Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
445
 

Timsah Gözyaşı Döken Anneler

Timsah Gözyaşı Döken Anneler
 

Her anne ve baba çocuğunu sever ve evladını yetiştirirken en iyi şekilde yetiştirmek ister.
Ancak bu sevgi ve iyi niyet, çocuğunun yetişkin bir birey olarak toplumda yer bulması, mutlu bir birey olacak sağlıklı ruh dengesine ulaşması için doğru yetiştirdiği anlamına gelmeyebilir. 

Bunun en çarpıcı örneklerini anne baba olmasak bile günlük hayatta çevremizden de görürüz.
Örneğin, birşey istediğinde ağlayarak kendini yerden yere atan çocuklar, çok sevildikleri(!) için genelde bu davranışları sonucunda ödüllendirilirler.
Yeterki üzülmesin, ağlamasın diye...
Sonuçta çocuk çünkü... 

Özgür BOLAT bugünkü köşesinde bu konuda çok güzel bir yazı kaleme almış. (03.02.11) Çocuk yetiştirmekle ilgili olarak verdiği örnekte, doğum günleri için kendisine kart hazırlayan çocuklarının bu kartlarını beğenmeyen annenin bu davranışı için gerekçesi çarpıcı: 

"Ben onlara yaptıkları her işi mükemmel yapmalarını öğretiyorum. Üzülmeleri gerekirse üzülecekler." ve bu noktadan sonra yazı çocuklarımızın mutlulukları için en doğru davranışı arayarak devam ediyor. Okumanızı tavsiye ederim. 

Benim görüşlerim de Sayın Bolat'ın yazısında belirttiği görüşlerine paralel. Çocuğu daha çok sevmeyi, onu herşekilde sadece övmek ve her durumda korumak sanmak, hem bugün hem de geleceği için o çocuğa yapılan en büyük kötülüktür... 

Nasıl ki bir sporcu antremanlarında ancak zorlanmaya başladığı andan itibaren gelişmeye başlıyorsa, bu durum kişiliğimiz için de geçerli. Çocuğunun zorlanmasına izin vermeyen anne ve babalar ise onları her türlü zorluktan(!) koruyarak gelişimin önündeki en büyük engeller olarak duruyorlar. Siz hiç "Aman evladım sen ağır kaldırma, dur yardım edeyim." diyen bir annenin evladının halter şampiyonu olabileceğine inanıyor musunuz? Ya da "koşma terlersin!" seslenmeleriyle büyüyen bir çocuğun maratoncu olması ne kadar mümkün? 

Tabiki herkes sporcu olacak değil, ancak her bireyin hayatında kendisine göre hedefleri olmalı ve bu hedefler ancak zorlanarak elde edilebilirler. Elbette hedefleriniz televizyonun kumandası gibi yanıbaşınızda ve oturduğunuz yerden elde edilebilecek türden değillerse. 

Hedeflerimiz ve mutluluklarımız doğrultusunda hayatta en çok ihtiyaç duyacağımız anahtarlar; özgüvenimiz ve özbilgimiz.
Ancak maalesef özgüvenini ve sahip oldukları bilgi altapısını geliştiremeyen çocuklar kırklı yaşlarında bile yetişkin bir birey olamayacaklardır. 

Bu şekilde büyüyenler ise büyüdüklerinde de zayıf birer çocuk olarak çevrelerindeki yetişkinlerle sürekli çatışıp inatlaşan huysuzluklarıya öne çıkan büyük çocuklar olarak yaşamlarını sürdüreceklerdir. Çevrelerindeki yaşıtları artık çocuk olmadıkları için de genelde yalnız kalacaklardır. 

Ve bu durum, aslında çocuklarının mutlulukları için herşeyi yapabilecek olan ancak bunu başaramadıkları için timsah gözyaşı döken anne-babaların eseridir. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 64
Toplam yorum
: 55
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 799
Kayıt tarihi
: 07.07.10
 
 

www.ibrahimkayral.com ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster