Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Kasım '12

 
Kategori
Öğretmenler Günü
Okunma Sayısı
251
 

Top sizde abi

Top sizde abi
 

Babana benzemiyorsun demişti, baban sessizdi sakindi diye hatırlıyorum; sen yerinde durmuyorsun. Sonra matematik sınavın ne zaman diye sordu. Söyledim az kalmış, dedi. Eksiğin var mı, dedi; çarpanlara ayıramıyorum dedim. Ne var dedi hallederiz onu onda bir şey yok, sen gel tenefüste yanıma. 

Zil çaldı önce tuvalete gittim bi sivilcemi sıktım sonra odasına gittim beni bekliyordu acele hareketlerle gel, dedi. Aç hemen aç kitabı, açtım. Koltuğu masanın önündeki sehpaya çekti rotring kalemini çıkardı  içinde incir çekirdeği kadar ucu kalmıştı ama o yeni uç takmadı. Bak mesala bu çok kolay dedi çözdü, anlamadım ama anladım dedim. Kolaymış dedim. on tane daha çözdü bak çok kolay gördüğün gibi şimdi top sende abi, dedi. çözmeye çalıştım yapamadım, O çözdü çok kolay bunlar dedi. Sanki az önce en basit çarpanlara ayırma sorusunda bocalayan ben değilmişim gibi aferin, dedi. Derken iki tane güzel giyimli adam geldi hasan bey girebilir miyiz dediler, bana döndü sonra devam edelim yaparsın sen zaten de soruların olursa gel yine, dedi. Tamam dedim ama gitmedim.  

Lise 2'de matematiğim üç düşmüştü o da zorla... 

Dersanede hep en arkada otururdum. bütün sınıfı ordan görebilirdim çünkü herkese laf atabilirdim. Hasan Hoca soruyu tahtaya yazar şimdi top sizde abi, deyip gülümseyerek en arkaya kaloriferlere dayanmaya gelirdi, ben hep ordayım tabi...

"Baban ne yapıyor be Erçağ?" 

"İyi hocam işte hiçbir şey yaptığı yok." 

"Emeklilik yapıyor değil mi?" 

"Valla hep aynı hocam emeklilik." 

"Ben ne zaman emekli olacağım be erçağ?" 

"Olursunuz hocam dersane sizin bırakın gidin kim ne der..." 

"Bırakamam ki.."

Her ders bu olurdu en az bir kere... Hasan Hoca benim yanımdayken herkes soruyla uğraşırdı. Ama tahtaya gittiğinde kıyamet şakalar makaralar kahkahalar yüzünü sınıfa döndüğünde sukunet sonra yine şakalar makaralar... Saygısızlık yapan da olurdu hocaya parasını veriyorum hepsini çözecek tıkır tıkır çözecek bu yaprak testin... Hasan Hoca duyardı bazen ama hiçbir şey demezdi hatta  bence hiçbir şey hissetmezdi bile. Yine çok kolay abi bak şimdi diye diye herkesin sorularını çözerdi. Şimdi top sizde abi diye bırakırdı birkaç tane soruyu. hiç ödev verdiğini hatırlamıyorum çözemediği soru olduğunu da. 

Ders zili çalınca haydi gençler zil çaldı duydunuz zilin sesini diye küçücük dersanede bağırırdı. Seveninden çok sevmeyeni vardı. kimseyle şakalaştığını görmezdik. Belki de dersane sahibi olmanın gerektirdiği ciddiyet... Ama hep mi ciddiyet, herkese mi güleryüz? Bazen robot olduğunu düşünürdüm babam neredeyse on yıldır emekliyken o hala dersanede öğretmenlik yapıyordu. İnanılmaz bir enerji ancak robot olabilirdi Hasan Hoca. Bense bu sesi duyup alelacele bir sivilce daha sıkıp elimi yıkardım. 

Gördüğün gibi çok kolay şimdi top sende abi, diye diye birgün ben o topu aldım. Biraz bocaladım önce soru tiplerini ezberledim. her sendeleyişimde Hasan Hoca çok kolay bak bu dedi yine topu bana attı. Sonra ben o şansları iyi değerlendirmeye başladım. Önce ıskaladım sonra toplar direkten döndü kaleciler kurtardı ama birgün o golü attım. Matematik çok kolaymış. Hiç inanmıyordum kendime ama artık derslerde Hasan Hoca soruyu yazıp şimdi top sizde abi, deyip yanıma kaloriferlere geldiğinde ben çoktan golü atmış oluyordum. çözdüğümü görünce bu sefer sanki daha gururla soruyordu: "Baban ne yapıyor be Erçağ?"  

Düz lise anadolu fen demeden herkese topları bırakıyordu hasan hoca herkese aynı samimiyet dedim ya robot robot..! Orta sahadaki selçuk inan gibi bırakıyordu ara pasları..Golü atabilmek senin elinde: iyi çapraz koşularla topu alırsın kaleciyle karşı karşıya kalırsın şutunu çekersin bazen kaleciyi bile çalımlarsın. Sonuçta top sende abi...  

Bakın arkadaşlar çok kolay, zaten x'e değer de verebilirsiniz şıklardan yola çıkarak. "Emeklilik yapıyor değil mi?"  

Babam anlatmıştı hasan hoca da fakirlik içinde büyümüş. Hayatlarında ilk zeytinini köy öğretmen okulunda yemişler. Beraber tabaktan kaşık kaşık çay içmişler. Ramazanda üç gün oruç tutup yanına bir sıfır koymuşlar. Gazete kağıdından top yapıp futbol oynarlarmış. Hocaları kızarmış bir de öğretmen olacaksınız gidin top alın kendinize, diye. Çorbacıya gidip az çorba sınırsız ekmek yemişler, çorbacı para almamış ama bir daha gelmeyin siz demiş...Hasan Hoca bunları hiç anlatmazdı, sanki dünyaya matematik öğretmeni olarak gelmişti. babamın anlattıkları bile hasan hocanın robot olmadığına inandırmıyordu beni. Kötü duyguları silinmiş, sinirlemeyen her soruyu çözmeye ve tebessüm etmeye programlı bir robot. 

Böyle böyle devam etti bize matematiği sevdirmeye. Birgün o küçücük dersanenin kalabalık koridorunda yakaladı beni. Matematik sınavın ne zaman diye sordu söyledim. Gün verdi saat verdi gel çalışalım dedi tamam dedim yoluma koyuldum. Omzumdan tuttu işaret parmağını yüzümdeki sivilcelere götürerek bunları da hiç dert etme dedi senin yüreğin yeter mangal gibi yüreğin var ... Şaşırmıştım ve çok utanmıştım sağolun hocam dedim. Biraz güldüm yürümeye devam ettim böyle bir şeyi hiç beklemiyordum. Bu sefer başka bir top atmıştı bana... 

Ertesi ders yine soruyu yazdı top sizde abi dedi yanıma geldi bu sefer oturdu. Rotring kalemini çıkardı ucu yine aynıydı 0.5 uç uzattım istemedi. Kendi kendine soruyu çözdü defterime kaç buldunuz abi, dedi. Söylediler. Biraz daha bekledi. ben ne zaman emekli olacağım be erçağ? dedi. İsterseniz olursunuz hocam dedim. bana hiç öyle gelmiyor ama, dedi. 

Lise 3'te matematiğim 5 düşmüştü hem de en yüksek notlarla...   

Son sınıfa geçtiğimizde dersanede hasan hoca yoktu. Ayaklarında varis çıkmış. Öğretmen hastalığı... Tekirdağ'da yazlığında varis çoraplarını giyip dinleniyormuş. Hem sevinmiş hem üzülmüştüm. Hep beklediği emekliliğine kavuşmuştu zoraki de olsa. Son sınıfta bizi kaleciyle karşı karşıya bırakıp gitmişti. Jubilesini yapmıştı ama artık sorular çok kolaydı. Ben yine kaloriferin yanında oturuyordum ama hasan hoca yanıma gelip babamı sormuyordu emeklilik deyip iç geçirmiyordu. Ben de artık dersleri önde dinlemeye başladım. 

Sene sonuna yakın yağmurlu birgün hasan hocayı kaybettiğimiz haberi geldi. Önceki gün iyiymiş, telefonda herkese selam söylemiş, sonra kalp krizi... Birden olmuş yani çok kolay; bakın çok kolay şimdi top sizde abi der gibi bırakıp gitmiş bu dünyayı. O gün dersane önünden bi minibüs gitmiş Kırklareli'ye cenazeye. Biz bir arkadaşımla arkalarından gittik. Mezarlığa vardığımızda kimse kalmamıştı ama belli ki kalabalık olmuş başı, çelenkler çiçekler çamurdu her taraf...  

Bütün yol boyunca Hasan Hocayı konuştuk. robot sanırdım dedim, değilmiş demek ki... Bizim Mahmut hocamız!

Bana o ilk çalışmamızda yaparsın sen demişti. Bak çok kolay değil mi zorda kalırsan x'e değer ver. O bana yapabileceğimi göstermişti. Şimdi üniversitede bir öğrenci evinde çayımı içip yudumluyorum. Çalışma masamın ışığı var. Kombiyi yaktık. Çok az da olsa penceremden deniz görünüyor. Ona çok şey borçluyum. Öğretmenler günün kutlu olsun Hasan Hocam! Umarım attığım golü görmüşsündür.

Şimdi yine bir hasan hocam olsa da bak şimdi abi ceza hukuku çok kolay zorda mı kaldın yaz doktrinde tartışmalı, diye olası kast diyen var bilinçli taksir diyen var diye... Topu önüme yuvarlasa... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 520
Kayıt tarihi
: 09.09.06
 
 

Lise öğrencisiyim. Toplumda olan, bizi etkileyen, ama, çoğumuzun ilgi alanına girmeyen birtakım husu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster