Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Nisan '15

 
Kategori
Genel Sağlık
Okunma Sayısı
1899
 

Tip 1 Şeker hastaları ameliyat olabilir mi?

Tip 1 Şeker hastaları ameliyat olabilir mi?
 

Tip 1 Şeker Hastaları Ameliyat Olabilir mi?


Tip 1 şeker hastaları maalesef şeker ameliyatına müsait olan hastalardan değildir.  Tip 1 diyabet hastalarının hemen hemen hepsi daha teşhis konduğu erken yaşlardan beri vücutlarında hiç bir şekilde insülin üretemeyen hastalardır. Bu sebepten dolayı Tip 1 şeker hastaları çok erken zamanlarda insüline bağımlı hale gelirler. Oysa ki ileal interpozisyon ameliyatı yani şeker ameliyatı dediğimiz operasyon, temelinde iyi çalıştığı halde kapasitesini istenildiği gibi kullanamayan bir pankreasa ihtiyaç duyar. İyi kapasiteye sahip olan pankreasta ileal interpozisyon ameliyatı  pankreası oldukça etkili bir şekilde çalışır duruma getirir. Asıl önemli etkisi, insülinin önündeki direnci yok ettiği için, pankreasın çok daha az insülin ile çok daha iyi kan şekeri kontrolü sağlamasına olanak tanır. Halbuki Tip 1 şeker hastalarında pankreasta bu çalışmayı bulmak pek de mümkün olmaz.
 
Hastanın vücuduna saldırıda bulunan bağışıklık sistemini engelleyen bir aşının, Tip 1 şeker hastalığının tedavisi için ışık olabileceği biliniyor ve bu yönde çalışmalar yürütülüyor.
 
Stanford Üniversitesi’nde ki bilim adamları, Tip 1 şeker hastalarındaki bağışıklık sisteminin insülin üreten hücreleri ortadan kaldırdığını belirterek, aşı ile bu olayı tersine dönüştürebileceğini gösterdiler.
 
“Science Translational Medicine” dergisinde sunulan araştırmada, normal şartlarda aşının bağışıklık sistemine hastalığa sebebiyet veren mikrop veya virüse “saldırmayı öğrettiği” fakat bu durumun tam  tersi olan etkiyi yaratmada da uygulanabileceği belirtildi.
 
Lawrence Steinman ve ekibi, “ters etkili aşının” özellikle beta hücrelerine saldırıda bulunan beyaz kan hücrelerini hedef olarak gördüğünü belirtti.
 
Araştırmacılar, 3 ay süre ile şeker hastalarına her hafta uygulanan aşının ardından beyaz kan hücrelerinin miktarının azaldığını ifade etti.
 
Yapılan kan testleri de aşı yapıldıktan hemen sonra beta hücrelerinin faaliyetinin eskisinden çok daha iyi olduğunu ortaya çıkardı.
 
Steinman, çıkan sonuçların harika olduğunu fakat hala geniş çaplı araştırmaların yapılmaya devam edilmesi gerektiğine dikkati çekti.
 
Bilim adamı aynı zamanda, aşının yarattığı etkinin 2 aya kadar etkisini koruduğunu, bu sebep ile düzenli aşının yapılması gerektiğini belirtti.
 
Tip 1 şeker hastalarında bulunan bağışıklık sistemi, pankreasta yer alan beta hücrelerini yok ediyor. Bu durumda vücudun yeteri kadar insülin üretememesine sebep vererek, şeker hastalarının yaşam boyunca günde 3 ile 4 kez ( ki bu uygulamalar genellikle öğünlerden 15 dk önce gerçekleştirilir ) insülin iğnesine bağımlı kalmasına sebep veriyor.
 
Tip 1 şeker hastalığı insülinin neredeyse tamama yakın yokluğu ile devam eden bir diyabet tipidir. Çok küçük yaşlarda oluştuğu halde, çok daha ilerleyen yaşlarda kendini ortaya çıkartabilir. Şeker hastaların büyük bir bölümünde insülin üreten ß-beta hücrelerini yok eden veya insülinin etkisini ortadan kaldıran antikor denilen bir takım yıkıcı kan ürünleri vardır. Fakat yapılmış olan çalışmalar ve hastalarda ki araştırmalar aynı şekilde Tip 1 Şeker hastalığı gibi insülinin hiç oluşturulamadığı ve bu yüzden yaşam boyu hastanın insüline muhtaç bir şekilde yaşamak zorunda kaldığı bir takım hastada ise hiçbir şekilde insülini yok eden veya ß-beta hücrelerini öldüren bir antikorun varlığını gösterememiştir. Bu tarz hastalar bütün tanıları ile Tip 1 Şeker hastası olarak sınıflandırılmaktadır. Ama bunun altında yatan sebebin ne olduğu hala bilinmemektedir. Bu sebepten dolayı Tip 1 şeker hastalığı da iki ayrı alt grup ile incelenmesinin zorunluluğunu meydana getirmiştir. Amerikan Diyabet Birliği (American Diabetes Association-ADA) Tip 1 Şeker hastalığını iki farklı tipe ayırmıştır. Bunlar;
 
Tip 1A: Tamamı ile bağışıklık sisteminin pankreasdaki ß-beta hücrelerine karşı olan ve bunun yanında insülinin kendisine karşı ortadan kaldırıcı etki ile savaştığı bir tiptir. Hastaların hemen hemen hepsi hızlı bir şekilde ciddi insülin yetersizliğine doğru gider.
Tip 1B: Bu grubunun nedeni hala belirsiz olan bir tiptir. Dünyada en çok Japonya’da görülmektedir. Hiçbir antikor bu grubun içerisinde yoktur. Tip 1 A gibi ciddi insülin yetersizliği ile kendini meydana çıkarır. Afrika kökenli Amerikalı bir grup çocuk hastada ilk tanılar acil koma (ketoasidoz koması) ile kendini ortaya çıkarmakta ve acil problemin tedavisinin ardından bu çocuklar Tip 1 Şeker hastası olduğu halde insülin kullanmadan yalnızca ağız yolu ile alınan diyabet ilaçları ile birlikte tedavi olmaktadırlar.
Yukarıda belirtilen bu açıklamalar ve gruplandırmalardan anlaşılıyor ki aslında Tip 1 şeker hastalığı bütün sebepleri ile tam olarak açıklamak pek mümkün değildir. Çok fazla değişik ara grup veya sınıf vardır.
 
Tip 1 şeker hastalığında tedavi nasıl olmalıdır  (İnsülin olmazsa olmaz mı?)
Bu çeşit şeker hastalığında tedavinin başka asıl taşları ise düzenli ve dengeli yapılan beslenme ; egzersiz ve eğitimdir. Gerekli olan şeker seviyesini sağlamak için gün boyunca lazım olan etkili özen ve günlük bakım gerekir. Hastanın kendisini iyi hissetmesi ve sağlıklı bir hayat devam ettirmesi için gereken bakım, hayat tarzı haline getirilmelidir.
 
Tedavide başarı sağlayabilmek için kimlerin yardımcı olması gerekir?
Vücutta damarların var olduğu bütün organları etkileyen ve yaşam boyu süren bir hastalık olduğundan dolayı Tip 1 şeker hastalıklarında iyi bir bakım uygulanmasının ana unsuru bir ekip gerekliliğidir. Günlük itina ve bakımı öğretmek için bir çok insan hastanın yardımcısıdır.
 
Bu yardımcıların başında diyabet alanında uzmanlaşmış doktorlar gelir. Doktor hastaya özel olacak uygun tedavi programları yapar
Diyetisyen bu tedavinin ana unsuru olan diyabetik beslenme diyetinin oluşturulmasında gereklidir.
Diyabette eğitimci olan kişi, hastalara şeker hastalığı hakkında eğitim veren kişidir.
Hemşire, diyetisyen ya da pratisyen hekim diyabet eğitimcisi olabilir.
Çok fazla ülkede bu eğitimi veren sertifikalı programlar yapılmaktadır.
Bu yardımcılara ilave olarak özel anlarda, hastalık durumlarında veya kan şekeri düştüğü zamanlarda hastanın neler yapılması gerektiği hakkında da eğitim veren bazı gönüllü kuruluşlar, dernek ve vakıflar da şeker hastalarına yol gösteren diğer yardımcılardır.
 
Günlük insülin tedavisi nasıl yapılmalıdır?
 
İnsülin protein yapısında bir çeşit hormon olduğu için midede sindirilir. Bu sebepten dolayı ağız yolu ile hap veya tablet şeklinde kullanılamaz; yalnızca enjeksiyon şeklinde uygulanır. Çağımızda insan insülinine benzer yapıda, saflaştırılmış preparatlar uygulanmaktadır. Günlük insülin gereksinimi, hastanın boy, ağırlık, yaş, besin tüketimi ve aktivite seviyesine göre değişiklik gösterir. Bunun yanında, araya giren herhangi bir hastalık, stres veya kullanılan başka ilaçlar insülin kullanılması gereken dozunu etkileyebilir.
İnsülinin saklanma koşulları +4°/+8°C’dır. Bu özellik aktivitesi fazla olan, yaşantısı yoğun hastalarda kullanım zorluğu ortaya çıkarmaktadır. Bu sebep ile de, yapılan araştırmalar ve teknolojik gelişmeler ile birlikte insülinin klasik enjektörlerin yanında kalem enjektörler ile de hastaya uygulanması sağlanmıştır.
 
Tip 1 şeker hastalığında acil problemler nelerdir?
 
Tip 1 şeker hastalığı olan kişi düzenli gıda tüketimi , egzersiz ve uygun insülin uygulanmasında problemsiz bir hayat sürdürür. Ama insülini uygun olan yöntem ile, gerekli dozda ve gereken zamanda kullanmayan, yapılması gereken diyet programına uymayan veya egzersiz yapmayı ihmal eden hastalarda kan şekeri yükselebilir yani “Hiperglisemi” meydana gelir.
Bunun dışında insülini gereğinden fazla dozda kullanan veya hastaya önerilen besinleri gerektiği zamanda ve yeterli miktarda tüketmeyen, alkol kullanmaya devam eden yada aşırı egzersiz yapan hastalarda kan şekeri ani ve hızlı bir şekilde düşebilir yani “Hipoglisemi” meydana gelir.
 
Peki Kan şekeri düştüğünde neler yapılmalıdır?
 
Kan şekerinin düşmesi veya yükselmesi hastaya acil müdahale gerektiren önemli bir meseledir. Bu sebepten dolayı şekeri olan kişi bir kolye, bilezik veya saat kayışında diyabet kimliğini mümkün mertebe, olası durumlara önlem olarak taşımalıdır. Şeker hastasının bir öğün veya ara öğün geciktirmesi ya da her zamankinden çok hareket yaparak fazla enerji tüketmesi durumunda meydana gelen hipoglisemi anında, şeker hastasında terleme, titreme, renk solukluğu, sinirlilik, huzursuzluk görülür. Gerekli olan önlemler alınmaz ise uyum güçlüğü, ardından bilinç kaybı oluşabilir.
Hipoglisemi yaşandığında uygulanması gerekenler, şeker hastalığında görülen belirtilere göre değişiklik gösterir.
Belirtilerin az olduğu zamanlarda 2 veya 3 tane kesme şeker bir bardak ılık suda eritilerek tüketilir veya 1 bardak meyve suyu verilebilir ( markette satılan kutu meyve sularından ). İyileşme belirtileri görülmez ise tepeleme 2 çay kaşığı şeker veya 5 – 6 tane kesme şeker az oranda su ile eritilip küçük yudumlar halinde hastaya içirilmelidir.
Bilinç kaybının görüldüğü hipoglisemide ise ağız yolu ile şeker veya şekerli su verilmemelidir. Böyle bir durumda kas içerisine glukagon injeksiyonu gereklidir ve bu iğnenin uygulanması çok ciddi hayati önem taşır.
 
Kan şekeri yükseldiği zaman neler yapılmalıdır?
 
Çok sık idrara çıkma, ağızın kuruması, fazla su tüketme, ciltte kuruluk ve yaralarda geç iyileşme, halsizlik, yorgunluk ve kilo kaybı belirtileri olan şeker hastalığında kan şekeri yüksek demektir. Böyle anlarda kullanılan insülinin son kullanım tarihinin, dozunun, uygulama yönteminin doğru olup olmadığı kontrol edilmelidir.
Bol su içildiği halde, doktorların tavsiye ettiği insülin rejimine ve beslenme planına uygunluğun eksiksiz olduğu durumlarda hala hiperglisemi sürüyorsa hasta bir an önce doktoru ile iletişim kurmalıdır.
 
Tip 1 diyabet tedavisinde yenilikler ne durumda?
 
Şuan da Tip 1 şeker hastalığının kesin tedavisi için yapılan çalışmalar sonucunda kullanılan insülin yerine adacık dokusu veya pankreas nakli gündem konusu haline gelmiştir. Fakat bu nakil sırasında en önemli problem doku reddidir. Ve doku reddinin önüne geçebilmek için immunsüpresif diye bilinen, önemli yan etkileri olan, maliyetli ilaçlar kullanılmaktadır. Bu sebepten dolayı adacık nakli tedavisinin uygulanmasına kesin çözüm olarak bakan araştırıcılar bu durumdan daha az zararlı immunsüpressif ilaç arayışı içine girmiş durumdalar.
 
www.tugruldemirel.com
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2886
Kayıt tarihi
: 11.02.14
 
 

1999 Yılında İstanbul Tıp Fakültesi'nde başladığı mesleki eğitimini, fakülteden sonra yine İstanb..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster