Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ocak '09

 
Kategori
Gelenekler
Okunma Sayısı
4966
 

Toplumsal cinsiyet eşitliği mi?

Toplumsal cinsiyet eşitliği mi?
 

Bireyin kadın ya da erkek olarak gösterdiği genetik, fizyolojik ve biyolojik özelliklere "cinsiyet" diyoruz. Peki, Toplumsal Cinsiyet kavramı nedir? Kadının ve erkeğin sosyal olarak belirlenen rollerini ve sorumluluklarını ifade eder. Yani, toplumsal cinsiyet biyolojik farklılıklardan dolayı değil, kadın ve erkek olarak toplumun bizi nasıl gördüğü, nasıl algıladığı, nasıl düşündüğü ve nasıl davranmamızı beklediği ile ilgilidir. 

İdeal kadın ya da ideal erkek nasıl olmalıdır?  

Çoğumuzun bu soruya farklı cevaplar veririz. Doğaldır bu çünkü, yetişme tarzımız, kültürel yapımız, çevremiz, aile ve ahlak anlayışımız, dini görüşümüz farklıdır. Toplum olarak erkeği veya kadını nereye koyduğumuzla ilgilidir Toplumsal cinsiyet. Yani erkeğe ve kadına biçtiğimiz rollerin toplamıdır. 

Kadın için genelde, evine, çocuklarına, eşine bağlı, saygıda kusur etmeyen, çocuk doğuran, bakımını yapan, iyi yemek pişiren, sessiz, fazla konuşmayan, büyüklerine saygılı, fuzuli harcamalar yapmayan türünde yakıştırmalar yaparız. 

Ya erkek? Onun için neler söyleriz? Kuşkusuz yıllardır bize öğretilen, kafamızın içine kazınanları dile getiririz. Evinin geçimini sağlayan, karısına ve çocuklarına sahip çıkan, otoriter, kodu mu oturtan, arada bir çapkınlık yapma hakkı olan, (erkektir canım ne olacak ki?) iyi bir baba, iyi bir eş, daha fazlası can sağlığı. Bu yakıştırmalar kuşkusuz bölgeden bölgeye, kültürden kültüre değişir, farklılık gösterir. İşte bu bakış açılarıdır toplumsal cinsiyeti belirleyen. 

Kadın; gelenek ve göreneklerine sıkı sıkıya bağlı olmalıdır. Erkeğin üstünlüğünü, ataerkil yapının bir gereği olarak kabullenmelidir. Anlayışını benimseyen toplumlarda Kadının kendine güveni gelişmez, sorununun çözümünü hep erkekten bekler, çocukların eğitimi konusunda da fazla fikri yoktur. Öyle ki, kız çocukları çok erken yaşlardan (6-7) itibaren kardeşlerinin bakımını, temizlik, bulaşık yıkama ve özellikle de su taşıma gibi “ev kadını " rollerini üstlenmekte, böylece çocukluklarını yaşayamadan genç kızlık davranışlarını sergilemektedirler. Yine kız çocukları erişkinlik dönemlerinin hemen başında geleneksel değerler gerekçe gösterilerek evlendirilmekte, yasal hakları olan eğitimden de mahrum bırakılmaktadır. Böyle toplumlarda; kadın yaşlandıkça, erkek çocuk doğurdukça, gelin-torun sahibi oldukça, komşu kadınlara ebelik yaptıkça toplumsal statüye kavuşabilmekte, kısmen özgürleşebilmektedir. 

Öte yandan kişisel yaşam hedefleri içinde özellikle kızların okumasının bir anlamı yoktur onlar için; çünkü önlerinde bir model bulunmamaktadır. Oysa erkek çocuklarda askerde lazım olur, belki bir fabrikada iş bulur, ehliyet almak için en azından ilkokulu bitirmelidir mantığıyla hareket edilmektedir. 

Okula devam etmeme nedenleri incelendiğinde de; "toplumsal cinsiyet" faktörünün belirleyici olduğu görülmektedir.  

Eğitim, hukuk, sosyal ve siyasal alanda cinsiyetler arasındaki eşitsizlikler kadının toplumda, özel olarak aile içinde kadın sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. 

Aile içinde bireyler arasındaki iletişim eksikliği, başlık parası ve zorla evlendirme gibi geleneksel uygulamalarla, ne yazık ki kadına yönelik şiddet hâlâ varlığını sürdürmektedir. 

Yaşamının her döneminde hep bir erkeğe göre ya da ona bağlı olarak tanımlanan kadın, kendi kişiliğini ortaya koyabilme ve birey olabilme uğraşında erkeğe oranla daha büyük sorunlar yaşamaktadır.  

Toplumsal cinsiyette eşitlik; fırsatları kullanmada, kaynakların ayrılması ve dağılımında, hizmetleri elde etmede bireyin cinsiyeti nedeniyle herhangi bir ayrımcılığa uğramaması demektir Cinsiyeti nedeni ile toplumun "kadın cinsiyetine" biçtiği rol ve beklentileri, sonuçta kadınların insan hakları kapsamındaki bazı haklarını elde edememesine, kullanamamasına yol açmaktadır.  

Kadının bireyselleşmesi için toplumsal kalkınma çalışmaları çerçevesinde özellikle kırsal alanlardaki kadınlarımızın durumunu iyileştirmeye yönelik cinsiyetler arası dengeyi gözeten politikalar izlenmelidir.  

Cinsiyete dayalı toplumsal statü farklılaşmasının ağırlık taşıdığı kırsal alanın, kapalı cemaat yapısı, zaman içinde sağlanacak ekonomik gelişmeler ile sarsılacaktır.  

Bu süreçte kadınlara ekonomik güç kazandıracak çalışmalar yapılmalıdır. Ancak bu ekonomik güç ve gerektireceği nitelik sayesinde kadın, toplumsal alanda daha yüksek bir statüye kavuşabilecektir.  

Toplumsal cinsiyet eşitliği de ancak böyle sağlanabilir. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba. Bu toplumun ve konuşanlarının, %99'u müslüman bir milletin geldiği resim sosyolojik düzeyi yazdıklarınız ve en önemliside konu fotografınız. Kimki bu ülkede yüzü kızarmadan hala çıkıp konuşuyorsa orada önde giden ayıdan hiçbir farkı yoktur. İnanın yoktur. Saygılarımla size.

Ermert Revsen 
 05.02.2009 0:35
Cevap :
Teşekkürler... Duygularınızı paylaşıyorum. Sevgilerimle.  21.02.2009 11:31
 

Cumhuriyet tarihimizin en ıskaladığı durumdur kız çocuklarını okutmamak. İktidar olma kavgalarını bir yana bırakıp kızlarımızı okutabilseydik şimdiki pozisyonumuz çok farklı olacaktı herhalde. Neyse. Yazınızı okumamı sağlayan unsur oldu kullandığınız fotograf. Gerçekten yazınızı özetliyor. Saygılar sunarım.

DurmuşGüler 
 01.02.2009 0:09
Cevap :
Teşekkürler. Çabamız toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması yönünde olmalı diye düşünüyorum. ama her alanda, her yerde. Saygılar  01.02.2009 10:57
 

tüm toplumumuzu saran, hatta dünyayı saran bir eşitsizlik, ana erkilden, ataerkile devrildikten sonra adaletsizlik aldı başını gitti, bir daha da durumu düzeltemedik:) özlemiştik sizi, sevgiler...

Ruksan İLDAN 
 29.01.2009 23:47
Cevap :
Merhaba Ruksan Hanım; Kesinlikle doğu-batı sorunu değil yalnızca... Bunu belli bir etnik kökene indirgemek de doğru değil. Dünyada ideal bir yaşama kavuşmanın en önemli göstergesidir Toplumsal Cinsiyet Eşitliği. Bu aralar bu konuda bazı seminerler veriyorum, paylaşmak istedim. Sevgiyle, dostlukla  01.02.2009 11:00
 

Bloğu ilk okuyan olarak resimdeki adama ilk tüküren ben olabilirmiyim?

Esma KAHRAMAN 
 29.01.2009 14:05
Cevap :
Merhaba Esma Hanım; Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda bilinçli bir dünya yaratmaya katkı sunacaksa, tükürebilirsin... Her alanda cinslerin eşitliğini savunan biri olarak, en başta devlet politikalarının bu yönde değişmesni diliyorum. Sevgiyle.  01.02.2009 11:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 98
Toplam yorum
: 277
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1497
Kayıt tarihi
: 01.11.06
 
 

1970 yılında Siverek'te doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Tarsus'ta tamamladım. İstanbul Üniversites..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster