Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '07

 
Kategori
Etkinlikler / Festivaller
Okunma Sayısı
594
 

TIME 2007’de Milliyet Blog’u anlattık

TIME 2007’de Milliyet Blog’u anlattık
 

Bundan bir ay kadar önce Milliyet Blog’dan bir e-posta geldi. “TIME 2007” diye bir etkinlik düzenleneceğini, orada Milliyet Blog’un tanıtımı için kendilerine bir teklif geldiğini, teklifi kabul ettiklerini, ancak orada kendilerinin yanı sıra blog yazarlarının da söz almasını istediklerini belirten bir e-posta... Blog yazarlarından Işıl Tabağ, Savaş Şakar, Neslihan Serbest ve beni etkinliğe konuşmacı olarak önermeyi düşündüklerini belirtip katılıp katılmayacağımı soruyorlardı. Biraz düşündükten sonra kabul ettim.

Aslında reddetmem için daha çok sebep vardı. İzin sorunum olabilirdi, başka bir programla çakışabilirdi. Hepsinden önemlisi ben şu ana kadar topluluk önünde hiç konuşmamıştım. İşim gereği sürekli konferans, panel gibi etkinliklere katılırım ama şimdiye kadar bu etkinliklerdeki rolüm hep basına ayrılan bölümden izleyip not tutmak ve bazen de konuşmacılara soru yöneltmekle sınırlı kalmıştı... Üstelik topluluk önünde rahat konuşabilmek biraz teatral yetenek gerektirir ki, bu yetenek bende hemen hemen yok gibidir. Varsa da şu ana kadar ortaya çıkarma girişiminde bulunmadım! Ayrıca diksiyonum pek düzgün değildir, ses tonumu da hiç sevmem.

Ancak çoğu kendimden kaynaklanan bütün engellere rağmen teklifi kabul ettim. “Madem bende Milliyet Blog’u temsil etme yeterliliği görmüşler, benim de buna uygun davranmam ve Blog’u orada elimden geldiğince iyi bir şekilde anlatmam gerekir” diye düşündüm. TIME 2007’ye katılacağımız duyurulduğunda konuşmacıları seçim biçimine bazı eleştiriler yöneltildi, o zaman bunlara cevap vermek istemedim. Bu konuda söyleyeceğim tek şey şudur: Ben bu teklifi bana Milliyet Blog yönetimi tarafından sunulmuş bir lütuf değil görev olarak gördüm ve öyle kabul ettim. Kendi adıma sorumluluğumu layıkıyla yerine getirmeye çalıştım. Bu kadar... Umarım başarılı olmuşumdur.

Sonuçta etkinlik tarihi geldi ve TIME 2007’de, bize ayrılan oturumda Milliyet Blog olarak yerimizi aldık. Sırasıyla Milliyet Dijital Hizmetler İş Geliştirme Direktörü Çiğdem Toraman, ben, Işıl Tabağ, Neslihan Serbest ve Savaş Şakar TIME 2007’nin katılımcılarına Milliyet Blog’u anlatmaya çalıştık. Çiğdem Toraman, Milliyet Blog fikrinin nasıl ortaya çıktığını, nasıl uygulanmaya başladığını ve MB’nin özelliklerini, istatistiklerini, öteki blog sitelerinden farklı yönlerini anlattı. Ben, “bir blogcunun bakış açısından blog”, “MB”, “benim için blog”, “bizler için blog”, “blogun geleceği” konularında görüşlerimi anlattım. Işıl Tabağ, sunumunda dünyadaki blog uygulamaları ve blogu kendi işinde nasıl kullandığını konu almıştı. Neslihan Serbest MB’yi nasıl keşfettiğini ve bir eğitimci olarak nasıl yararlandığını anlattı. Savaş Şakar ise kızıyla ilgili küçük, güzel bir öyküyle MB’de yazma amacına değindi.

Tüm gün süren etkinliklerde genelde günün son oturumlarında izleyici sayısı çok azalır. Ama bizim oturumumuzda şahsen beklediğimden fazla sayıda izleyici vardı.

Konuşmama Orhan Pamuk’un “Yeni Hayat” romanının giriş cümlesine atıf yaparak başladım. Roman “Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti” diye başlar. Ben de “Bir gün blog diye bir sözcükle karşılaştım ve hayatım büyük ölçüde değişti” diye girdim. Cümlenin sonunu getiremediğim, dilimin sürçtüğü anlar oldu ama slaytların da yardımıyla sanırım dinleyenlerin kafasında blog ve Milliyet Blog’a ilişkin bir fikir oluşturmayı başarabildim. Etkinlik öncesinde konuşacak bir şey bulamam diye endişe ederken kürsüye çıkınca kendimi kaptırdım gitti! Kürsüden yaka paça indirmeseler daha da devam edecektim! (burası şaka tabii! slaytların yavaş inmesi nedeniyle bana ayrılan süreyi biraz aştım ve uyarıldım)

Sonuç olarak MB’yi orada iyi temsil ettiğimizi, izleyicilerin kafasında blog ve MB’ye ilişkin olumlu izlenimler bıraktığımızı söyleyebilirim.

Aşağıda TIME 2007’de yaptığım sunumun biraz kısaltılmış hali yer alıyor. Bakalım meramımı anlatabilmiş miyim ? :)

BLOG

Günlük, e-günlük, e-günce, haber, yorum, okur mektubu, köşe yazısı, fıkra, makale, deneme, kısa öykü, e-roman, gezi yazısı, yemek tarifi, anı vs vs vs…

Tek başına bunların hiçbiri değil, ama hepsi birden!

En önemli özelliği “katılım” ya da interaktiflik...

Klasik gazete okuru sadece gazetesini okuyup belki arada bir okur mektubu yazarken internet okuru, tepkisini hemen gösteriyor. Yazarlara veya haberlere puan veriyor, yorum yazıyor, eleştiriyor, yanlışı düzeltiyor bunlar da yetmiyor, oturup kendisi yazmaya girişiyor. İşte bunu biraz daha ciddiye alıp iş edinene de “blogcu” deniyor

BLOG ORTAMI

Bir gazete

Bir üniversite kantini

Bir mahalle kahvesi

Bir komünite

Bir gezi grubu

Gevşek örgütlenmiş bir sivil toplum kuruluşu

Bir forum alanı/agora

Bir kanaat ve baskı grubu

Bir tüketici örgütü

MİLLİYET BLOG

Çoksesli ve çok renkli bir buluşma alanı. Binlerce hayattan on binlerce deneyim, bilgi, öykü, haber, anı...

Hayaller, hayal kırıklıkları, hedefler, görüşler...

Yazı yoluyla kendini terapi etme ortamı

Tedavisi güç hastalıklarla mücadele eden arkadaşlarımız var. Blog onlar için hayata tutunma yollarından biri...

Amatörle profesyonelin; ilkokul mezunuyla doktora mezununun; ücra bir köşedeki köy öğretmeniyle dünyanın bir ucundaki göçmenin; işlerinden arta kalan zamanda bir şeyler karalamaya çalışan ev kadınıyla profesyonel gazetecinin; birkaç kitabı yayımlanmış yazarla henüz günlük defterinin yarısını bile doldurmamış heveslinin; on beş yaşındaki yeniyetmeyle emekliliğinin üzerinden yirmi yıl geçmiş “delikanlı”nın bir arada yazıp ürünlerini okura sunduğu bir platform.

BENİM İÇİN BLOG

Görünür olma” imkanı sağladı. Sanal alemde, saygın bir gazetenin internet sitesinde bir yerim var.

“Kimim”, “neciyim”, “ne gibi yeteneklerim, becerilerim var” bunları sergileyebilmeme yardımcı oldu.

Yazma motivasyonu sağladı.

Milliyet Blog’da şu ana kadar 210 adet yazım yayımlandı. Eğer Blog olmasaydı bu yazıları yazma motivasyonu bulamazdım.

Yazılarınızın hemen yayına çıkıp okur tepkilerini anında alabilmeniz sizi daha çok ve daha iyi yazmaya teşvik ediyor.

Bir arkadaşımız kitap yayımladı. Biri de bitirmek üzere!..

Milliyet Blog’da yazmaya başladığım günlerle kıyasladığım zaman bugün çok daha rahat ve hızlı yazabiliyorum.

Bir sosyalleşme ortamı...

Buraya üye olurken amacım sanal ortamda arkadaş aramak değildi. Ama Milliyet Blog’da yazmaya başladıktan sonra hayatımda şu ana kadar edindiğimden daha fazla dost, arkadaş, okur, fikirdaş edindim.

Bugün burada tanıştığım, akademisyenden tıp doktoruna, hukukçudan emekli subaya, çevirmenden mühendise kadar her meslekten dostum var.

Türkiye’nin her yanından reel yaşamda hiçbir zaman yolumun kesişmeyeceği insanlarla tanıştım, dost oldum.

BİZİM İÇİN BLOG

Sayıklamalarımızı, haykırmak istediklerimizi, sevincimizi, acılarımızı, unutmak istemediğimiz anılarımızı, belki ilerde yayımlayacağımız kitabımızın taslaklarını, yalnızlığımızı, bu dünyada bırakmak istediğimiz izleri kaleme alıyoruz. “Bunları hissettim ve yazmaya çalıştım, belki sizin de ilginizi çeker” diye yazıp blogda yayımlıyoruz.

ULUSAL KÜLTÜR İÇİN BLOG

Biz hâlâ sözlü kültürün ağır bastığı bir toplumuz. (Belki de bu yüzden en çok cep telefonu kullanan toplumlardan biriyiz!) Blog sözlü kültürden yazılı kültüre geçişte bir araç olabilir.

Yazma isteği okuma ve öğrenme ihtiyacını arttırıyor. Bu da kitap okurlarının sayısının artmasına yardımcı olabilir!

GELECEKTE BLOG

Dijital medyanın önemi gün geçtikçe artacak. Belki de basılı yayın formatını büyük ölçüde ortadan kaldıracak. Blog ise dijital medya içinde çok önemli bir alan haline gelecek.

Yakın gelecekte blog, üreticilerin, satıcıların, siyasetçilerin, sanatçıların, yerel yöneticilerin en çok dikkate almak zorunda kalacağı bir platform olacak.

En önemli reklam mecralarından biri haline gelecek. Halen payı çok düşük olsa da son yıllarda dijital medyanın reklam pastasından aldığı payın her yıl bir önceki yıla göre hızla arttığı biliniyor.

Blog gün geçtikçe yalnızlaşan günümüz insanının bir topluluğa ait olma ihtiyacını karşılayan en önemli ortamlardan biri olacak. Bugünden apartmandaki bitişik komşumuzla paylaşmadığımız şeyleri blog dostlarımızla paylaşabiliyoruz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Haklısın Celal bey.Gerçekten ne güzel bir sistem ve oldukça mantıklı.MB'U tamamıyle bir kitap olarak görüyorum.Aradaki tek fark okuduğumuz kitapla ilgili yorumları tek başımıza yapıyoruz oysa MB'ta birebir yazıların yazarlayla yapıyoruz.Buda daha olumlu kafamızda ? bırakmadan yolumuza devam etmemize vesile oluyor.Aynı zamanda tıpkı sizinde söylediğiniz gibi kişilerin henüz kendinde keşvedemediği nice özelliklerin var olduğunu bilmediğimiz bir sistemdeyiz.MB sayesinde belkide bu özelliklerimizden bir kaçını fark edip geliştirme seçeneği buluyoruz.Bununda daha neler üretebileceğimizi görebilmemiz ve algılayabilmemize yardımcı bir sistem olduğuna inanıyorum.MB içimizdeki belkide o kalabalığın uyanmasına ve harekete geçmesine yardımcı olan bir sistemdir ki şuan bizleri o kalabalıkta bir araya getiriyor ve diyorumki iyiki MB var ve daha yazacak nice duyguları nice hayatları nice mutlulukları yaşayabilmek ümidiyle.Yüreğinize sağlık....

yüreğinin sesi 
 04.12.2007 10:45
Cevap :
Çok teşekkür ederim sevgili Hatice. Evet, iyi ki MB var ve yazanlar okurlar olarak burada bir araya gelebiliyoruz. Sevgiler, selamlar...  05.12.2007 11:06
 

Hadi tebrikler ;))

Nazan Adıgüzel Köseoğlu 
 01.12.2007 18:47
Cevap :
Teşekkürler Nazan'cım :)  01.12.2007 22:59
 

Celal Bey, Hem bu yazınızı hem de oradaki sunumunuzu bir kez daha kutlarım. Slaytlar yavaş olunc yapacağınız bir şey yok elbette. Çok keyif alarak izledim ama ben tabii konuşmacı olmadığım için yazarken epey uğraştım. Bizim tIME 2007 bloğuna da da beklerim.selam ve sevgilerFotolar da var

Ezgi Umut 
 30.11.2007 22:02
Cevap :
Yazınızı okudum, gayet güzel aktarmışsınız orada olan biteni. Elinize sağlık. Çok teşekkür ederim Emel Hanım. Selamlar, saygılar...  01.12.2007 15:06
 

Bakın şimdi hemen kendime de pay çıkartacağım bende bir ikizler burcuyum ya:)...eeee siz bir ikizler burcusunuz, ikizler burcunun başaramayacağı, ilgilenmeyeceği, altından kalkamayacağı bir alan olurmu bakın, sonuç mükemmel işte.Fark farkediliyor.Daha nice güzelliklere Celal bey .Sevgilerimle

Sema CURUK 
 30.11.2007 12:43
Cevap :
Peki, öyle olsun Sema Hanım, belki de dediğiniz gibi burcumuzun etkisidir. Tabii gerçekten bir şeyler anlatabildiysek orada... Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim. Sevgiler, selamlar...  30.11.2007 16:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 431
Toplam yorum
: 4967
Toplam mesaj
: 287
Ort. okunma sayısı
: 3555
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster