Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ocak '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1104
 

Toplum Mühendisleri Tiyatrosu

Toplum Mühendisleri Tiyatrosu
 

Görsel ve işitsel medyada gece-gündüz demeden büyük “özveri” ve “cesaret” göstererek karşılıklı tartışan; birbirlerine olmadık hakaretleri yağdırdıktan sonra ertesi gece bir başka televizyon ekranında “düello"ya veya rövanş almaya çıkan 60-70 gazeteci, akademisyen ve siyasetçi 5-6 yıldır oturma odalarımıza, hatta yatak odalarımıza her gece misafir olmadan edemiyorlar!

Bazı ekranlarda ise -ya hararetli tartışmalara gerek görmediklerinden veya tansiyon hastası vs olduklarından- karşıt görüşlere yer verilmeksizin benzer fikirli/zikirli bay-bayanların birbirlerini onaylayan düşüncelerini dinliyor, izliyoruz. 8 yıl önce söylendiğinde en az 8 yıl hapis cezası verilecek çok ciddî suç unsuru içeren kışkırtıcı ve hakaret edici fikirleri/sözleri mükemmel bir soğukkanlılık içinde ne güzel de ballandıra ballandıra anlatıyorlar!.. Büyük hayretler içinde izliyorum bu "tiyatro"yu bunca yıldır yaşatmayı başarabilen oyuncuları! Empatizan da olmak istiyorum; ama beceremiyorum bir türlü!

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayı benimsemiş geniş halk kitleleri de, asıl işleri “toplum mühendisliği” olan bu medyatik figürleri dinleye dinleye, kendilerince “mantıklı” buldukları fikirlere hak vermeye ve bir “görüş” sahibi olmaya başlıyorlar; tabii bilinçaltlarına yığınak yapan tekrarların kendilerini ötekileştirdiğinin ve toplumsal bölünmelere alet ettiğinin ilk zamanlarda farkına varmaksızın...

Ülkemizin her köşesindeki vatandaşlara etki edebilen bunca “başarılı” toplum mühendisliğine rağmen, konuştuğum insanların büyük çoğunluğunda bir kafa karışıklığı görüyorum. Hem fikirleri, hem psikolojileri, hem de duygusal örgüleri epeyce kırılganlaşmış, toplumsal ve tarihsel bellekleri silinmeye başlanmış! Son derece bilinçli, kararlı, inançlı ve ne istediğini bilen bazı insanlar ise -kanımca- küçük bir azınlığı oluşturuyorlar. Epeyce kaygı verici bir durum değil mi bu? Eğer öyleyse, bu ülkenin bölünmez bütünlüğünden sorumlu kurumları, yönetici koltuklarında oturan siyasileri, bürokratları, sosyologları, bilim insanları ve de devletin görünmez güçleri neden bütün bu olup bitenlere seyirci kalıyorlar; hatta bazıları zaman zaman niçin ateşe körükle gidiyorlar?

Dış dünyayı da kendi kaynaklarından izliyorum; görüyorum ki bu durum sadece ülkemizde değil -birkaç ülke dışında- tüm dünyada aynı yöntemler uygulanarak süregidiyor! Öyleyse, diyorum, işin içinde bir "küresel tezgâh" var! Farklı coğrafyalarda, farklı kültürlerden, farklı dilleri konuşan ve farklı inançlara/ülkülere sahip insanların aynı “şarkı”yı söylemeleri, “aynı telden çalmaları” kuşkularımı sürekli arttırıyor. Ve kaldırdığım bazı taşların altından endişelerimi haklı çıkaran "pis kokular" çıkıyor.

Zaten epeyce bir zamandır “Bu şarkıyı kim besteledi?” sorusunun yanıtı peşindeydim. Ve telif hakkı dahi istenmeden neden tüm dünya medyasında aynı nakaratlar tekrarlanıyor, çalınıyor, söyleniyor, okunuyor sorusuna yanıt arıyordum. Ülkemizde süregiden köklü değişikliklere yol açan iktidarın tasarrufları ve medya aracılığı ile uygulanan toplum mühendisliği, küresel bir mühendisliğin parçası mı, değil mi?.. Parçası ise, işin içinde bir “Makro Plân” olması gerekir; böyle bir plân yapılmışsa, bunu yapanlar kimlerdir ve bu gizil güçlerin nihai amaçları ne/ler/dir?

.

Dip not: Birkaç yıldır izini sürdüğüm bu “küresel tezgâh” hakkında edindiğim bilgileri ve izlenimleri gelecek blogda paylaşacağım sizlerle...

.

.

.

Günün sözü: “Eğitilmemiş bir toplum, özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi, hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz; ama seçim yaptığını zanneder. / Eğitilmemiş toplumla seçim yapmak, okuma-yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar saçmadır. / Eğitilmemiş toplumun seçimiyle iktidara gelenler ise, düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini çalan madrabaz hırsızlardır.” Friedrich Nietzsche (Niçe)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Arap ülkelerindeki diktatör rejimlere karşı bir anda patlayan ve domino etkisi yaratan isyanlara ne diyorsunuz hocam? Suriye ve Ürdün de endişe içinde. Bir ülkede hem demokrasi hem de onlarca yıl aynı kişi tarafından yönetim nasıl olur? Parlamenter meşrutiyeti bir yere kadar anlayabiliyorum da babadan oğula geçen cumhurbaşkanlığı olur mu? Türkiye'nin gündemini kesinlikle takip edemiyorum. Tartışma programları da karışık kafamı iyice karıştırıyor ve neden avaz avazalardır anlayamıyorum. Rasim Ozan Kütahyalı ve Can Ataklı'nın bir programına rastladım bir gün. Bu program hakkındaki düşüncelerimi sessiz ifade etmek istiyorum. Tanrı ülkemizi böylesi sivri ve fevri düşüncelerden korusun. Sevgiler.

Ata Kemal Şahin 
 31.01.2011 17:58
Cevap :
Oyunun adı "Kuzey Afrika ve Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi; yani Osmanlı coğrafyası... Adını verdiğiniz gazeteciler ile birlikte tüm diğerleri (dincisi, cincisi, cemaatçisi, dindarı, ateisti, cumhuriyetçisi, liberali, ülkücüsü ile bunlar toplam 50-60 kişi) birer rol üstlenmiş, toplum mühendisliği yoluyla bu projeyi halka "karşıt tezleri ile birlikte tartışarak veya kükremek üzere olan insanların gazlarını alarak, kabul ettirmeye çalışıyorlar her gece "kafa ütületerek". 5-6 yıldır her gece aynı kişilerin aynı televizyon kanallarında veya farklı kanallarda görünerek ve karşılıklı hakaretleşerek bu tartışmayı bunca yıl götürebilmeleri eşyanın tabiatına, yani insanın yapısınıa aykırıdır. Ama devam ediyor; demek ki bu insanlar ABD'nin plânlarıyla özdeşleşmiş bir devlet projesinin sivil kanadında çalışan ve bu ülkeye hizmet ettiğine inandırılmış misyoner insanlar! Tabii buna karşın kazandıkları paralar ve ün de onların enerji kaynağı. Bence... Selamla, saygıyla...  31.01.2011 22:28
 

''Hisseli harikalar kumpanyası'' gibi hem de...izlemiyorum zaten çoktandır...Nİetzsche nasıl da düşündürüyor insanı...eyvallah...

nedim üstün 
 25.01.2011 13:16
Cevap :
Teşekkür ederim Nedim Beyciğim, ben bazen okuyup yazamadığım anlarda izliyorum t-mühendislerimizi. Ve zavallı halkın aklını nasıl da kolayca çeldiklerine tanık olduğum için savlarını çürütmek için malzeme topluyorum. Ayrıca, hem eğleniyor, hem sinirleniyor, hem de yanlış bilgilenmemek için kalkanımı sıkı tuttuğum için bayağı yoruluyorum! Ama şikayetçi değilim, bana olağanüstü miktarda malzeme ikram ediyorlar. Selamla, derin saygıyla...  25.01.2011 21:51
 

Çok rahatsız olduğum bir konuya değinmişsiniz. Bazen kumanda elimde saatlerce yerli yabancı kanal arıyorum. Tek tip düşünceler, programlanmış insanlar, prompter'dan okuduklarını anlamlandıramadıkları yüz ifadeleri ile tam bir facia bu toplum mühendisleri. İfade ettiğiniz gibi yabancı kanallarda da 'aynı beste' çalıyor. Yalnız şimdilik, bana göre maystro ortaya çıkmak istemediğinden her telden izlenimi uyandırıyor. Belli fakat deklare etmiyor. Arif olan anlar:)) Bitim notunuz harika. Teşekkür ve saygıyla. Işığınız bol olsun.

Nurcan Çelik Yalun 
 20.01.2011 18:17
Cevap :
Çok teşekkür ederim Nurcan Hanım. Yazıyı taçlandırdınız. Gören bilincinize sağlık. Medya çok iyi maystro görevi yapıyor; ama benim amacım "şarkı"nın söz yazarını, bestekârını ve icracı orkestranın hangi "müzisyenler"den oluştuğunu deşifre etmek/edebilmek. Beğeniniz güç veriyor. Selamla, derin saygıyla...  20.01.2011 20:53
 

Görüşümü dipnotta dillendirmişsiniz, teşekkürler. Önceleri bu toplum mühendislerini ciddi ciddi izliyordum, baktım onlarla kavga etmeye başladım, anında bıraktım. Yine de evdekiler izlediği için ister istemez dinliyorum. Gözümüzün içine baka baka yalan söyleyenleri gördükçe bilgisayara dalıyorum. Esenlikler dilerim.

Ayten Dirier 
 17.01.2011 1:03
Cevap :
O adamların, kadınların ar damarını çatlatan veya ülkemizin geleceğine karşı kendi menfaatleri uğruna elde edecekleri şey nedir acaba? Aramızda sosyolog akademisyenler veya yakınları varsa, bu konuya eğilmelerini rica ediyorum. Güç verdiniz, çok teşekkür ederim Ayten Hanım. Selamla, saygıyla...  17.01.2011 12:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 147
Toplam yorum
: 3492
Toplam mesaj
: 296
Ort. okunma sayısı
: 2806
Kayıt tarihi
: 05.05.07
 
 

İngilizce öğretmeniyim, çevirmenim, dilmaçım, araştırmacıyım. / Beş kitabım var: Beynin Kimliği, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster