Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Temmuz '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1892
 

Toplum acı çekti,Aydınlar seyretti

Toplum acı çekti,Aydınlar seyretti
 

Biz buyuz, bize bunlar yakışır,Aydınların aklı kumda çalışır.


                                                           

Bu toplum, her dönemin, her safhasında üzülen, hüzünlenen, haksızlık ve zulüm gören bir toplum oldu. Toplum canından, malından, sağlığından, değerlerinden çok şeyler yitirdi, hiç birini geri alamadı. Bu toplum padişahlardan, sultanlardan, beylerden, şeyhlerden, ağalardan, hacılardan, hocalardan seçkinlerden, elitlerden,  siyasetçilerden  ve özellikle iç ve dış hainlerden çok çekmiştir.

Toplumun bunlardan çektikleri yetmiyormuş gibi birde evlatları sayılan Ordu'dan çekmiştir. Darbelerle, ihtilallerle, muhtıralarla, bildirilerle muhataplar sindirilmiş toplum korkutulmuş, ürkütülen koyunlar gibi önünü görememiştir..

Darbelerin, ihtilallerin yapıldığı, muhtıraların verildiği, bildirilerin okunduğu bir yerde hürriyet, demokrasi yerinde durur mu? Hak ve hukuk kayıplara karışmaz mı? Padişahların yanında yağdancılık, Sultanların yanında hizmetçilik. Beylerin yanında esaret. Şeyhin fetvasına baş eğmek. Ağaların olduğu yerde çocuğuna Ağa ismini vermemek Siyasetçilerin bulunduğu yerde ticaretçiyi tanımamak. Hacı, hoca yanında maneviyatı konuşmamak. Seçkinlerin yanında vatandaşlıktan söz etmemek gerek. 

Demirin paslanması, ağacın kuruması misali toplum her yönden yaralanmış, eski yaralar henüz iyileşmeden yeni yaralar açılmış, umutlar kırılmış, hayaller sönmüş, yaşamın üzerine ölü toprağı serilmiştir. Halen hayatta olanlar ve bu dünyadan göç edenler acılar, hüzünler, kötülükler, baskılar görmüş, hayatta olanlar görmeye devam ediyorlar.

Bir toplumu saran hüzünler, güçlükler, baskılar, haksızlıklar o toplumun birlikte hareketini gerektirirken korkudan birlikte hareket edilmemiş ayrılık gayrilik olmuştur. Halbu ki elden bir şey gelmese de olumsuzlukların dile getirilmesi, gerçeklerin açıklanması bile başlı başına bir hizmet sayılırdı.

Her dönemin çeşitli zamanlarında her köyde, her kasabada, her kazada ve her Vilayette  bir ve birden ziyade  aydınları vardı. Aydınlar esas görevini ifa etmemişler. Haksızlığın ve zulmün nedenlerini topluma anlatmamışlar. Adeta toplumu kaderiyle başbaşa bırakmışlardır.

Aydın ve haksızlığa tahammül etmeyen kişinin/kişilerin vazifesi toplumun ufkunu genişleterek önünü açması olduğuna göre söylemleriyle kötülüğün, hüzünlerin, güçlük ve baskıların önünü engellemiş olur. Peki bu toplum böyle mağdur olunca aydınlarımız nerelerdeydi.

Yazdığım bir kaç satırlık dizelerde bulabiliriz. 

Geçmişi, dünü ayıkladım / İçinde bu günü ,yarını buldum / Haktan gelene, başım gözüm üstüne dedim / Kuldan gelene sitem ettim / İsyan ederken, nişangâh seçildim / Sinem hedef oldu tüm atışlara / Siperden atılan her mermi / Beni yüreğimden yaraladı / Aydınlar baktılar, gördülür / Korkudan, başlarını kuma gömdüler..

Korkak aydınlar bana dokunmayan sürüngen bin yaşasın dercesine, sustular, aradan sıyrıldılar, gününü gün ettiler.Toplumun perişan halini seyrettiler. Olanlar topluma oldu ve toplum tümüyle geri kaldı. Sonuçta kimsenin kimseye güveni kalmadı.

Aydın kişi gerçek olduğuna inandığ, bildiği, gördüğü,başlangıçta kabul edemeyeceğini sandığı fikir ve düşüncelere olduğu kadar onları açıklayanlara karşı saygıyı ve dürüstlüğü de elinden bırakmayan kişidir. Aydın kişi ilim zihniyetini, gerçeklere bağlılık duygusunu ve sevgisini her şeyin üstünde tutan, ilmini, bilgisini başka maksatların emrine ve başka iradelere teslim etmeyen kişi olmalı.

Aslında ilim adamı etiket  ve görünüşüne sahip olanların hepsinin buna layık olmadıkları da bir gerçektir. Aydın olmak bir diploma, bir etiket veya unvan olmaktan öte bir zihniyet, bir duygu, bir erdem, bir şahsiyet meselesidir, Şahsiyat sahibi olanlar ancak toplumu yönlendirebilirler. Yoksa yönetenlerin hoşlarına gitmeyen düşüncelerin yayılmasını engellememek, ifade özgürlüğünü hangi sebeplerle olursa olsun, kullanmamak olsa, olsa çocuğun görünmemek için gözlerini kapaması gibi olur.

Aydın kimse içinde yaşadığı topluma karşı sorumlu olduğunu bilen ve hadiseler karşısında susmayan, susturulmayan kişidir. Aydın kişinin topluma karşı sorumluluğunu yerine getirmeli, getirmemesinin hiç bir izahı olamaz. Bir aydın için olsa, olsa korkaklığı olur.Tarih bu tür insanlığın yüz karası aydınların topluma yansıttığı sıkıntılarla doludur.  

Bu yazımızda, Aydın dediğimiz kişiler, iki dudak arasından çıkan beyanlarla seçilen akil adamlardan bahsetmiyoruz. Akil adamların ne gönlümüzde, ne de vicdanımızda yerleri yoktur.  

 

Kıymetli okurlarımıza saygılar sunuyorum.

 

Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN

 

 

Abbas Oğuz, Mehmet Aluç bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Mehmet Bey. Aydınlar hala seyrediyor. Selamlar...

Mesut KARİP 
 20.07.2013 13:05
Cevap :
Kıymetli Mesut KARİP : Yorumunuz için teşekkür ediyorum.Selam ve saygılar sunuyorum.  20.07.2013 13:56
 

Çok haklısınız değerli Mehmet bey, Halbuki haksızlığı yapan kadar görmezden gelende suçludur diye öğretilmişti bizlere, emeğinize sağlık saygı selamlar ILgaz usta yada dua ile selam http://www.siir.gen.tr/siir/r/rifat_ilgaz/aydin_misin.htm

Cemile Torun 
 17.07.2013 3:03
Cevap :
Kıymetli Cemile Torun;Ustaların ustası Rıfat ILGAZ Nur içinde yatsın mekanı cennet olsun" Yollar kesilmiş alanlar, sarılmış, Kaldır başını kan uykulardan, Korkuluk ol,Duyuyor musun? Rıfat Hoca daha ne desin onlar birer korkuluk,sağır..Çok teşekkür ediyorum.Selam ve saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.Sabır ve metanet diliyorum.   17.07.2013 15:51
 

Yorumcularınızdan değerli yazar Erol Işık beyin yorumuna aynen katılıyorum. Gerçek aydınlar başka ülkeleri tercih etmişlerdir. Acı çekmek; tarihten beri ne yazık ki, kaderimiz olmuştur. Selam ve saygıyla...

Yurdagül Alkan 
 16.07.2013 23:01
Cevap :
Kıymetli Yurdagül Alkan :Başımın tacı bacı, Bu korkak ve Kara okumuşlar, geri kalmışlığı,ayrılığı,gayrılığı topluma kader ettiler ve seyrettiler.Çıkarlarına köle oldular.Zahmet,zaman ve güzel yorumunuz için teşekkür ediyorum.Selam ve saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.Artık bir şeyler yazmanızı bekliyoruz.  17.07.2013 15:55
 

Kötü başlayıp da zora girdi mi iş,çöküntü başlar yavaş yavaş,ve kayıp gider gönül sıcaklığı,tonlarca emeğin zenginliği,sayın Burakgazi dostum...Harika bir çalışma.Hele aradaki o şiir,yazacak birşey bulamıyorum,tek kelimeyle nefis.Gerçekten bu aydın dediklerimiz gerçekten aydın lar mı,hep kuşkuluydum ben.Ceplerinin ve korkaklıklarının aydını diye değerlendirdim genelde.Yazıklar olsun onlara!Olumsuzlukların asıl kaynağında onlar var ne yazık ki...Elinize sağlık,gönlünüze sağlık.Saygılarımla sağlıcakla kalınız.

Abbas Oğuz 
 16.07.2013 14:01
Cevap :
Kıymetli Öğretmenimiz Abbas Oğuz :Tahmin edersem sayın öğretmenimiz Akdeniz yada Eğe kıyılarında zevk sefa içinde dinlenmektedir.Zaten bizim de kendisi için dileklerimiz hep bu yöndedir.Güzel bir tatil geçirsinler,dinlensinler döndüklerinde o güzel eserlerini bizimle paylaşırlar.Sevgili kardeşim onlar aydın değil onlar karanlık,onlar yağdanlık,onlar çıkarcı,onlar kaçak.Aydın dediğimiz kişi toplumu aydınlatır.iyiliğin nasıl yapılacağını,kötülüğün nasıl çıkacağını bildirir.Onlar yerler içerler,diplomalarını duvara asarlar seyrederler.Zaman,zahmet ve güzel yorumunuz için teşekkür ediyorum.elam ve saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.  19.07.2013 17:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 607
Toplam yorum
: 7049
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1751
Kayıt tarihi
: 12.04.12
 
 

Bingöl'de, Baharın son ayında, ikindi üzeri un ambarı (kiler) arkasında, ebesiz, hemşiresiz, Emin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster