Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Nisan '10

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
749
 

Titreyengöl'de 3 günlük mola

Titreyengöl'de 3 günlük mola
 

A.Nilgün Aktaş objektifinden, Apollon Tapınağı (25.04.2010)


Yoğun çalışma temposu, artan stres ve şehir hayatının monotonluğu, kısa tatilleri bile, ruhumuz için bir mola verme fırsatına çevirdi.

Gezgin ruhum bahar gelip havalar ısınmaya başladıkça yerinde duramaz oldu ve soluğu yurdumuzun nadide köşelerinden Antalya’da aldım.

Haftanın son gününe denk gelen 23 Nisan tatilini, hafta sonu tatili ile birleştirerek, son altı yıldır yaz tatillerim için tercih ettiğim Manavgat / Sorgun / Titreyengöl civarını, bu sefer bahar tatili için tercih ettim. İyi ki de öyle olmuş. Harika bir üç gün geçirdim.

Büyük şehirde henüz kendini yeni yeni hissettirmekte olan bahar, orada yerini çoktan yaza bırakmıştı. 30 dereceye yaklaşan hava sıcaklığı, meyve vermeye başlayan ağaçlar, ılımaya başlayan deniz suyu sıcaklığı, yazın müjdecisi oldu benim için.

Otele ayak bastığımızda inanılmaz yoğunluk dikkatimizi çekti. 1250 odalı otelin, full dolu olduğunu öğrendiğimizde şaşırdık kaldık. Ama sonra İzlanda’da ki yanardağ yüzünden olduğunu öğrenince, bu aramızda espri konusu oldu ve otelde aksayan en ufacık şeyde dahi, “yanardağdan ötürü” diyerek dakikalarca güldük. İşte tatilin insan ruhunu ne kadar hafiflettiğine dair küçük bir ayrıntı. Her konuda rahat olup, olabilecek herşeye gülüp, kendinizi mutlu edebiliyorsunuz.

İlk gün yol yorgunu olduğumuz için pek bir şey anlamadık, biraz dinlenme sonrasında otelin içindeki ormanda gezinti, deniz kıyısında yürüyüş, aralarda çay, kahve, tatlı molası, oteli keşif ve akşam yemeği.

Aynı gecenin akşamı, son derece başarılı canlı müzik performansı ile gönlümüzde taht kurmayı başaran, Kenal Doğulu’ya taş çıkartan yakışıklı vokali bir kez daha huzurlarınızda alkışlıyor ve tebrik ediyorum. Gerçekten çok başarılıydı, çok eğlendik. Hem Türkçe hem de İngilizce şarkıları aslından farksız hatta çok daha iyi yorumlayıp, hem yerli hem yabancı turistleri coşturmayı başardı.

İkinci gün, deniz - havuz keyfi yanı sıra, rejimi bozarak bol bol yemek yedik. Ertesi gün için otelin spa’sından randevu aldık. Akşam yemeğinden sonra, otelin animasyon ekibinin, şahane gösterisini izledik. Kendimizi adeta bir Broadway Müzikalinde hissettik. Nefesimizi tutarak izledik. Showun sonunda bu animasyon ekibinin bir sanat ve ışık yönetmeni ile çalıştığını ve animatörlerin de dans eğitimi aldıklarını öğrenmek benim için şaşırtıcı olmadı. Daha önce de bir kez konakladığım bu otel, her bir detayda yine adına layık olmayı başarıyordu.

Ertesi ve son gün önce bölgeye çok yakın olan Side’ye bir kez daha giderek, tarihi eserleri tekrar ziyaret ettik. Apollon Tapınağı ve çevresindeki tarihi eserlerde gezinti ve resim molasından sonra (yandaki Apollon Tapınağı görüntüsü kendi objektifimden) Side’ye her gittiğimizde konuk olduğumuz Kleopatra plajındaki eşsiz manzaralı kafemize uğramayı da ihmal etmedik. Kahvelerimizi içerken, huzuru an be an yaşayıp, içimize çekerek, daha sonra sıkıntılı dönemlerde hatırlamak üzere, tüm hücrelerimize nakşettik.

Otele döndüğümüzde spaya giderek, kese, köpük ve sonrasında uzak doğulu bayanların yaptığı şahane medikal masajdan sonra, öyle bir gevşeklik içine girdik ki, kendimizi zor toparlayarak odamıza çıkabildik.

Akşam yemeğinde alacarte restorandaki randevumuza gittiğimizde şahane Meksika yemekleri bizi bekliyordu. Tuz ve limon eşliğinde sunulan milli Meksika içkisi tekilayı içtikten sonra, yemeğe geçtik. Biraz acılı olmakla birlikte, tüm Meksika yemeklerini çok beğendik ve yine çok başarılı bulduk.

Ve son gün gitme vakti…

Her güzel şey gibi bunun da bir sonu vardı ve maalesef biz de o sonu yaşıyorduk. Birkaç ay sonra tekrar buluşmak üzere bu güzel otele ve bu muhteşem doğa parçasına veda ederek, Ankara’ya dönmek üzere yola çıktık.

Bütün bu anlattıklarımı mutluluk ve huzurda gelinen son nokta olarak özetlemek de mümkün tabii, ama ben derinden hissetmeniz için biraz ayrıntıya girmek istedim.

Bu mola bizim ruhumuza çok iyi geldi. Umarım hepimiz bir gün, imkanlarımız elverdiği sürece, bol molalı bir hayat içinde olmayı başarabiliriz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sen niye vize almadın bakiim memleketime geldin de benden. İnsan bi haber eder di mi? Memleketinize geliyoruz der. Mesaj, neyinle. Biz bostan korkuluğumuyuz burada. :)) Belki bi kahve içerdik bi yerde. Otelin adını tahmin ettim ama açıklamayayım şimdi burada. Reklam olmasın. :)) Dinlendiğinize sevindim.

Ayrıntıda gezinmek 
 28.04.2010 23:30
Cevap :
Harikaaa :) Ne kadar şanslısın sen, öyle bir yerde yaşamak, ormanla, kuşlarla, denizle nefes alıp vermek müthiş bir duygu olmalı... Bilseydim seni ve numaranı emin ol arardım, en azından aynı orman, aynı deniz ve aynı kuş cıvıltıları ile beraber nefes alıyoruz demek için :) Sevgiler  29.04.2010 8:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 563
Toplam yorum
: 1939
Toplam mesaj
: 119
Ort. okunma sayısı
: 8516
Kayıt tarihi
: 30.03.10
 
 

Kişisel gelişim uzmanıyım. Yaşam Koçu, İlişki Koçu, NLP Uzmanı ve Eğitmeni, Kuantum Yaşam Koç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster