Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ocak '12

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
614
 

Tirilye, Uludag ve Yeşil Bursanın Belediyesi

Tirilye, Uludag ve Yeşil Bursanın Belediyesi
 

Yağmurlu ve soğuk bir İstanbul sabahı saat 06.00 seyahata çıkmak için planlanan en uygun zaman idi bizler için. 3 gün için yoğun şekli ile hazırlamış olduğumuz gezi planını sorunsuz bir şekilde tamamladık ve bunu artık yazıya dökmek gayet zevkli.

2011 kuruluş tarihli 5 kişiden oluşan gezi timimiz (Timin en aktif üyesi Hayat Açelya yoğun programı nedeniyle son tura katılamadı) son 7 ay içinde ziyaret etmiş olduğu 18 il sonrası 3 il ve 3 günlü plan için doğa şartlarına ayak uyduracak bir araba ile yola çıkmak için Selim abiye teşekkürlerini ayrı ayrı iletmeli bence. 

Kurşunlu-Güzelyalı transit geçiş sonrası sabah kahvaltı noktamız Mudanya İncir Cafe idi. Marmara manzaralı cafedeki sağlam kahvaltı sonrası Mudanya Mütareke evine kısa ziyarette

İsmet Paşanın Trakyayı bu evde pazarlıklar sonucu geri kazandığını öğrendikten sonra asıl merak edilen nokta olan Tirilye kasabası için yola devam ediyoruz. Kumyaka yolundaki  yağmurlu ve puslu hava ile çılgın dalgalı denizin görüntüsü bizlere bir fotoğraf molası verdiriyor. 

Osmanlı döneminde zengin Rumların yaşadığı, meydanı çevreleyen tarihi çınarları ile şirin bir kasaba olan Tirilyedeki gezimizde bakımsız ev ve eserlerin görüntüsü zaman içinde tarihin elimizden kayıp gideceği sinyallerini veriyor. Liman kısmını biraz daha iyi konumda gördüğümüz Tirilyede zeytinlerin tadına bakmadan geçemedik. Tüm zeytincilerin ağız birliği yapmışcasına fiyatları aynı söylemesi sabit fiyat uygulaması olduğu izlenimini veriyor. Dar sokakları ve Çamlı Kahvenin marmara denizini ayaklar altına alan manzarası biraz olsun bize görsel şölen sundu diyebilirim. Biraz sonra Bursa Büyükşehir Belediyesi için ayrı bir paragraf açacağım ama kısaca belirteyim maalesef Bursa Belediyesi buraya anlaşılan pek uğramamış restorasyon, bakım ve hizmet için. 

Tirilye ziyareti sonrası Uludağa çıkmak için yola koyuluyoruz. Teleferik istasyonu yanıbaşındaki otoparka hava şartlarına uygun 4x4 arazi aracımız olmasına rağmen araçla Uludağa çıkmayı aklımızın ucundan bile geçirmediğimiz için bırakıyoruz. Ama bu da bize bir tür tecrübe oluyor ileride anlatacaklarım için. Yoğun yağmur altında ve uzun kuyrukta teleferik sırasını beklerken dışarıda 1,5 saat kaybettiğimizi farkediyoruz ama nihayetinde  Teleferiğe biniyoruz. Bekleme esnasında aklıma gelen Frozen filmi (+13) senaryosunu eşim, Birol ve Dinnura anlatıyorum. Telesiyej ile havada kalan iki çiftin macerasını anlatan filmin sonunda sadece bir kişinin kurtulduğunu belirttiğimde, Birolun bana dönüp “iyi ikimizin de %50 şansı var “ demesi sonrası kurtulan kişinin bayan olduğunu belirttikten sonraki yüz ifadesi gerçekten görülmeye değerdi. 

Kadıyayla aktarma noktası sonrası Sarıalana geldiğimizde artık göz gözü görmüyor desek yeri vardı. Şoförlerinin Off-Road yarışçısı olduğunu düşündüğüm minibüs ile oteller bölgesine geldiğimizde İstanbulda yaşayan bir insan olarak kar görmeyi özlemiş diyebilirim. 

Ufak bir keşif sonrası Bakacak mevkiine kar motoru ile gitme planımız 1 saatlik kira bedelinin fahiş bir fiyat, 180 tl olması sonrası Bakacak mevkii için sadece bakakalıyoruz.

Telesiyejlerle Çobankaya’ya çıkıp sıcak içecekler ile kendimize geldikten sonra tekrar oteller bölgesine geri geliyoruz. Tam bir curcunanın içerisindeyiz. Kayanlar, düşenler, gidenler-gelenler, arabasını çıkarmaya çalışanlar, bağıran-çağıran, gürültü, yüksek sesli müzikler bizi epeyce bir yoruyor. 

Geri dönüş zamanı geldiğinde Bursa direkt ve Sarıalan minibüsleri için belirli bir durak ve sıra olmadığını görünce Bursa Belediyesi tekrar aklımıza geliyor. Allahtan insanlar anlayışlı da uzun zamandır gitmediğimiz Uludağda sanki oranın yerlisiymiş gibi gezi timimiz beraberce Bursa direkt ve Sarıalan için iki sıra oluşturma çabamız hemen cevap veriyor. 

Off road sürücüsü minibüsçü amca sollamaların kralını yaparak karda adeta dans edercesine minibüs ile bir çırpıda bizi Sarıalana aıtveriyor.

Sarıalanda akşam yemeğimiz için bir karar verme vakti. Sarıalan Pala’nın yeri mi yoksa Hayat Lokantası mı ? Oylama sonucu istikamet yılların esnaf lokantası Hayatın Merinos park içindeki sosyete şubesi ama önce Sarıalandan teleferikle aşağıya iniş için 1 saatlik sıra işkencesi. Bu işkenceyi de sohbet-geyik-şamata ile atlattıktan aracımızı alıp Hayat Lokantasının sosyete şubesine gidiyoruz. Yemek seçiminde zorlu süreci atlattıktan sonra eşim ve ben doğru tercihler ile Lokantaya 10 üzerinden 8 puan verirken (zeytinyağılılardan kıstık 2 puanı) Birol ve Dinnur ana yemeklerini (kuzu tandır ve tas kebabı)pek beğenmediklerini ifade ediyorlar. Ancak şahsen belirteyim inegöl köftesi, çorbaları ve bölgenin yöresel tatlısı Süt Helvası damak çatlatan lezzetler idi.Hayat Lokantası sayesinde ayakta kalmaya çalışan Süt Helvasını mutlaka deneyin derim. 

Akşam yemeği sonrası kalan zaman için düşündüğümüz eş-dost ziyaret planları yorgunluk sonrası bir sonraki sefere erteleniyor ve saat 22.00 sularında çoktan uykuya geçmiş durumdayız. Ancak güzel Bursa için hala planlarımız olduğu için eş-dost ziyaretlerin daha makul bir zamanda yapacağımızı temenni ediyoruz.. Tabii bundan eş-dost diye bahsettiğim sevdiğimiz insanların haberi yok. 

Gelelim Bursa Belediyesine. Öncelikle Tirilyeden başlayayım. Kurşunlu-Güzelyalı-Mudanya üçlüsüne gördüğümüz kadarı ile iyi kötü birşeyler yapılmış hizmet anlamında, ancak Tirilye bu üçlünün yanında üvey evlat görüntüsü ile bizi üzdü. Restorasyon ve tanıtım namına hiçbirşey yok. Eriyip giden bir Tirilye karşılıyor sizi. 

Diğer eleştirim Teleferik ve Uludağ üzerine. 30 yıldır (benim bildiğim) hala aynı teleferikler, soğuk bekleme salonları, uzayıp giden sıraya bekleyenler için yağmur esnasında bir branda veya örtüvari birşeyler konulamaması, suları akmayan tuvaletler ve tabiiki sıfır iyileştirme sonrası %10 enflasyon verisine rağmen 31 Aralığı 1 Ocağa bağlayan gece yapılan % 33,3 zam ile teleferik ücretlerinin 15 tl den 20 tl ye çıkarılması. Sarıalan ve Oteller bölgesinde minibüs durağı olduğunu belirten bir bekleme kabini, tabela, levha veya işaret bile çok görülmüş yerel halk ve turiste.Elindeki müthiş yaz-kış turizm imkanlarını yeterince efektif kullanamayan Belediye yüzünden Uludağa artık kışın çıkmak benim için hayal artık.. Bundan sonraki planda Uludağa yaz aylarında madenler bölgesinde arabamızı bırakıp 4 saatlik yürüyüş ile krater göllerini görüp zirveye çıkma planımız var sadece. Bursa Belediyesinin kısıtlı imkanlar ve hiç olmayan doğal güzelliklerine rağmen Eskişehir Belediyesi veya Karadeniz yöresindeki birçok Belediyeyi örnek alması gerekiyor (Sinop hariç).

 Gezmek Hayatı Öğrenmektir.Gezmek, öğrenmek, dinlenmek, yaşama katlanmak dünyayı içimize sığdırmaktır.

Hanife ÇITA bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 4155
Kayıt tarihi
: 07.01.12
 
 

Küçüklüğümde yaramaz bir çocukmuşum, delirdiğim zamanlar kimse zaptedemezmiş beni. En büyük örneğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster