Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Haziran '20

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
402
 

Tohumdan fidana...

TOHUMDAN FİDANA….

Bu evrensel değişimden dolayı bir şeyler yapmamız gerekiyordu ve ben toprakla bütünleşmeyi seçtim. Sürekli kamu spotu gibi duyduğum toprakla içli dışlı olmak, yüzünü doğaya dönmek, temiz hava bol gıda, toprak stresi alır, toprak elektriğini alır, toprağa sen bir koy o sana bin verir, ne kolay söylemiş sözler.

Kim dedi bunları bir karşılaşsam onunla…

Evimden yaklaşık 40 km uzaklıkta bulunan arsamızı ekip biçelim dedik. Büyük bir hevesle, toprağı havalandırdık...ekeceğimiz yerleri belirledik… Damlama yapılacak yerler hazırladık. Tohumlar fidanlar alındı ve ekmeye başladık… ben bir hevesle tohumları ve fidanları toprağa gömüyorum sanki kırk yıldır çiftçi kızıyım, bir halimi görseniz yerlerde sürünüyorum ne el de hayır kalıyor ne de üstüm ne de başımda…Annesinin sokağa her zaman çıkmasına izin verilmeyen çocuk, çıkınca kendini oradan oraya atar ya tam da o çocuk misaliyim.

Domates fidanını ektim suladım gübreledim gelip gidip ilgileniyorum. İlgi az ya da fazla geldi galiba fidanlarım “güccük emrah” gibi boynu bükükleri oynuyorlar…artık fidanlarla konuşur oldum yemedim yedirdim sizin için saçımı süpürge ettim ne dediyseniz ne istediyseniz yaptım, siz istemeden suyunuzu gübrenizi verdim daha ne istiyorsunuz… Ne bu haliniz…Lütfen kendinize geliniz, oynatmaya çeyrek kala bendeki durum.

Her baba yiğidin harcı değilmiş toprakla uğraşmak bunu çok iyi anladım daha doğrusu toprak ana kafama vura vura anlattı. Tohumu fidanı ekmekle sulamakla iş bitmiyormuş. Ekim zamanını iyi bilmek gerekiyormuş yoksa havaların gazabına benim gibi uğrarsınız. Ha bide otlar var fidanların sağında solunda siyah takım elbiseli ve gözlüklü kaslı özel korumalar gibi onlarla baş etmek zorunda kalıyorsunuz.  Otları yol yol bitmiyor, otlar sanki benimle dalga geçiyor, topladım temizlendi diyorsun üç gün sonra tekrar merhaba diyorlar. Marketten almak ne kolay, poşetini aç içine doldur eve götür…

Gerçekten ben bir karış yeri yaparken zorlanıyorum, kocaman tarlayı ekip biçtiğimi bile hayal edemiyorum. Ama gerçekten çok zor olmasına zorda, yetiştirdiğin ürünü eline aldığında kendinizi genetik mühendisi ya da ziraat mühendisi gibi, olmayan ya da nesli tükenmiş bir bitki yaratmış edası yaşıyorsunuz inanın bana. Zamanla tohumlarla ve fidanlarla aynı dili konuşacağımızı ve birbirimizi anlayacağımızı sanıyorum. Emeklerimizin boşa gitmeyeceğini umarak, domateslerimle buluşmayı dört gözle bekliyorum.

İnşallah “ellerim böyle boş, boş mu kalacaktı… “şarkısını söylemem. HADİ HAYIRLISI.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ayfer Hanım, daha işin başındasınız, nerede ne hata yapıldı (mı) bilemem ama zamanla işin püf noktalarını öğreneceksiniz. Ben de balkonda saksıda domates yetiştiriyorum ve başlangıçta benim de bazı sıkıntılarım oldu. Toprağın yapısı çok önemli. Mümkünse bir ziraatçıdan destek alın. Ama şunu belirteyim ki çok iyi bir şey yapmışsınız. Kolay gelsin. Mutlu günleriniz olsun.

Dr Atanur Yıldız 
 28.06.2020 9:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 286
Kayıt tarihi
: 10.05.20
 
 

Atatürk Üniversitesi Sosyal Hizmet Önlisans, İstanbul Aydın Üniversitesi Sosyoloji lisans mezunuy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster