Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Temmuz '08

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
2463
 

Tokat Ballıca Mağaraları

Tokat Ballıca Mağaraları
 

Ben aşkı bende bilirdim
Sevgi karşısında

Eriyen yüreği sende bilirdim

Su Ferhat olup dağ delmiş

Taş şirin olmuş

Sevgiye yol vermiş

Doğa başlı başına bir sanat eseridir aslında iyi bakıldığında. Her şey yerli yerinde yaratılmış. Sanatçı her şeyi bir sebebe dayandırarak karşımıza eşsiz eserler sunmuş. İnsanın bu eserler karşısında sanatkara hayran olmaması içten bile değil.

Bu eserlerin en güzellerinden biriside BALLICA MAĞARASI. Suyun taşa hükmetmesi ile oluşmuş doğal bir sanat harikası. Peri bacalarını oluşturan rüzgarlar yok bu sanat eserinin oluşumunda. Sadece yer altı sularının kayalarla iki milyon yılda yapmış olduğu dansın bir sonucu oluşmuş bu eser. Her saniyesinde bir başka ritim bir başka ahenkle yapılan bu dansın sonucunda her kaya parçası bir sanat eserine dönüşmüş

Tokat ilinin Pazar ilçesine 18 km uzaklıkta dağların içinde bir mağaradan bahsediyorum. Sanat karı su, malzemesi kaya, eserlerin sergilendiği yer bir mağara. Su yapmış olduğu eserleri yerin altındaki bir mağara galerisinde sergiliyor bütün güzelliği ile.

Yılarca bu mağarayı dağların hükümdarı olan eşkıyalar kullanmışlar. Kanunların yetişmediği bu yerlerde saklanmışlar, daha sonra define arayanlar keşfetmişler bu mağarayı eşkıyalardan kalma ihtimali olan altınları, paraları kısaca ganimetleri aramışlar bir zaman. En son yetkililerimiz keşfetmiş bu mağarayı. Şu anda üçte bir bölümünü turizme açmışlar. Üçte ikisi turizme açılmayı bekliyor. Her gün yüzlerce yerli ve yabancı turist ziyaret ediyor burayı.

Gelelim mağaramıza dağları araçlarla tırmandıktan sonra, aracınızdan indiğinizde biraz tepeye tırmanıyorsunuz. Sizi karşılayan ilk şey tepenin yamacına kurulmuş küçük bir lokanta tarzı bir yer. Burada bir Tokat’ın meşhur çökelekli gözlemesini ve yayık ayranını içtikten sonra, rehber eşliğinde mağarayı gezmeye başlıyorsunuz. Mağaranın şu anda 650 metrelik bir kısmı gezilebiliyor. Bu mağaranın üçte birini oluşturuyor diğer bölümlerde su halen çalışmalarını sürdürdüğü için oraya girilemiyor. Yerin altına 90 m civarında iniyorsunuz. Hemen girişte eşkıyaların kaldığı yer ve onların su havuzları ile karşılaşıyorsunuz. Ve arkasında suyun iki milyon yılda oluşturduğu sanat eserlerini gezmeye başlıyorsunuz.

Şelale görünümlü kayalar, metrelerce uzunlukta dikit ve sarkıtlar. Belki bir Süleymaniye belki bir Selimiye’nin fil ayaklarını andıran sütunlar. Mimar Sinan’ın sütunları bunların yanında çok basit kalmakta. Duvarlarda bazen bir kuş bazen bir deve bazen bir kaplumbağaya benzete bileceğiniz oluşumlar. Siz bakıyor ve hayal ediyorsunuz, o güzlerinizde canlılık kazanıyor. Bazen uçup gidiyorsunuz bazen bir çöl yolculuğuna çıkıyorsunuz deven, in hörgücünde.

Bilenler bilir suyla yapılan bir sanat eserimiz vardır ebru. Mağaranın duvarlarına sanki su ebru sanatçılarına meydan okurcasına ebru desenleri oluşturmuş.

Anlatmak, o anı yaşamanın yanında anlamsız kalıyor. Her indiğiniz metrede bir başka sanat eseri çıkıyor karşımıza.

Mağaranın birde gece yolculuklarına çıkan misafirleri var, yarasalar. Yarasaların yer yüzünde bin iki yüz çeşidinden biriside burada yaşıyor. Şu anda beş bölümden oluşan mağaranın her bölümünde daha önceleri yaşayan yarasalar şimdi sadece bir bölümüne çekilmişler. Gündüzleri o bölümde yaşayan yarasalar geceleri mağaradan çıkarak avlanıp gün ağarmadan tekrar yerlerine dönüyorlar. Yarasaların bilinmesi gereken iki yönleri var birisi onlar görmeden ses dalgaları ile hareket ediyorlar ikinci bilinmesi gereken bütün yarasalar kuduz mikrobu taşıyorlar. Ama insanlara yaklaşmıyorlar. Mağarayı gezerken yarasalar hakkında da bir bilgi edinmiş oluyorsunuz ve onları doğal yaşamları içerisinde görme imkanına sahip oluyorsunuz.

Mağaranın doğal güzellikleri yanında, yarasaların yaşamlarından farklı olarak birde sağlık açısında yararlanmanız mümkün mağaradan. Mağara nefes darlığı çeken astım bronşit hastalıkları gibi hastalıklara da iyi geliyor.

Hem suyun sanatı eserleri sergisini geziyor hem de tedavi oluyorsunuz. Aslında yetkililer burada nefes darlığı hastaları için bir bekleme salonu oluştursalar hem hastalıklar hem de turist sayısı açısında büyük bir kazanç olur.

Unutulmaması gereken bir başka şeyde dışarıda sıcaktan terleyenler, yada kışın soğuktan donanlar içinde mağara çok iyi. Çünkü mağara ne sıcak ne çok soğuk bütün serinliği ile sizi içine çekiyor.

İnsanların mağaraya girerken ve birde içerde tepesinde tonlarca ağırlıktaki kayaları görenlerin aklına ilk gelen şeylerden biride ya deprem olursa ne olacak. Yetkililer burada devreye giriyor ve depremde en güvenilir yerlerin mağaralar olduğunu bizlere hatırlatıyor.

Suyun taşa hükmünü ve oluşturduğu ve oluşturmaya devam ettiği eserleri görmek, bir yarasa kolonisinin evine misafir olmak, rahat bir nefes almak için yolunuzu Ballıca mağaralarına düşürmenizi öneririm. Mağara gezisinin altına yada üzerine çökelekli bir gözlemenin yayık ayranı ile iyi gittiğini hatırlatmama gerek kalmadı her halde.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 65
Toplam yorum
: 68
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 3274
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

Çeşitli dergi ve gazetelerde, gezi, deneme, öykü, şiir yazan bir yazar. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster