Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ocak '12

 
Kategori
Tiyatro
Okunma Sayısı
5064
 

Tiyatroda moda: Erotik sahneler!

Tiyatroda moda: Erotik sahneler!
 

Milliyet 'ten...


Tiyatro, insanda estetik duygular uyandıran, toplumun eğitilmesine yardımcı olan, insanlar arasında iletişimin, yardımlaşma duygusunun gelişimine katkısı olan  önemli  bir sanat dalıydı...

Şimdilerde tiyatroya bir şeyler oluyor...


Çıplaklık, pornoya yakın sahneler, sevişmeler, kadının en mahrem yerlerininin utanmadan, sıkılmadan canlı canlı teşhiri yapılıyor tiyatroda...

Bu tür rolleri oynadıktan sonra çabucak meşhur olup, önce mankenlikle, sonra dizi ve reklam oyunculuğuyla zengin olan kadınlar...

Cinsel obje olarak öne çıkan genç kızlar, erkekler...

TV dizilerinde başlayan bu yozluk, tiyatro sahnelerinde kendini iyice göstermeye başladı...

Gişe önünde kuyruklar...Kapalı gişe oynayan erotik oyunlar...

Daha çok striptiz, çıplaklık izlemek için gelen ve cinsel açlık çeken bir nesil...

Peki bu erotizmi sergileyen oyunlarda ne buluyor insan ?..

Sanat var mı?...

Kimilerine göre var !..

Çıplak bedenin ustaca teşhir edilmesi, sevişme tekniklerinin cahil kitlelere öğretilmesi; kadına şiddetin bir başka boyutunun çıplak sahnelenle irdelenmesi..vs..vs...

Fasso...fisso...

Toplumumuzun cinsel eğitimden uzak yaşaması; bu yönde bastırılan duygular... Mahalle baskısı vs...derken, bu tür sanat şaheselerine (?) müthiş derecede ilgili olan büyük kalabalıklar sıraya giriyor...Sanatsever(Çıplak sever ) kalabalıklar...

Nerde çıplak bir resim; balıklama oraya atlıyoruz...

Avrasyada, iki arada,bir derede kalmış; arabesk toplumumuzun hali ,ahvali...

Bunu çok iyi bilen ve ülkelerinde 'üçkuruşa talip ederken,  ' Para babası Cennet  Türkiye'ye' iltica için çırpınan ecnebi kadınlar...

Bu kadınlardan ''Dikiş tutturanlar '' patroniçe bile oluyorlar... Diğerleri de yakalandıklarında ''sınırdışı ''.. .İki gün sonra ''sınır içi !..'' oluyorlar...

.......

Erotik sahneler çıkarılsa, bu düşünceler daha farklı ve edepli verilse sanırım oyunu 5 kişi izlemez...

Oyuncuların kimliklerini, oyunun adını; nerede sahnelendiğini yazmayacağım...

Eleştirdiğimiz bir eylemin reklamını yapmamak adına, fazla ayrıntıya girmeyeceğim.

Basından aldığım resmi de anafikrime destek olsun diyerek koyuyorum...

'' Ünlü İngiliz yazar Ben Elton’ın kaleme aldığı, bir oyun, tiyatro severlerle buluştu.

Bu oyun, hayata tutunamayan yozlaşmış iki insanın hayattan aldığı intikamı, toplumsal şiddet ve medya kültürü üzerinden anlatılıyor.

Oyunda en çok ses getirecek sahneler ise  sevişme sahneleri  oldu. İlk kez tiyatro deneyimi yaşayan bayan oyuncu (?) cesur sahnelerle izleyenlerin adeta nefeslerini kesiyor.

Nur yüzlü güzel bayan oyuncunun kariyerinde daha önce Kanal 7 'de,''Deniz Feneri '' proğram sunuculuğu da var...

Kadının, cesur sahnelerde külotlu çorabını çıkartıp, önünde striptiz yaptığı adam ile sevişmesi oyunun can alıcı sahneleri arasında yer almış...

Kadın oyundaki cesaret isteyen sahnelerle ilgili olarak: “Provalar sırasında adam  ile en az 30 kez öpüştük. Yaklaşık 4-5 aydır bu oyun üzerinde çalışıyoruz. Çok rahatsız olduğum ve zorladığım zamanlar oldu ama böyle bir rolde oynadığım için kendimi şanslı görüyorum...

Bu zamana kadar hep ilişkilerimle(?) gündeme geldim.

Bundan sonra oyunculuğumla(?)  gündemde kalmak istiyorum”
demiş!''

( HABER&RESİM : MİLLİYET ))
. . . . . . . .

Beynimde uçuşan sözcükler...

Oyuncululuk ?..
Gişe...
Çok para...
Şöhret !..
Seksi sahneler...
Çıplaklık...
Striptiz...
...
Cinsel açlık...

Nerede mahremiyet ?..

Ben mi gericiyim ?..

Bunlar mı çok abes?..

Abartma canım,git keyfini çıkart !..

Sen mi kutaracaksın vatanı ?..Pöh !..

......

Ölen bir sanat...
Yok olan kültürel kimlik...
Geleceğe kültürel  yatırım (?)
Böylece hiçbir şey veremediğimiz yeni biir neslin basına akseden çılgınlıkları...
Rezillikleri...
Suçlu ayağa kalk !..

Tısssss... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir zamanlar yeşilçamı mahveden porno salgını şimdi tiyatroyu esir aldı anlaşılan...Yeşilçam ondan sonra çöktü ve o filmlerde oynayanlar ( Ünsal Emre gibi) sefalet içinde öldüler.Sanata evet ama pornoya hayır.Saygılar...

mustafa semih arıcı 
 30.01.2012 8:22
Cevap :
Özel tiyatroların bazılarında bu tip yaklaşımlar var...tabi kısa sürede güzel para kazanıyorlar.Gerçek emekçi tiyatrocu da küçük devlet maaşıyla şerefiyle sürünüp gidiyor...Tatlı tatlı yemenin acı acı öksürmesi olur...sanat,takıyye götürmez...Teşekkürler Semih Bey,selamlar...  30.01.2012 14:13
 

Hocam , yazınızı başta düşünceli sonrada tebessümle okudum. Hocam yazdıklarınıza aynen katılııyorum. Fakat şuna dikkat edelim. Tv lerde birçok dizi var hangisi adam gibi haah işte budur dizi diyeceğimiz dizi. Yok hocam yok adam gibi adam kıtlığına kıran girmiş durumda yayıncılar cinseliğii , küfürü sanat sanıyorlar.

hssensoz 
 28.01.2012 21:18
Cevap :
Selçuk Bey,bendeniz ,yıllardır biraz tiyatro oyunu yazar yönetirim...Tiyatro benim için bir tutkudur...Ankaralı olmamdan dolayı da tiyatroyu çocukluğumda ve yaşamımın her döneminde doyarak yaşadım.Devlet tiyatro ve bale sahnelerinde her yıl harika oyunlar sahnelenir...Cinsellik,insan ilşikileri,sosyal yaşam,kültürel kimlik eğitimi vbbinlerce eğitim verilir...Ancak sapıklık,çıplaklık,erotik aşırmalar yoktur...TV dizilerini izlemiyorum;ancak ne düzeyde olduklarını biliyorum.Bunlar eğitimsiz halk katmanlarımızın duygularını sömürerek köşe oluyorlar...Snat eseri değil;reklam izliyorsunuz...Özel tiyatrolarda devlet desteği olmayınca para kazanmanın bir yolu olarak böyle çıplak yıldızların şhowlarını döktürüveriyorlar :)) Eh,ne kadar ekmek ;o kadar köfte...Toplum fukaralaştıkça,evine kapanıyor..Evine kapandıkça da Devletin kültür ve eğitim opolitikasının olmayışını fırsat bilen egemenler duyguları sömürüyorlar...Okumuş paralı cinsel açlarımız için de böyle lüks (?) oyunlar sunuılur.Saygıyla  30.01.2012 14:36
 

Sayın Morgül 'e...Stokholm Sendromu,İsveçte yaşanmış bir olaydan kaynaklanır.Kendisine kötülük edenlere aşık olma hastalığıdır...Batılı hayranlığımızın altında bu da yatar.Sanatın evrenselliğine katılıyorum.Dünyaya dar pencereden bakmayın..Biraz çağdaş düşünelim..Tarihi iyi yorumlayalım .Otuz Yıl Savaşı, 1618 ile 1648 yılları arasında yapılan ve Avrupa devletlerinin çoğunun katıldığı savaşlar dizisidir. Temelinde, bir Protestan-Katolik mücadelesi olsa da, savaşan devletlerin çoğu dinsel değil siyasi amaçlar için savaşmıştır. Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'na bağlı prensliklerin farklı taraflarda savaşması sebebiyle bir iç savaş niteliği de taşır.Yani demem o dur ki Sayın Morgül,savaşlar sanat ,kültür ayrılığından çıkmaz..Şapla şeker karışmamalı :) Her millet kendi kültürüyle yaşar...Yaşayabilirse,barışı da kucaklar...İsveç ahlakıyla Türk ahlakıfarklılıklar gösterirdiği gibi tüm dünyanın ortak sanat değerleri ayrı konudur...saygılar.

Mesut Selek 
 28.01.2012 20:45
 

Merve Hanım'a saygılarımla...Her toplum, kendi kültürel değerleriyle ayakta durur.Japonların, geleneklerine bağlılıkta hiç taviz vermedikleri halde dünyanın ekonomik gücünü elinde bulunduranve kişi başına düşen gelirin en üst seviyede olan bir ülke olmasını kimse engelleyemedi.Sanat (?) adına,ahlaki çöküş yaşayan bir toplum haline geldik.Gençlerin bu tür oyunları izledikten sonra olumlu etkileşmelrine tanık olmadım. Resmen duygu sömürüsü yapılarak paralar kazanılıyor... Sanat çalışmalarına ömrünü adamış bir üniversite hocası olarak,oyunculuk bölümlerine girmek isteyen aday öğrencilere yaptığım anket sonucunda büyük çoğunluğun amacının meşhur olmak ve servete kavuşmak olduğu yönündedir.Elbetteki sanatta kısıtlama ve baskı olmamalıdır.Fakat,bir toplum yanlış yönlendiriliyorsa,bunun da bir yaptırımı olmalıdır.Son pişmanlıklar fayda getirmeyecektir.''Atları Da Vururlar ''oyunu bir zamanlar ABD'deki gençliğin zavallı halini çok iyi anlatır...Saygılar...

Mesut Selek 
 27.01.2012 16:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 1638
Toplam yorum
: 8745
Toplam mesaj
: 550
Ort. okunma sayısı
: 958
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster