Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mart '07

 
Kategori
Okul Öncesi
Okunma Sayısı
11028
 

Tırtıllar asla asla asla kahverengi bot giymez!

Tırtıllar asla asla asla kahverengi bot giymez!
 

-Hiç mi?
-Asla asla asla...
-Bir kere bile mi?
-Tırtıllar asla asla asla kahverengi bot giymez!

80'lerde çocuk olan herkes bilir. 80'lerde çocuk olan herkes özler onları…

“Gün güneşli, insanlar neşeli
Sen de gel oyna, Susam Sokağında
Dostluk ve sevgi, sarıyor heryeri
Gel katıl bize, verelim elele
Sev dünyayı, açılır her kapı
İşte Susam Sokağı ”

Son günlerde, her yerde, geç kalmış bir kampanyanın reklâmlarını izliyoruz: Okul Öncesi Eğitim.

Nereden dönersek kârdır diyerek, hepimizin destek vermesi gereken bir konu bence. Uzmanlara göre 0-6 yaş, bir çocuğun en hızlı geliştiği dönemdir. Beyin yapısı ve fonksiyonlarının gelişiminin üçte ikilik bölümü 0-4 yaş arasında tamamlanmaktadır. Erken çocukluk dönemindeki deneyimler beynin çalışma biçimi için belirleyici bir faktör oluşturmaktadır. Sadece bu üç cümledeki bilgilere bakarak bile, ne kadar önem verilmesi gereken bir konu olduğunu anlayabiliriz. Uzaklardan bir yerden şu sesi duyar gibiyim;

Beyin: “6 yaşını geçeli yıllar oldu. Kafam almıyor kafam. Öyle uzaklara dalıp gidiyorum."
Kemik: "Böyle bir haber şimdi mi verilir doktor! Böyle haber şimdi mi verilir doktor! Böyle bir haber şimdi mi verilir doktor!” (bayılıyorum bu reklama)
( http://www.youtube.com/watch?v=f2aI7qylYEo )

Türkiye’nin sosyo ekonomik yapısını düşünürsek okul öncesi eğitimin ne kadar yaygınlaşabileceği hakkında şüphelerim var. Hâla kız çocuklarını okula göndermeleri için “Kardelen Projesi” düzenlenen bir ülkede okul öncesi eğitimin ne kadar gerekli olduğu kavranabilecek mi acaba? Kaç aile ekonomik olarak bunu sağlayabilecek? Tüm soruların sonucunda, tam anlamı ile olmasa bile, okul öncesi eğitim alma şansı olmayan çocuklara, bir şekilde ulaşabilme yolu olarak, çok basit bir şey aklıma geliyor. Bu kadar kötü bir tablo olmasına rağmen hemen hemen her evde bir televizyon mevcuttur. Okul öncesi eğitimi alamayan çocuklarımız için sabahları eğitim programları yayınlansa nasıl olur acaba? Sabah şekerlerinizi kaldırmanızı istemiyoruz, korkmayınız sayın izleyici (ayrıca hâla bıkmadan usunmadan bu tarz programları izliyorsanız sizin de okul öncesi eğitimini tekrar almanız gerektiğini düşünüyorum!).

Bir zamanlar bu işi TRT alnının akıyla yapmıştı, tekrar yapabilir. Özel kanallar rating kaygısıyla belki böyle bir şey yapmayabilir ama devlet televizyonunun görevidir bu! Yapmak zorundadır!

80’lerin sonu, 90’ların başında çocuk olan herkesin hayatında önemli bir yeri vardır “Susam Sokağı” nın. Hem eğlenceli hem de öğretici olan bildiğim tek programdır. İlk defa sayı saymayı orada öğrenmiştir çoğu kişi herhalde, ama 12’ye kadar;

Bir iki üç dört beş, altı yedi sekiz dokuz on, onbir oniki hi hi hi hi hii… (http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/18473/susam-sokagi-sayilar)

Matematik dedektifleri vardı bir de: Mathnet. İki kişilerdi, biri kadın diğeri erkek. Cinayet, kaçırılma vs. vs. sorunları matematik yardımıyla çözerlerdi. Onun başlangıç müziği de hâla kulaklarımda...

Edi, Büdü ve Kurabiye Canavarı en sevdiklerimdi.

Kurabiye canavarının garip bir ses çıkartarak yediği kurabiyelerinden geometrik şekilleri öğrenmiştik.

Edi’nin Büdü’ye çektirdiği tüm eziyetlerden bize bir ders çıkardı;

Edi: Büdü senin en sevdiğin sayı kaç?
Büdü: 6
Edi: Ama insanın en sevdiği sayı 6 olmaz ki…
Büdü: Neden olmazmış?
Edi: Bak bir başımız, bir burnumuz var. Her şey birle başlar. İki elimiz, iki gözümüz var. 6’nın hiçbir özelliği yok.
Büdü: Olsun yine de en sevdiğim sayı 6.
Edi: Ama Büdü bir yılda 4 mevsim, bir elimde 5 parmak. Bir haftada 7 gün var. 4 ayağı var iskemlenin. 6’nın hiçbir özelliği yok.
Büdü: Olsun ben yine de en çok 6’yı seviyorum. Sevdiğim sayı altı! Hiç biri altının yerini tutamaz!(http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/17427/susam-sokagi-edi-ile-budu-sevdigim-sayi-6)

Ne eğlenceliydi anlattığı ve öğretmeye çalıştığı her şey. Hayatım boyunca TRT de bu kadar heyecanlı ve eğlenerek izlediğim başka bir program olmadı ve olacağını da sanmıyorum. Televizyonun başına oturup, başlamasını beklerdim ve en zevklisi de tüm parçaları onunla beraber sesli söylemekti. Ne şarkılardı ama yoktur eşi benzeri onların. Aradan nerdeyse yirmi yıl geçmesine rağmen hala hatırlıyorum Susam Sokağı şarkılarını;

Arada kaldım, arada kaldım
Tam arada kaldım.
Tam arada…
Başıma gelen en acıklı durumdur bu.
Arada kaldım.
Bir yanımda bir canavar.
Hoh hoh ho
Öteki yanımda başkası
Hoh hoh ho.
Birisi bu yöne iter
Diğeri öbür yöne
Arada kaldııım…(http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/942/susam-sokagi-arada-kaldim)

Ama en sevdiğim şarkı;

Dağdan bir kız geliyor döne döne
Bir kız geliyor dağdan döne döne
Döne döne dağdan bir kız geliyor
Bir kız dağdan döne döne geliyor…

Ve sözleri üzerinde hep tartışılırdı; hayır öyle değil; dağdan gelecek bir kız döne döne... Uzar giderdi bu, herkes kendi anladığını söylerdi.

Şu an gösterseler, çocuklar izlemese bile ben hiç kaçırmadan tekrar izlerim, bence çocukken izleyenlerin tamamı tekrar izler. Gerçi şu an özel bir kanalda çok kısaltılmış olarak yayınlanmakta ama bunu herkesin izleyebileceği bir kanal yayınlamalıdır. Çocuğum olduğunda ilk arayıp bulacağım şey Susam Sokağı olacak. Gerçi Türkçe olarak bulmak çok zor, aradım ama başlangıç müziği dışında başka bulamadım. Siz de şu an dinlemek istiyorsanız youtube (şükür kavuşturana)’ daki linkinden dinleyebilirsiniz;

http://www.youtube.com/watch?v=CkGl9QXgIcU

Okul öncesi eğitim alamayan çocukların gelişimine, bu tür programlarla biraz da olsa yardım edilebilir. Çocukların; cadılı, sihirli, pokemonlu tamamen hayal dünyası üzerine kurulmuş çocuk dizilerinden daha çok öğretici programlara ihtiyacı var. Okul öncesi eğitimini alma imkânı olmayan çocukların evlerine bir şekilde ulaşmalıyız. Aradan geçen bunca yıla rağmen eğlendirerek öğrettikleri hala aklımda kalıyorsa, bu Susam Sokağı’ nın gerçekten başarılı bir program olduğunu gösterir. Niye şimdiki çocuklar da onunla büyümesin? Sonra çok geç olabilir.

“6 yaşını geçeli yıllar oldu.
Bu şimdi mi söylenir doktor!
Doktor bu şimdi mi söylenir!
Doktor bu şimdi mi söylenir!”

Bu kadar önemli bir konuda, ufacık bir katkıyla, belki de pek çok çocuğun ilk eğitimini almasına olanak sağlayacak olan basit görev, bence TRT’ ye düşüyor. Rating kaygısı taşımayan devletin kanalına, bu devletin çocuklarının sormak istediği bir şey var;

Kasvetli fırtınalı bir hava,
Şaşırdım yolumu karanlıkta,
Bana söyler misiniz?
Nasıl gidilir Susam Sokağına?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öncelikle çocuk ruhunuzu yazınıza kattığınız için teşekkürler:) Biz de susam sokağının sonuna kadar arkasındayız.. Bir amca vardı çocuklara birşeyler öğretirdi manavın biraz ilerisinde..:) Bir de sepetinden hiç çıkmayan bir karakter vardı ki sanırım manavdı, hep merak ederdim içeride ne var diye ve dolayısı ile düşünürken hayal gücüm artardı.. Arada farklı kombinasyonlar olurdu susam sokağında.. Çocuklar gelişmiş ülkelerde astrolojik etkileri dahi incelenerek uygun öğretmen ve sınıflara aktarılıyor. Umarım ve dilerim daha fazla içiboş program bağımlısı üretmeyiz.. sevgi ile:)

mrc 
 10.08.2007 1:10
Cevap :
Sepetteki Kırpık' tı da, sokağın sonundaki sanırım Tahsin Amcaydı. Tahsin Amca tamirciydi, her şeyi ama gerçekten her şeyi küçücük dükkanında tamir edebiliyordu :) Bir nevi McGuyver tarzıyla :) Bir de Nihat Amca ve Zehra Teyze vardı. Zehra Teyze manavdı. Ben de yeniden hatırladım. Güzel yorumunuz için teşekkürler. Saygılar...  10.08.2007 8:17
 

Götürdün Hezar...Evet çok güzel günlerdi.Yalnızca bu ve buna benzer programlardan dolayı değil, hala avlularında güneşlenilen avluların, hasta olan komşusuna şöyle bol limonlu, sıcacık çorbaların yapılarak ziyaret edildiği günlerdi. Hormonun bilinmediği, maske kullanımının henüz bu kadar rağbet görmediği bir dönemdi o dönemler. Çok özlüyorum. Susam sokağı ve Adile teyze masalları tadında yaşamanızı dilerim. Onları unutmamak ve unutturmamak benim de temennim. Eline sağlık.

Ayrıntıda gezinmek 
 03.04.2007 15:21
Cevap :
Belki de sadece bu program değildir özlediğimiz, belki de programın gösterildiği günlerdir derinlerde özlemini duyduğumuz eksiklik... Belki de... Sevgiler...  03.04.2007 21:30
 

Yazının başında arada kaldım diye şarkı söylemeye başlamıştım o ayrııı... Adam Olacak Çocuk Barış Manço'yla ki o bile yeni... Biz biraz daha eskiyiz Adile Teyze ve Uykudan Önce'yle büyüyen... Akla gelmeyen başkalarıda çıkar nasılsa Neriman Teyzenin hatırlatacağı... Ama kuzucuklara kimseyi üzmeden yatmaları gerektiğini bile ne güzel anlatıyorlardı... Teşekkürler hafıza tazelemen için... Sevgiyle...

Barış 
 27.03.2007 23:14
Cevap :
"Uykudan Önce" de ben yoktum ama :) "Adam Olacak Çocuk" da vardım. Onu da izlerdim, çok güzeldi. Pazar günleri, oyuncak sandığı olan programdı; bir de: 10 Puan, 10 Puan, 10 Puan.... :) :) Teşekkürler, Sevgiler...  28.03.2007 8:10
 

Bir okul öncesi öğretmeni olarak yazdıklarını derin bir merakla okudum...Keşke herkes bu bilince sahip olabilse,ve de imkanlara tabi...Okul öncesi eğitimin zorunlu hale getirilmesiyle ilgili çalışmalar başlamış ama 2013 yılına kadar sarkacakmış bu mevzu!!Yine de en azından girişildi diye sevinelim!Ne yazık ki bizim toplumumuzda okul öncesi eğitim çocuk bakıcılığı ile eş değerde yani çoğu anne baba bu yaşların öneminin,eğitiminin bilincinden uzak.Yalnızca onlar işteyken vb. çocukları ile ilgilenecek biri öğretmen.Dileyelim ki çocukların bu en önemli yaşları dolu dolu geçebilsin ve bizim en büyük şanslarımızdan biri olan Susam Sokağı benzeri kaliteli eğlenceli ve çocuklara onları sıkmadan ,yormadan nice şeyler katabilen güzel programlarla karşılaşabilsinler...Sevgiler!

Burcu İLERİ 
 26.03.2007 23:16
Cevap :
Okul öncesi eğitiminin ne olduğu ve ne kadar önemli olduğunun çok iyi bilinmediğini düşünüyorum. Binanın temeli gibi... Bu temelleri atarken sizlere başarılar diliyorum.  27.03.2007 13:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 73
Toplam yorum
: 219
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 5731
Kayıt tarihi
: 06.09.06
 
 

Yılın en uzun gecesinde doğmuşum. Bu yüzden midir bilinmez ruhlarımızın özgür kaldığı geceleri se..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster