Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '19

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
34
 

Toplum Mühendisliği Çare mi?

Matematik, normatif bir bilimdir, dilin de bir matematiği vardır; ama salt matematikten ibaret te değildir. Dil, salt matematikten oluşsaydı, ne düşünen bir insan kalırdı, ne düşüncesiyle dili geliştiren, ne de hayatı tekdüzelikten kurtaran biri.

Son yıllarda yapay zekâ diye insanlığa sunulan şey, zannedildiği gibi yeni değildir. İnsanlık, dilin normatif yanını, geçmişten bugüne hep kullanagelmiştir. Nice ezoterik hareket, dilin bu normatif yanını geleceğin kurgulanmasında geçmişten bugüne hep kullanmıştır. Ve de hâlihazırda kullanmaktadır.

Örneklerine girmeyelim, son yıllarda hayatımızın her alanında görünür olmuştur. Kurumsal yapıların çatılarında ve de toplumun daha alt gruplarında. Dinden beslenenleri olduğu gibi, geçmiş çağların din, beşeri kültür, felsefe vs.nin birbirine karıştığı bir formda olanları da vardır.

Yapay zekâ diye sunulan, bugün bildiğimiz bilmediğimiz nice alanda zaman içinde üretilmiş kural kutucuklarına; bir ilave daha yapmaktır o kadar. Ama normatif oluşu itibariyle kural kutucuklarının sayısına bir sınır koymak ta mümkün değildir.

Bu da ilkesiz ellerde, toplumları, genel anlamda insanlığı; yanıltan ve beraberinde çatıştıran bir kaosa yol açmaktadır. İnsan, insanlığını kaybeder böylesi kaoslarda; hayatta, hayat olmaktan çıkar. Uzunca bir süredir yaşadığımız toplumsal ve küresel ölçekli kaos, bunun küresel çaplı bir tezi olmuştur. Ancak tezi de antitezi de bizatihi kendisidir; sonsuz sayıda bile üretilse tek tiptir, senteze izin vermez, diyalektiği bitirir.

Ne var ki yol açtığı sorunları çözebilmek için, insanlık, ister istemez dilin normatif yanını bir yana bırakarak, dilin mana üreten, düşünceyi besleyen, geliştiren yanını öne çıkarmak zorunda kalır. Yoksa düşüncesi üzerinde düşünen âdemoğlu biter.

Yaratıcının koyduğu bildiğimiz ve de bilmediğimiz nice yasayı, kendimizin ürettiği nice kuralla aşındırmak istesek de sonuç; eğer varsa başımızı, duvara vurmak olur o kadar. Duvar, (iki var) beşeri hayatın diyalektiğidir, duvarı yıkmaya kalkan, cehennemi cennet yapmaya kalksa da, yaşattığı toplumsal ve de küresel kaos, cehennemin tanımlayanı olur ancak.

Buna Yaratıcı, ancak mühlet verir, verdiği mühlet, insanlığı böylesi bir yokoluşa sürükleyenler için de, genel anlamda insanlık için de beşeri bir sınavdır. Mühlet dolduğunda takke düşer, kel görünür; hak ve batıl birbirinden ayrılır.

Allah’ın merhameti, böylesi bir sonla tecelli eder. Rahman ve Rahim olan Allah; merhametsizlere sonsuza kadar mühlet vermez. Sonsuzluk, Allah’a mahsustur çünkü.

Ama insanız, aldanışlarımız, yanılgılarımız olur; bunun bir kısmı yaşadığımız zamanın eseri olur, bir kısmı da etki gücümüz oranında bireysel ve de toplumsal. Ne var ki Allah’ın iradesi dışında gidecek bir yerimiz yoktur. Allah, döndürür, bireyleri, toplumları ve de genel anlamda insanlığı; yıllardır böylesi bir sürecin zorluğunu yaşıyoruz.

Bunun en somut anlatımı, “Hak ve batıl birbirinden ayrılmadan, cennete gireceğinizi mi sanıyorsunuz?” uyarısıdır. İnandığını sanan çoğu insan, bu uyarının beşeri boyutunu hiç düşünmez; bu yüzdendir İslam dünyasının asırlardır hakikatini kaybetmesi. Ve Yakınçağ’ın son dönemecinde, kapitalizmin kanlı cenaze alaylarında birbirini telef etmesi.

Toplum mühendisliği çare değil; ama tek tip olduğu da söylenemez. Pek çok türü vardır, gel gör bakış açıları tekçidir, ne tezdir, ne antitez, ne de sentez; tezi de antitezi de bizatihi kendisidir, sentez aşamasını da gereksiz görürler zahir.

Hegel’in diyalektiğine göre, tez düşüncedir (ruh), düşüncede meydana gelen değişim maddi âlemi değiştirir. Marks,  diyalektiği Hegel’den almıştır; ama tez olarak maddeyi öne çıkarmıştır, madde bir nesnedir, özne değildir, haliyle maddenin antitezi de madde olacaktır.

Son yıllarda dine uzak olanların da dindar geçinenlerin de Marks’ın müritleri olduğu aşikârdır, ne Hegel’in diyalektiğini anlayabilmişlerdir, ne de Peygamberler tarihinden ibret almışlardır.

Allah, insanlıktan merhametini esirgemesin; sabır, sebat ve dualarımla…  

Rıza Üsküdar

11 Şubat 2019/Eskişehir

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 3403
Toplam yorum
: 2174
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 576
Kayıt tarihi
: 15.08.06
 
 

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümü mezunuyum. Öğretmenliğim sırasın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster