‘Ar-Ge’ olarak tanımlanan bu birim, THK1 den THK15 kadar, 15 ayrı planör ve uçağın özgün projesini yapmıştır. Yapılan bu projelerin hemen hemen tamamı üretilmiş, THK ve Türk Hava Kuvvetleri tarafından kullanılmıştır. Çift Gipsy ( Majör ) motorlu hasta taşıma ( ambulans) yada 6 kişilik yolcu uçağı olarak dizayn edilen THK5 uçağının bir tanesi Danimarka tarafından satın alınmıştır.

1947 yılında Ankara’da, Beşevler semtinde inşaatına başlanan ve 1949 yılında donanımının montajına başlanarak 1950 yılında tamamlanan ‘Rüzgar Tüneli’; model, kanat, profil ve pervaneler üzerinde aerodinamik araştırmalar ve deneylerle, hesaplamalar yapmak üzere tasarlanmış, Avrupa’nın en büyük rüzgar tünelidir.

1950 yılındaki iktidar değişikliğinden sonra, fabrikaya olan ilgi birden bire azalmış, NATO ve ABD Marshall yardımları gerekçe gösterilerek, önce uçak fabrikası ‘etüd bürosu’, sonra da 1952 yılında Etimesgut Uçak Fabrikası, 1954 yılında da Gazi Uçak Motoru Fabrikası kapatılmıştır.

THK Etimesgut Uçak Fabrikası Etüd Bürosu’nun üzerinde çalıştığı son proje ‘Mehmetcik’ isimli bir jet uçağıydı. Fabrika kapatılmamış olsaydı, Türkiye’nin ilk savaş jeti, 50’li yılların sonunda Türkiye göklerinde uçuyor olacaktı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Neye mal olursa" olsun, mantığının sadece kısa vadeli kazançlarını ve uzun vadeli kayıplarını bu kadar bire bir yaşıyorken, nasıl olur da ders alınmaz bilmiyorum.

derinmavi.. 
 02.05.2008 16:13
 

Belki o fabrika kapatılmasaydı... Şuan kendi yerli uçağımız üzerinde çalışıyor kendi kompanentlerimizi kendimiz üretiyor olacaktık.Hem sivil anlamda hem askeri anlamda büyük kayıp çok büyük...

cac 
 14.03.2007 18:16
Cevap :
O fabriklar kapatılmamış olsaydı, sizde ülkemizde üretilmiş uçaklara servis veriyor olacaktınız. Çoşkuyla övünçle..  15.03.2007 9:28
 

Bu yazıyı şu an ülkemizi idare edenlerin okumasını isterdim. Bizim hayat damarlarımızı kesmeye devam eden ülkelerin ve politikalarının esiri olarak kimliğimizi kaybettik. Ağzınıza sağlık. Sizin yazılarınızı okuyunca tarih sayfalarında dolaşarak, kendimi adeta müze gezmiş gibi hissediyorum. Sağolun.

Metin Özkaya 
 13.03.2007 10:32
Cevap :
Sayı Metin Özkaya, bilindik bir sözdür; "Ders alınsaydı tarihten, tekerrür eder miydi?" Saygılarımla  13.03.2007 11:04
 

Sayın Bölükbaşı Cumhuriyetimizin ilk yıllarında rahmetli Assubay Vecihi Hürkuş ilk uçağımızı imal etti ve çok başarılı oldu ancak desteklenmedi tıpki rahmetli Demirağ ın kurduğu uçak fabrikasının desteklenmediği gibi üstelik bu kösteği şimdi girişimlerinden bahsettiğiniz THK yaptı imal edilen uçaklar alınmayınca fabrika kapatıldı 1960 yılında ilk otomobilimiz devrimin hikayesi malumlarınız İspanya kömür satın almak ister bizim çapsız yöneticilerimiz nedenini araştırmaz yunanistan deniz salyongozu ister yine araştırılmaz Marşal yardımına balıklama atılız Her yabancı destek esasında birer bağımlılık zinciridir Helva yaparken verdikleri şeker değil tuzdu Milli ve akılcı politikalarımız olmadı hiç konunun uzmanı değilim ahkam kesmek için yazmadım duyarlı bir vatandaş olarak düşünce ve üzüntülerimi arzettim sadece Saygılar sunarım.

Ersen Gürpınar 
 13.03.2007 10:30
Cevap :
Sayın Ersen Gürpınar, Yorumunuz için teşekkür ederim. Rahmetli Astsubay Vecihi Hürkuş'u da, rahmetli Nuri Demirağ'ı da bu ülke eçin emeği geçmiş, havacılık ve Havacılık Sanayii ne katkı verenleri de yazmaya gayret edecğim. Söylediğiniz her şeye katılmamak ne mümkün. Demekki eskiler doğru bir tesbit yapmış; "Aklın yolu bir. Saygılarımla.  13.03.2007 11:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 183
Toplam yorum
: 1286
Toplam mesaj
: 348
Ort. okunma sayısı
: 2058
Kayıt tarihi
: 29.01.07
 
 

10 Kasım 1954 tarihinde doğdum. Sosyal Hizmet Uzmanıyım. Pilotum. (ultralight licence no:151)..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster