Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Kasım '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1161
 

Tipitip ve If you go away...

Tipitip ve If you go away...
 

Kaynak:stratejikboyut.com


Ne olduysa If you go away’i dinledikten sonra oldu; nasıl bir beyni var insanın, nasıl tutabiliyor bu kadar anıyı hayret!

Anılar üşüşünce bir kez daha farkına vardım ki acayip güzel bir gençlik geçirmişim!

Tabii, geleneksel ille de kendinde bir şeyleri beğenmeme, umutsuz sanılan aşklardan dolayı eseflenme gibi durumlar çıkarılınca!

Yaşarken pek anlamıyor elbet insan, salt hoşlukları değil, olumsuzlukları da işin içindeyken pek anlayamıyoruz, sonrasında ayırt ediyoruz ya…

Neyse…

******

Arabalar henüz daha parsellememişken sokakları ve yazlık sinemalar revaçtayken henüz…

Siz deyin yirmi beş kişilik, ben diyeyim yok otuz beş kişiydik; böyle bir arkadaş grubu içindeydik!

Grubun içinde babası memur olan da vardı, milletvekili olan da…

Orası bizi aslında hiç de ilgilendirmezdi!...

******

İlkokul dört müydük, neydik, doğum günü partilerimizi artık danslı yapmaya başlamıştık; utangaç arkadaşlar için ilk dansı annem açardı, mesela…

Alışkanlık haline gelmişti, yıllar geçse de ilk dansı başlatmak annemden beklenirdi bizim evdeki partilerde…

******

Yaz geceleri sinemaya giderdik, Yılmaz Güney’in “Arkadaş” filmini de aynı grup ile izlemiştik; hatta öyle duygulanmıştık ki, ıslak gözlerle neredeyse yemin etmiştik: Birbirimizden asla kopmayacaktık!

Enrico Macias’ın şarkıları çalardı film arasında, müziğin ritmine uyarak ceylan gibi zıplayarak inerdik gazoz almak için inerken merdivenlerden!

******

Ortaokul sıralarında kış günlerinin Cumartesi’lerinde iki seansına giderdik sinemaya, bazen kız kıza takılırdık; çıkışta mutlaka ben diyeyim on tur, siz deyin on beş tur; çekinmeyin deyin, sahilde volta atardık!

Her ne ise hikmeti, vallaha öyleydi!

Karşıyaka sahilinde akın akın volta atardık, bir ileri, bir geri…

Yanki Oğuz vardı, bir de ayı Oğuz, offf öyle bir fanları vardı ki!

Facebook falan ne gezer, o zamanlar turlarken fanlar oluşurdu!..

******

İlk içkimizi de birlikte içtik, ilk makyajımızı da birlikte yaptık!

İlk kavgalarımız da birbirimizle oldu, ilk affedişlerimiz, affedilişlerimiz de…

Yeri geldi birinin gönlü diğerine kaydı, karşılıklıydı, alkışladık…

Yeri geldi gönlü kayan arkadaşlık bozulmasın diye içine attı, sustuk…

******

Bir sakızı paylaştık yeri geldi…

Öyle tiksinirdim ki o zamanlar, annemin kullandığı bardaktan su dahi içemezdim.

Atilla Tipitip sakızını ağzına atacakken yarısını ısırdı ve kalanını bana uzattı; öyle sevdiğim, öyle kıramayacağım bir arkadaşım ki…

Anne ve babamdan, o zamanlar için, tiksinen ben, Atilla’nın sakızını çiğnedim!

Zaten o günden sonra tiksinme konusunda epey bir yol kat ettim¸ hani mihenk taşı denir ya, vallaha da var öyle bir taş!

******

Bir dönem geldi, lise çağlarında falandık, kışın 06’da takılır, yazın Sakıpağa’da…

Bir kola, ya da bir açma yiyerek saatler boyu otururduk!

Maksat birlikte olmaktı, paramız ancak bir çeşite yeterdi; malum her gün takılıyoruz, lakin mekan sahipleri de surat asmamaktaydı; sanıyorum çaktırmadan bizi reklam amaçlı kullanıyorlardı!

Gençlerin rağbet ettiği mekan!...

Cıksss… Günahlarını da almayayım, neredeyse can ciğer sarması dost olduklarımız da vardı mekan sahipleri ya da işleticileri arasında…

Kız alıp, vermişliğimiz de vakidir; Kaço ve Arzu, kulaklarınız çınlasın!

******

Grup kalabalık olunca neredeyse her hafta sonu bir doğum günü partisi olurdu; olmadığı zamanlarda biri mutlaka çıkar, uyduruktan bir parti bahanesi bulurdu: Aslında bu gün doğmak istemiştim falan gibi…

If you go away çalardı, hangi kızın gönlü kime kayarsa gözü onu arardı…

Hangi gencin kimde gönlü varsa bu şarkıyı boşa harcamazdı…

******

Bir de arkadaşlık adına dans etmeler vardı, en keyifli tarafı da oymuş aslında, ama anlamıyor insan işte o anda!

Kafanı taktığın biri varsa!...

Ya da tam tersi, arkadaşlığın keyfini öyle bir hissediyorsun ki; dağlar taşlar gelse önüne fark etmez; geçerim diyorsun!

******

Yetmedi… Yetemez… Bir yazı ile mümkünü yok, bitemez!

Daha Rahmiye ile gözümüze ilk kalem sürme eylemimiz var; ilk topuklu ayakkabı giydiğim günüm, ilk birahaneye gidişim, ilk diskoda dans edişim var…

Bir de lojman anılarım…

Oooo, yaz yaz bitmez…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İmkansız değil belki ama çok zor bir şey. Görmeyen bir insanın doğa resmi çizmesinden farkı yok. Ama hayali karaktere olsa böyle bir şey yapmayı seviyorum. Belki de bu yüzden yalnız kalıyorum. Biliyor musun senin için kıskançlık neyse benim için de aşk o. Allah vere de aşkı yaşamadan toprağa girmesem. Bence aşk zenginlik değil. Sadece zenginliğe giden kapıyı açan altın bir anahtar. Saygılar...

Ali Haydar ÖZKAN 
 06.11.2010 6:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1336
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster