Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ocak '12

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
245
 

Tophane'de bi Madridli

Tophane'de bi Madridli
 

Ne derler; akacak kan damarda durmaz. Sizinkiler söylemişler bunu. Doğru da. Benim başıma gelenler bu sözü doğruluyor. Madrid, sene 1569.  Bi asilzadeyi yaraladım. Çok öfkelendirmişti beni. Nedenini sorma ama. Bak fikir yürütebilirsin. İster para meselesi, de, ister kadın meselesi. Sen hangisini yakıştırırsan. Daha çok da bu yönde kavga çıkar değil mi?

 
İşte bu asilzadeyi yaralama hayatımın dönüm noktası oldu. Ardından, hakkımda hemen tutuklama kararı çıkarıldı. Karar da karardı ama: sağ elim kesilecek ve on yıl da sürgünde yaşayacaktım.  Sürgünü anladım da, elimin kesilmesine dayanamazdım. Mecburen İtalya’ya kaçtım. Tek kuruş param yok. Bu aşamada yapabileceğim tek şey orduya katılmaktı. Katıldım da. 1571 de Osmanlılar’la İnebahtı deniz savaşı vardı ve ben de Marquesa adlı kadırgada bulunuyordum. Zorlu bi savaştı açıkçası. İki defa göğsümden yaralandım. Madrid’den sağ elimi kurtarmak için kaçtım ama gelgelelim sol elimi kaybettim bu savaşta. Oldukça ironik bi durumdu. Ve bana çok acı verdi. Şimdi anladın mı neden akacak kan damarda durmazmış dediğimi? Sizinkilere hak verdiğimi?
 
El Manço lepanto. Evet artık bundan sonra lakabım İnebahtı çolağı olarak kaldı. Sizin Sokollu Mehmet Paşa var ya, bi teşbihte bulunmuştu Venedik elçisi Barbaro’ya; ‘’ Biz sizden Kıbrıs’ı alarak kolunuzu kestik. Siz ise donanmamızı yenmekle bizim sakalımızı traş ettiniz. Kesilen kol yerine gelmez ama traş edilen sakal daha gür biter.’’ İşte bu teşbih, bu savaşta benim kolumda gerçekleşti. Kader. Kader, ama ne yapalım. O zaman Halil Sezai yok tabii. Olsa da, kolum gitti diye Sezai gibi, uluyup durcak halim yok ya!
 
Beş yıla yakın zaman Akdeniz’de dolaştım ve hep de Osmanlı leventleriyle savaştım. Nihayet 1575 yılında, İspanya’ya dönmek üzere bi İspanyol gemisine bindim. Ne var ki, Marsilya açıklarında Cezayirli Türkler tarafından kuşatıldık. Ve Arnavut asıllı Türk denizcisi Deli Memi tarafından esir alındım. Tam Halil Sezailik bi durum değil mi anlattıklarım? Tam kurtulacağım derken...  Ne yapcam, kaçmaktan başka çare yok. Fakat yakaladılar ve prangaya vurdular. Bunun sonunda tek kollu kürek mahkûmu bi forsa oldum. Oradan İstanbul’a geldim. İşte tam da bu sıralarda Kaptanıderya Kılıç Ali Paşa, Sultan 3. Murat’tan destur almış, Tophane’deki camiini yaptırıyormuş.
 
Duvar işçisi Cervantes
Tek kolumla Tophane’deki Kılıç Ali Paşa Cami inşaatında duvar işçisi olarak çalıştım. Cami nihayet 1580 yılında tamamlandı. İyi çalıştım ve bunun karşılığında özgürlüğüme kavuştum.  Galiba benim hayatım beş yıllık süreler içersinde evriliyor. Sana anlatırken şimdi fark ettim. Ve bu beş yılın sonunda nihayet memleketime dönebildim. Nereden bilebilirdim ki bu zaman diliminden sonra, 36 yıl daha yaşayacağımı. Sakın bu 36 yılı özgür yaşadığımı düşünme. Sizin Don Kişot (Don Quijote) ismiyle tercüme ettiğiniz meşhur romanımı da hapishanede yazdım. Bu romanda kendi hayatımla alay etmiştim aslında. Belki de hapishaneye katlanmanın bi yoluydu bu. Eee insan edebiyatçı olursa zorluğa katlanmak da böyle oluyor. Öhhöömmm! Övünmek gibi olsun…
 
Kalan ömrümü ise asaletmeâplara methiye yazmakla geçirdim. Onların, yani asillerin buna ihtiyacı vardı benim de paraya. Geçinmem lazımdı, anlıyor musun beni?
 
En önemli eserlerim Don Kişot ve Kılıç Ali Paşa Camiinin Duvarları’dır. 23 Nisan tarihinde yaşama veda ettim.
 
Gördüğün gibi hayatım mükemmel geçmedi. Yani çalışma odamda oturup bütün bunları hayal etmedim. Bütün bu yaşadıklarım beni besledi. Ben de bunları aktardım. Aktarmak zorundaydım. Bu dünyaya, yaşadıklarıma katlanabilmek için. Dünyada yaşarken insanlar zoluklarla karşılaşır. Kimi bunları yazar, başarılı olur, ünlü edebiyatçı olur. Benim gibi. 
Herkes sanatçı olamayabilir ama siz de bizim yazdıklarımızı, çizdiklerimizi, bestelediklerimizi dinleyerek, okuyarak, izleyerek de dünyayı katlanır ve çekilebilir kılarsınız.
 
Hepsi bu kadar, hadi ben kaçtım. İyi geceler…
 
İmza: Miguel de Cervantes
Salih ERDAGI bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şahane bir üslup ve muhteşem bir yazıydı, zevkle okudum her zaman ki gibi.Kalemine sağlık canım. Sevgilerimle. Nesli'ye selamlar.....

Ay Şen 
 23.01.2012 1:57
Cevap :
Çok teşekkür ederim güzel sözlerin için :) Nesli'de selam sevgilerini gönderiyor. Sevgilerimle...  23.01.2012 21:21
 

Çok güzeldi..Teşekkürler..

Zühal Voigt  
 16.01.2012 22:38
Cevap :
ben de teşekkür ederim, okuduğunuz ve yorumladığınız için. sevgileriimle...  16.01.2012 22:54
 

:)yine ilginç ve taa nerelerden çıkartılmış bir konu, yine harika bir uslup...iyi ki geldin, çookkk sevgiler

Earlybird 
 16.01.2012 21:21
Cevap :
senin sözlerinin etkisi oldu:) güzel sözlerin için çok teşekkür ederim :) sevgilerimleee :)  16.01.2012 21:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 246
Toplam yorum
: 1381
Toplam mesaj
: 276
Ort. okunma sayısı
: 988
Kayıt tarihi
: 15.02.08
 
 

..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster