Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Şubat '17

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
287
 

Tokatlı

Tokatlı
 

Şşşt! Boş beşik sallanmaz...


Yedi ya da sekiz yaşlarında çelimsiz bir ilkokul öğrencisiydim.Okula gitmek için hazırlanıyordum Kahvaltı masasında oturuyordum. .Annem bana her zamanki gibi güzel bir kahvaltı sofrası hazırladı. Peynir,zeytin,domates vardı masada. Bunun yanında sıcacık mis gibi çay...Hatırlarımki annem zeytin yedim diye beni alkışladı.

İç geçirdim anneme sordum:

-Keşke bir kardeşim olsaydı!Fena olmazdı.Bu kadar sıkılmazdım.Kıskanmazdım onu...

Zavallı annemin gözleri doldu. Bana baktı.

Annem;

-Vardı bir kardeşin senin. İkizdiniz.Çift yumurta ikizi...

Şaşırdım,beynimden aşağı kaynar sular döküldü.O şaşkınlıkla anneme baktım inanmamış gibi...Kadıncağız beni avutur gibi sözlerine devam etti :

Annem:

-O oğlandı. Esmerdi.Sende sarışın bir kızdın.Boyunuz da iyiydi.1800 gram biriniz 1900 gram biriniz doğdunuz.Iki de burunlarınızdan birer kere öptüm.Öpüş o öpüş...

Ben çok üzüldüm.Duyduğuma inanamıyordum.Annem kilolarımızı bile unutmamış. Benimkisi de soru bir anne hiç yavrusunu unutur mu?

Kardeşimin nasıl öldüğünü merak ettim. Bir boşlukta gibiydim ne olduğumu ne diyeceğimi bilemedim. Titrek bir sesle mırıldandım.

Ben

-Nasıl oldu nu anne ?

Annemin acılarını kanatmak istemedim . Ama anneler bilirsiniz gözümüzden anlar.O da anladı beni.

Annem :

-Şubattı soğuktu kar kış kıyamet babanın da işi yoktu. Ne zaman siz doğdunuz o işe girdi. ne demiş mevlam herkes nasibiyle dünyaya gelir. yedi aylık doğdunuz. kupkuru elime verdiler sizi. ambulansla Ankaraya gönderdiler. Ciğerleri dağılıvermiş oğlanın. şükürler olsun ki senin yiyecek lokman varmış...

Her ne kadar bir oğlan çocuğunun yerini tutamasam da şükürler olsun..

Hala anlamakta güçlük çekiyordum .ölümü kabullenmek ne kadar zordu.

Ben:

Nerde peki mezarı kardeşimin?

Annem :

-Burada belediye mezarlığında. Yeri bile belli değil.deden tahta bir başlık çakmış başına o kadar. Sonra mezar yaptırdık ona. Sen üzülme diye demedik sana ama artık büyüdün!

Bu kadardı insan ömrü. İsimsiz bir mezar taşına sığacak kadar. Iki üç zeytin bir kaç lokma ekmek yedikten sonra çay içtim. Annem dikkatimi toplamak istercesine seslendi:

Annem

-Hadi okula !

Evden çıktık.  Ayakkabılarımı giydim. Annem benim çantamı aldı. Okula gidiyorduk. Bizim mahallenin şubatın ayazında buz tutan ,temmuzun sıcağında bayıltan yokuşuna geldik.

Annemin gözleri parladı.

Annem :

-Bir kardeşin olsun istemez misin ?

Sevindim. Kim istemez ki?iyi günde kötü günde oyuncaklarını paylaşabileceğin bir ses evimize bir nefes...

Ben;

-Kıskanmam anne yeter ki olsun !

Annem sevindi. Küçük ellerimi karnına getirdi. Burada işte kardeşin seni duyuyor dedi.

Çok mutlu oldum. Söz verdim doğana kadar her gün dua edecektim . Annemin karnı günden güne büyüyordu.

Aradan beş ay geçti. Bir oğlan kardeşin olacağını öğrendim.Mutlu oldum. Önemli olan sağlıklı olmasıydı benim için...Arada dokunuyor teknelerini duyuyordum.

Kardeşim için dua ediyordum. Dokuz ayın sonuna geldik.Annemin büyüyen karnında minicik bir canlı vardı artık. Evin en güzel köşesine onun beşiğini koyduk. Arada yanlışlıkla sallanıyordu.Annem ise bana kızıyordu.

Annem:

-Şşş! Boş beşik sallamak uğursuzluk getirir sallama bakayım! diyordu. 

Yine o gün ben okula gitmek için hazırlanıyordum.Annem minik ellerimden tutup okula getirdi beni.

Her zaman almaya gelen annem o gün  okul çıkışına gelmedi. Telaşlandım. Bizim mahallenin önüne geldim. Hızla önümden sarı bir taksi geçti. Baktım bizim Tokatlıydı.

 Dayımın Sarı civcivim diye sevdiği arabası. Onu iki bine Tokat'tan almıştı. Kim hastalansa, kimin düğünü cenazesi olsa onunla gidilirdi. yaşı desen Benim yaşımın kaç katıydı hesap bile edilmezdi. Sırdaş arkadaştı Tokatlı...

İçinde kim var diye pek göremedim.telaşla eve koşarak gittim. kapıyı babaannem açtı.

Babaannem:''Annenler hastaneye gitti!'' dediğinde bir şeylerin olduğunu anladım. Aradan iki gün geçti. Annemleri doktor Ankara'ya göndermiş. Kardeşim annemin karnında vefat etmişti. İki gün sonra annem ve babam geldi. Babaannemden çıkıp bizim eve gittim. Babamın yüzü solgundu. Gözleri nemli nemli bana baktı:

Babam beni bir kenara çekti. Beşiğin yanına geldik. İçi boştu. Elim takıldı sallandı. O anda annemin sözü aklıma geldi. Kendi kendime söylendim.

Ben:

-Boş beşik sallanmaz uğursuzluktur! Gözlerim doldu. Babam üzüldüğümü anladı.

Babam:

-Annene bir soru sorma olur mu güzel kızım ?

Ne sorabilirdim. Kardeşimin nasıl öldüğünü mü ? O gün bir tek gözyaşı bile dökülmedi yanağıma. Allah güç verdi sabır bana! Sadece üzüldüm. Çünkü ; ilk kaybetme hikayem değildi bu nasılsa...

Üzüldüm hem de çok ağladım. Bu yüzden Tokatlının yeri bende ayrıdır. çünkü bana hayatın attığı ikinci tokattır.

-SON-

Gülcan KORKMAZ-KARABÜK

 

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 74
Kayıt tarihi
: 09.02.16
 
 

Lise yıllarımda yazdıklarımı paylaşmaya başladım. Önce çok sevdiğim arkadaşlarımla, sonra ailemle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster