Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mayıs '11

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
633
 

Top: Gol attı?

Top: Gol attı?
 

Kalesini koruyan... Resim internetten alıntı


Melek komşumuzun oğlu dört yaşında, bezinden yeni kurtuldu.

Bence usluca bir çocuk sayılır; anasına sorarsanız “Mert değil dert doğurmuşum” diye yakınır. Genç kadının ilk çocuğu…

Çizgi film çocuk programları bu yavruyu kesmiyor. Onun derdi; varsa yoksa futbol maçları. Psikolog “Tamamen yasaklamanın faydalı olacağı kanısında değilim. Günde on beş dakika futbol seyretmesinin ona zarar verebileceğini düşünmüyorum. İzin verin izlesin; kendini yerden yere vurarak saatlerce ağlaması daha sakıncalı ”Demiş.

Geçen hafta Mert annesiyle ziyaretime geldi. Selamlaşmadan önce (yerli yabancı Mert için fark etmiyor) televizyonda dakikalarca arandıktan sonra futbolla ilgili bir kanal bulduk.

On beş dakikalık limiti aşmamak için saatimizi ayarladık lâkin on dakika geçmeden Mert ağlamaklı bir şekilde burnunu çeke çeke yanımıza geldi.

“Top gol attı ama kaleci kuytayamadı anne”

Ben hemen annesinden önce atıldım ve topun gol atamayacağını; bilimsel ve basite indirgeyerek anlatmaya başladığım an Mert’in annesi kaş göz işaretiyle çenemi kapamamı önerdi.

Hain top yine kaleye girmişti. Büyüyünce kaleci olmak isteyen Mert: Küskündü onun hayallerini zıp zıp zıplayan zıpır topları her seferinde yakalayabilen kahraman kaleciler süslüyordu.

Mert’in bu hali bana fena dokundu. Çocukluğumda; en sevdiğim oyuncak olan topa; çocuğu üzdüğü için neredeyse öfke duymaya başlayacaktım ki… Son anda virajı alabildim.

Topun suçu ne? Hangi arzunun emrini yerine getiriyor?

Kafatasının içine saklanmış, yumuşacık hassas beynin emrine amade…

Amaca hizmet eden basit meşin yuvarlak bir araç işte…

Beyin: Ayak takımına emir verebiliyor sessiz ve derinden

“Gol atın bakimm, tezahürat yapın, karşı takımın taklavatını parmağınıza dolayın, ondan sonra da bal tutmuş parmaklarınızı yalayın” O an ayaklar: Nasırların eline esir düşmüş emri yerine getirecek konumda değilseler; beyin: Hemen eli kolu görevlendirir.

Eğer el: Bir yerleri kaşımakla meşgul ise; beyin: Güçlü sert büyükçe başları devreye sokar.

İster kafa vuruşu, ister ofsayttan, ister ceza vuruşundan isterse de kalecinin ihmalkârlığından o top ağlara girer.

Fileleri yırtsın yırtmasın…

Top: Yusyuvarlak, dört dörtlük değil ki, öfkeyi hak etsin…

Kafatasının içine sığınmış beynin arzularını yerine getirmektir görevi…

Mert’e anlatmak isterdim olmadı işte anlatsaydım anlar mıydı?

Gol yemeyen kaleci yoktur evlat.

Toplar da gol atamazlar.

Beyindir: Fantom başkomutan; emir kuludur ayaklar eller, başlar.

Televizyon sunucusu gibi ekranda görünmez beyin…

Sesine hayranlık duyulan radyo spikeri gibidir.

İstediği kılıkla ve kılıkta hatta dağınık saçlarla; tıraşlı tıraşsız makyajlı makyajsız olarak programını sunanın dinleyicileri: Tesadüfen gerçek cemali görebilme şansını elde ettiklerinde…

Hüsrana da uğrayabilirler.

Topu kaleye taşıyanlar, meyveli ağacı taşlayanlar…

Becerebildikleri mesleği icra ederler.

Görevlerini yerine getirirler.

Aslan çocuk Mert, yolun açık; zamanı geldiğinde koruyacağın kalen geçilmez olsun.

İnan bana toplar gol atamazlar.

Goller de toplar olmadan atılmaz.

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Alev Meisel/ İzmir

Ümit Culduz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Fihi ma fih :)) Sevgi,hürmet ve muhabbetle

Murat HACIOĞLU 
 09.05.2011 8:24
Cevap :
...bilmukabele, teşekkürler saygılar.  09.05.2011 13:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 584
Toplam yorum
: 2445
Toplam mesaj
: 327
Ort. okunma sayısı
: 819
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster