Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Haziran '12

 
Kategori
Kentleşme
Okunma Sayısı
167
 

TOKİ’den şehir kimliklerini kurtarmak gerek

TOKİ’den şehir kimliklerini kurtarmak gerek
 

TOKİ’nin Bahçecik’te “kentsel dönüşüm”  adıyla yaptığı bölgesel düzenlemesini ve binalarını gezdim.

Gençliğinin bir bölümünü Bahçecik’te bu yeni binaların inşa edildiği alanlarda ve yıkılan mekânlarda geçiren biri olarak, ciddi bir hayal kırıklığı yaşadım.

Kentsel planlama ve mimari disiplin yönünden bir değerlendirme yapmak istemiyorum.

Konunun uzmanları, ilgili meslek odaları, sözleri fazla dikkate alınmasa da bunu zaten yapıyor.

Benim yadırgadığım ya da üzüldüğüm konu “yeni”yi, “modern”i inşa ederken kentin, bölgenin tarihsel, folklorik izlerinden eser kalmamasıyla ilgili.

Bahçecik’teki bu düzenlemeyi dolaşırken, tamamen “yeni ve yabancı” bir bölgede bulunduğum hissini yaşadım.

Burada eski varlığı anımsatan yollardan, ağaçlardan, kayalardan, gözelerden, kuytulardan, mağaralardan, fındıklıklardan eser kalmamış.

Sanki bölge, bütün izleriyle tarihten kazınmış.

Aynı duyguyu Zağnos Kentsel Dönüşüm Projesi’nde de yaşamıştım.

Binlerce insanın yaşadığı iyi ya da kötü ama mutlaka bir kimliğe sahip mekânlar inşaat teknolojisinin canavarları sayılan iş makineleriyle toz bulutlarına dönüşmüş, yerine konulan ise “özgün”, geçmişten çağrışım hissettirmeyen, peyzaj mimarisinin sıradan bir çevre düzenlemesi olmuştu.

Bu durumun sadece Trabzon’la sınırlı kalmadığını, koskoca Türkiye’nin aynı yazgıyı paylaştığını örnekler arttıkça daha iyi kavrıyoruz.

Zaten onyıllar boyu plansız, kötü yapılaşma ve rant hevesiyle çirkinleşmede birbirine benzer duruma getirilen kentlerimiz, şimdi de “yeni” yapıyoruz diye bir başka yabancılaşmanın ortak yazgısına sürükleniyor.

Düzenleme yapılan alanlarda geçmişe dair en küçük izlere bile tahammül edilemiyor.

Uzun yıllar soluduğumuz mahalle kültürü; çocuklarımızın oynadığı ağaçlı bahçeler, göze suları, üzerine tünediğimiz kayalar, tırmandığımız patikalar sanki varlığı geleceğe bırakılmayacak kadar “çirkin ve ilkel” ya da üretilen ekonomik değere zarar verir anlayışıyla yok ediliyor.

Şimdiden çocuklarımıza doğduğumuz, büyüdüğümüz yerleri mekanları bir “nostalji” duygusuyla anlatmak zorunda kalıyoruz.

Çok geçmeden herkesin itiraz seslerini yükseltmesi gerekiyor.

İnsanlarımız hangi siyasi ve ideolojik kimlikte olursa olsun, yaşam alanlarındaki anılarının tamamen silinmesine karşı bir duruş ortaya koymalıdırlar.

Çünkü kentsel dönüşümlerle ortaya çıkan yabancılaşmayı, akıl tutulmasını başka türlü önleyemeyiz.

TOKİ’nin şunun şurasında 15-20 yıllık bir kuruluş olarak, binlerce yıldır savaşlardan, afetlerden kurtulup bugüne gelen şehirlerimizi kendi tarihine formatlayarak, geçmiş ve tarih bağlamından uzaklaştırmasına, koparmasına izin vermemeliyiz.

Sözde dini ve yerel değerlere dayandığını iddia eden AKP hükümetinin, diğer sağcı hükümetler gibi her şeyi sadece ekonomik büyüklükle açıklayan, bu arada insanı yaşamda farklı ve özgün kılan manevi değerlerini, kültürlerini yozlaştıran “kentleşme” ve “dönüşüm” ihtirasına ciddi şekilde başkaldırmak artık siyasi bir ihtiyaç halini almıştır.

Trabzon gibi tarihsel derinliği ve büyüklüğü tartışma kabul etmeyen bir şehirde, bugüne kadar ki “kentsel dönüşüm”ler ciddi bir facia alarak kabul edilmeli, ihtiyaç duyulan yeni alanlarda başta meslek odaları ve yerel kültür birimleri, örgütleri hatta muhtarlıklar dâhil yerel güçler projelere müdahil olmalıdırlar.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 152
Toplam yorum
: 83
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 677
Kayıt tarihi
: 17.07.08
 
 

Trabzonluyum ve bu kentte yaşıyorum. Kamuda inşaat mühendisi olarak çalışıyorum. Resmi görevimin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster