Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Temmuz '20

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
228
 

TİKTOK CHECK

Sosyal medya düzenlemesinin konuşulduğu şu günlerde, ülkesini ve ülkesinin bütünlüğünü oluşturan insanlarını seven bir vatandaş olarak, “TikTok” ile ilgili endişelerimi dile getirmek istedim.

 Sosyal medyada pedofilinin sıkça konuşulur olması her ne kadar insana acı veriyor, varlığı sorgulatıyor olsa da maalesef bu olgu hayatımızın içerisine girmiş oldu. Geleceğin inşasında elimizde bulunun en değerli hazinemiz, çocuklarımız, kardeşlerimiz yabana atılmayacak, hiçbir şeyle kıyas edilemeyecek, hakkında değer biçilemeyecek kadar önemli. Dünya toplumunda ise Türkiye’nin bu husustaki değeri, kıymeti çağdaş ülkelerle kıyaslandığında daha da paha biçilmez durumda. Genç nüfuz ortalamamızın dahi diğer Avrupa ülkelerinden ne kadar yüksek olduğu sizlerin de malumunuz. Bu doğrultuda, gelecek dünyanın düzenlenmesinde Türkiye gençliğinin dinamik yapısının önemi daha da artıyor.

 Ben her ne kadar çocuk yetiştirmemiş olsam da, bir çocuğu yetiştirmenin, eğitmenin, insanlara faydalı bir bireye dönüştürmenin hem maddi hem manevi yükümlülükler getirdiğini az çok tartabiliyorum. Bunu ülke çapında düşünecek olursak; ülkemizde ücretsiz verilen eğitim, milyonlarca öğrenci, öğrencinin getirdiğiyle oluşan iş olanakları ve bunun devlet tarafından istihdam edilmesi ve benim konumumda bulunan birinin hesap edemeyeceği daha nice maddi masraflara, basit bir tahminle milyonlara mal oluyor. Maddi yükümlülükler yanında manevi sorumluluklar, bu uğurda harcanan yaşamlar da işleme dahil edildiğinde tekrar ve tekrar gençliğimizin, çocuklarımızın kıymeti artıyor. Hal böyle olunca çocuklarımızı korumanın önemi de kat be kat artıyor. Henüz sosyal deneyimi olmayan, dışarıdaki çetrefilli ve keşmekeşli yaşamı deneyimlemeyen çocuklarımız, kendilerini yapay sosyal hayatın içerisine atıyor, üstelik sosyal hayatı görmüş bizlerle aynı şartlarda deneyimliyorlar.

 Meseleyi TikTok’a getirecek olursak; özellikle pandemi döneminde artan kullanımıyla dikkat çeken uygulama, ekseriyetle çocuklarımız tarafından kullanılıyor. Burada şunu da belirtmek isterim; bu çocuklar henüz kendi dillerini dahi düzgün kullanamayan, toplum kültürünü tanımayan çocuklar, yani daha o kadar küçükler. Kabul etmesi insana her ne kadar ağır gelse de bu çocuklara gözlerini diken hasta ruhlu insanlar da var. Uygulama üzerinden ev hallerini paylaşan, ‘günlük rutinim’ adı altında videolarını internetin derin dehlizine dolaşıma salan bu küçükler, farkında olmadan bu hastalıklı insanlara malzeme sunuyorlar. Tabii ki burada ailelerin çocukları üzerindeki etkisini de göz ardı etmemek gerekir fakat işin başka boyutları bu vahim durumun sadece ailelerin sorumluluğunu değil devletin etki gücünü de gerektiren durumlar ortaya çıkarıyor.

 Başka boyutlardan kastım;

  • Daha önce belirtmiş olduğum, devletin bu çocukları yetiştirmek üzere yaptığı yatırımlar, ülkenin ve ülkeyi oluşturan insanların devamlılığını sağlayacak olan çocuklar üzerinde devletin de söz hakkı olduğunu ortaya çıkartmaz mı? Eğer söz konusu olan, bir ülkenin kültürel ve manevi değerlerinin değişeceği ön görülen vahim bir durumsa -ki TikTok bunu vaat ediyor- devletin etkisi ailelerin etkisinden daha önemli değil midir? Şu anlaşılmalıdır ki bu durum, ailelerin çocukların ellerine telefon tutuşturması mevzusu olmaktan çıkmıştır.
  • İnsan hayatında önemli bir yeri olan ‘mahremiyet’ olgusunun, henüz sosyal yaşamdan bir haber olan çocukların elinde kaybolduğu fark edilmelidir.
  • Yüzyıllara dayanan, nice güçlüklerle bize ulaşan nadide kültürümüzü yaşatmaya devam etmek ve yaşatmaya devam ettirecek nesiller bırakmak halk olarak bizim görevimiz olduğu kadar, bu hususta önümüze çıkması olası engelleri kaldırmak da devletin sorumluluğundadır. İnsanlar ölür hatta devletler yıkılır, kültür ise onlardan kalan belki de tek şeydir.

 Bunlar benim gördüğüm ve dile getirebildiğim hususlar olup, devlet yapısının içiresinde yer alan kişilerce görülen daha nice şeyler vardır. Böyle olduğu halde, dile getirdiğim sebeplerin dahi içinde bulunduğumuz tehlikenin anlaşılmasına yetiyor. Söz konusu insanlarımız olunca da rahatsız olmamak inanın elde değil. Tabii ki TikTok gibi bir uygulamanın kaldırılması/yasaklanmasıyla beraber ‘sansür zihniyeti’ suçlamalarına maruz kalınabileceği ihtimal olsa da, ülkemizin ve insanların iyiliği düşünüldüğünde bu suçlamalar önemsiz birer argüman olmaktan öteye geçemeyecektir. İnanın ki TikTok gibi ne basın özgürlüğüne ne de düşünce hürriyetine bir yararı olmayan zehirli bir uygulamanın kaldırılması/yasaklanması zamanı geldiğinde insanlarımız tarafından da olumlu karşılanacak, benimsenecek, destek bulacaktır.

 Çocuklarımıza kendi değer yargılarımızı aşılamamız gereken şu çağlarında, beğeni ve takipçi edinme endişesine düşüren, kontrolümüz dışında yeni bir yapay değer ve yargılar kültürü oluşturan bu uygulamayı hayatımızdan çıkartmamızın vakti gelmedi mi? Bu yapay değer ve yargılarla yetişen bir nesil bedenen, ruhen ve psikolojik olarak ne kadar sağlıklı olabilir? Bu soruları kendimize sorarak bir karara varmamız gerekmez mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 192
Kayıt tarihi
: 02.12.19
 
 

Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde okumaktayım.  Aynı zamanda Medya Ve İletişim okuyoru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster