Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mayıs '07

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
2869
 

Tolerans mı hoşgörü mü?

Tolerans mı hoşgörü mü?
 

Tolerans ve hoşgörü arasındaki fark nedir sizce?

Katlanamayacağımız durumlar dahi yaşasak kimi zaman değer verdiğimiz insanlara karşı alacağımız pozisyonu hoşgörülü olmak yolunda tercih ederiz. Yaptıklarının yanlış olduğunun bizim doğrularımızla örtüşmediğini en uygun dille ifade etmeye gayret ederiz. Lakin tolerans daha az duygusal bir eylemdir. Hoşgörüdeki gibi geniş bir değerlendirme alanına yayılamaz. Onun belli bir skalası vardır, artı eksi beş gibi tolerans aralığı.

Şahsen işte iken vermiş olduğum ürün tedarik zamanı ile ilgili temin sürelerinde bu artı eksi tolerans payını katarak ifadelerde bulunurum. Ama hiçbir müşteri bu zamanın artı yönde olmasını istemez. Negatif yönde ifadesi daha tercih edilendir. Talep edilen ürünlerin dört haftada teslim edileceğini ifade ettiğimde eksi yönde tolerans değerinin işleme girerek üç buçuk haftada gelmesidir esas istenen. Haliyle hoşgörü ile “tamam bu verdiğiniz uzun süreyi bekleyeceğim” diyenler çok nadirdir. Bu müşterinin uygulayabileceği beklide hoşgörüden ziyade artı yönde bir toleranstır.

Biz genelde hoş görüyü ikili özel iletişimlerimizde uygularız diye düşünüyorum. Ya da ailemize karşı uygularız. Ailemizden talep ederiz, sevdiklerimizin bizi anlamasını ve daima aynı noktada buluşamayacağımızı ama yinede aradaki bağın kuvvetine sığınarak genel geçer olmayan konularda onaylanmayı bekleriz. Hoşgörü, kabul edilemese de onay almaktır beklide. Her bireyin yaşam içinde olaylara karşı dayanabilme sınırı varır. Bunu doyma noktası olarak isimlendirirsek, doyma noktasını aşan durumlarda kişilerin hoşgörü ile karşılayamayacağı anlar hâsıl olabilir. Belki sınırları zorlayarak sevgi, ilgi ve benzeri değerlerle sığındığımız hoşgörü burada profesyonel bir hal alır yerini tölere etmeye toleranslı davranmaya bırakır. Buradan da anlaşılan toleranslı davranmanın hoş görülü olmaya göre daha az sevilen bir durum olduğudur. Artık tölere ettiğiniz kişiye karşı hoş görüde bulunmak istemezsiniz sadece mevcut durumu geçiştirmek konuyu kapatmak adına, ” tamam kabul” dersiniz.

Tolerans pes etmektir bir yerde. Meğer ne çok anlama gelebiliyormuş. Cümleler birbirini kovalarken ne çok şeyi tolere ettiğimizi görmeye başladım. Ya siz?

İşimizde, yaşadığımız apartmanda, üzerinden geçtiğimiz yollarda, trafikte, her yerde, tahammül etmek zorunda olduğumuz her olayda -ki hayat kabullerden ibarettir anlayışına sığınarak yaşıyorsanız-, tolere ettiğiniz hoşnut olmayan kişilerle muhatapsınızdır. Sevdiklerinize gösterdiğiniz gibi hoş görü anlayışı gösteremez sınırlarınızın aşılması dolayısıyla tolere ederek anı geçiştirmek durumunda kalırsınız. Bu saptamaların ardından ben yine kendi anlayışıma geri döneceğim eylemlerimizin esiri olmamak gerektiğini savunacağım. Çünkü mevcut yaşadığımız bu muazzam düzende kabul etmemiz gereken, hoşgörü ve sevgiyle bakmayı başardığımız her an tolere etmemizi gerektirecek bir saniyemiz bile olmasına gerek bırakmayacaktır. Pek tabi matematiksel durumların dışındaki mevzular için geçerli bir bakış açısı bu. İşimizde ya da vereceğimiz sözleri ifade ederken tutmak adına kendi sınırlarımızı ve olasılıkları iyi hesaplayıp artı eksi tolerans paylarını göz önünde bulundurmak gerekiyor. “Konuşurken bile ağlamaya yerin kalsın” diye bir özlü söz vardır. Ne kadar da doğrudur? Yani söylediklerine dikkat et, iyi hesapla, kendinden geçip mübalağa yapmaya meyletme, gün gelir verdiğin sözleri tutamazsın sonuçta mahcup duruma düşebilirsin denmek isteniyor.

Netice itibariyle tolerans hesap etmektir, akıl işidir. Hoş görü ise gönül gözüyle yapılan bir eylemdir. Ama yinede siz siz olun kimsenin sınırlarını aşmayın hoş görüsüne sığınıp tolerans paylarınızın üzerine çıkmayın. Daha yaşanılası bir süreç için gözlerinizde çiçekler açsın daha gözlemci olun ve düşünerek hareket edin kâfi bence.

Güzel günler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili sarışelale yine çevrene boş bakmamış hepimizin bir şekilde çevremizdeki kişilere,olaylara yakınlığımıza göre gösterdiği davranış biçimini yazmışın.Ailemize sınırsız bir hoşgörü gösterebiliriz defalarca yapılan hatalar bağışlanabilir hoşgörüde sınır yoktur onlara iş ve dostluklara ayrı bir hoşgörü uygularız bazen bu sınır zorlansada.Tolerans ise kesin sınırlar koymaktır bir kez daha yinelenmez açık ve nettir sınırlıdır çünkü; ilişkilerimizde pek kullanmayız yada iş amaçlı uzak kişilere uygularız.Yinede bu kavramlar duruma kişiye göre karıştırılabilir.Hayatı daha mutlu kılmak adına birbirimizin hatalarına hoşgörü ile bakabiliriz duygularını herşeye karıştıran bir milletiz nede olsa...Sıcacık yazılarını sabırla bekliyorum hoşçakal.

tamer tuncbiz 
 03.06.2007 12:47
Cevap :
Teşekkür ederim Sevgili Tamer. Hoşgörülü ve mutlu günler :)  03.06.2007 17:11
 

Hoşgörü Türkçe bir kelime. Aslında bazı açılardan hoş olmayan tarafları olsa da, çeşitli sebepler ve etkenler yüzünden onu olduğu gibi kabul etme anlamında bir kelime. Sözlüklerde şöyle tarif ediliyor: Her şeyi anlayışla karşılayarak, olabildiği kadar hoş görme durumu. Müsamaha hoşgörünün Osmanlıcası. Arapça'dan dilimize geçmiş bir kelime. Tolerans ise Türkçe hoşgörü, Osmanlıca müsamaha dediğimiz kelimenin Fransızcası. İş hayatı için kullandığınız artı eksi tolerans durumu, daha çok teknik işlerde yine hatanın hoş görülmesi anlamında kullanılır. Mesela 18 mikron kalınlığı olması gereken bir işin 17 veya 19 mikron olması halinde de kabulü söz konusuysa, her iki halde de bir sapma, bir yanlışlık olmasına rağmen bu şekilde de idare eder demektir. Ancak öyle hassas işler vardır ki hiç tolore edilemez. Sosyal hayatta da böyledir. Bazı yanlışlıkları hoş görebiliriz, görmezden gelebiliriz ama bazılarını asla... Siz sanki toleransa tahammül, katlanma işlevi yüklemişsiniz gibi geliyor bana..

Ahmet YILMAZ 
 29.05.2007 19:21
 

Sevgili Şelale, insanın duygu dünyasından güzel bir detay yakalamışsın. Zaten tölere etmek denen kavramın batı dillerinden, hoşgörü kavramının da Türkçe'den geliyor olması da bu zıtlığı gösterir. Batının hesapçı kafası ile doğunun insani ruhu arasındaki fark ve bunun kelimelerdeki yansıması anlattığın konunun altını net olarak çiziyor sanırım. Kalemine sağlık.

Buka 
 29.05.2007 18:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 93
Toplam yorum
: 218
Toplam mesaj
: 38
Ort. okunma sayısı
: 1459
Kayıt tarihi
: 02.02.07
 
 

Elektrik mühendisiyim. Eğitimci bir ailenin kızıyım. Kelimeler ve rakamlarla geçen serüven dolu b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster